Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Sancar, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, iktidarın, "yalan, talan ve savaş üzerine kurulduğunu, yalansız yapamadığını" savunarak, en son örneğin ise yeni tip koronavirüse (Kovid-19) ilişkin vakaların açıklanması konusu olduğunu söyledi.

"Pandeminin başından beri verilen sayılar, kamuoyuna duyurulan rakamlar meğer yalanmış. Biz bunu zaten söylüyorduk. Yalan olduğunu biliyorduk." ifadesini kullanan Sancar, sadece kendilerinin değil pek çok kuruluşun, "pandeminin nasıl yalan üzerinden yönetilmek istendiğini" kamuoyuna açıkladığını belirtti.

İktidarın birden bugüne kadar yaptığı şeyin temelden yalan olduğunu kabul etmek zorunda kaldığına dikkati çeken Sancar, "Biliyoruz bunun sebepleri var. Yine bezirganlık peşindeler. Muhtemelen, vaka sayılarına göre yapılacak aşı tahsisi veya sağlanacak ekonomik yardımlardan daha fazla pay almak için şimdi birden bire 8 ayı sildiler. Sanki hiçbir şey olmamış gibi yüksek rakamları ilan etmeye başladılar." diye konuştu.

Açıklanan rakamlara göre, Türkiye'de bugün vaka sayısının 30 binin üzerine çıkmış durumda olduğunu vurgulayan Sancar, "Dünya genelinde en yüksek vaka sayısı bildiren ülkeler listesinde Türkiye birden bire bir günde 24'üncü sıradan 3'üncü sıraya yükseldi. Nüfus oranına göre değerlendirildiğinde ise günlük vaka sayısında Türkiye, dünya birincisi." dedi.

Sayıların hala güvenilir olmadığını ve belki de açıklanandan çok daha fazla olduğunu öne süren Sancar, açıklananın bile tablonun ne kadar vahim olduğunu gösterdiğini söyledi. Koronavirüsten dolayı ölenlere ilişkin açıklanan rakamlara da inanmadıklarını ifade eden Sancar, "Gerçekten inanmıyoruz. Daha fazla olduğunu belediye başkanları, günlük defin rakamlarını paylaşarak ortaya koyuyorlar." diye konuştu.

Rakamlara ilişkin yaşananlardan dolayı özür dilenmesini isteyen Sancar, şöyle devam etti:

"Özür dileyin ama özür dilemeniz sorumluluğunuzu ortadan kaldırmayacaktır. Hasta sayısının artmasındaki sorumluluğunuzdan, halk sağlığının tehlikeye atılmasındaki sorumluluğunuzdan ve hayatını kaybeden insanlarımız bakımından yaşayacağınız sorumluluğunuzdan kurtulamayacaksınız."

- "İktidarın açıkladığı yasaklar çelişkilerle dolu"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün koronavirüse ilişkin yeni tedbirleri açıkladığını anımsatan Sancar, "Biz de halk sağlığı için bazı yasakların olması gerektiğini başından beri söylüyoruz ama bu yasakların bir mantığı, sürdürülebilir bir yapısı olur. İktidarın açıkladığı yasaklar çelişkilerle dolu." görüşünü savundu.

Yasaklar açıklanırken desteklerin ise es geçildiğine işaret eden Sancar, "Evde kalanlara, esnafa, çalışamayacak durumda olanlara mutlaka destek bütçeden, devlet hazinesinden verilmelidir ama iktidarın açıklamasında yasak var; destek yok." dedi.

İnkar ve yalanın iktidarın neredeyse artık tek yöntemi haline geldiğini ileri süren Sancar, şu değerlendirmede bulundu:

"Belki ilk yıllarında başka yöntemleri de vardı yönetmek için ama hepsini tükettiler. Tükete tükete geldiler, tükenmekteler ve yalandan, inkardan medet umuyorlar. Ne diyorlar? 'Kürt sorunu yoktur' diyorlar. Bunu AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı geçenlerde yine söyledi.

Kürt sorunu, Kürt'ün hakkını inkar etmektir. Kürt sorunu, Kürt'ün iradesini inkar etmektir. Kürt sorunu, Kürt'e yönelen cinayeti, işkenceyi, zulmü cezasızlık perdesiyle aklamaya çalışmaktır ve bu iktidar bütün bunları yapmaktadır. Belki de bu iktidarı ayakta tutan, iktidar ortaklarını birbirine yapıştıran şey de tam bu Kürt düşmanlığıdır."

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda 2021 yılı bütçesine ilişkin görüşmelere de değinen Sancar, "Arkadaşlarımız, bütçe görüşmeleri boyunca bu bütçenin, savaş, yandaşa ve ranta göre hazırlandığını ayrıntılı olarak verilerle ortaya koydu." ifadesini kullandı. Sancar, bütçe görüşmelerinde çeşitli sorunların çözümüne ilişkin önergeler verdiklerini ancak bunların kabul edilmediğini söyledi.

Borsa İstanbul'un yüzde 10'luk payının Katar Yatırım Otoritesi'ne (QIA) devredildiğini anımsatan Mithat Sancar, şunları kaydetti:

"Bu iktidar, ülkeye Katar sermayesini kayyum yapmış. Şimdi bu ülkenin kaynaklarının başına Katar kayyumu gelmiş. İktidarın buradaki tek derdi, kendi varlığını korumak ve sürdürmek. Bunun için de Katar sermayesine ihtiyaçları var. Katar sermayesine ülkenin kaynaklarını peşkeş çekmek mecburiyetleri var ama bunların hesabını mutlaka soracağız."