Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Curtis Duffy adını ilk olarak geçtiğimiz yılın aralık ayında duydum. O günden bu yana hastalıklı bir şekilde yaşadıklarını takip ediyorum. Son zamanlarda hiçbir şefin hikâyesi beni bu kadar kendine bağlamadı. Heyecanlı bir televizyon dizisi izler gibi, Duffy hakkında basında çıkacak yeni haberleri bekler oldum. HT Pazar'dan Murat Bozok'un haberi...

2017 Aralık ayının son haftasında çok ilginç bir gelişme oldu. Chicago’daki 3 Michelin yıldızlı iki restorandan birisi olan Grace (diğeri muazzam şef Grant Achatz’ın Alinca isimli restoranı) aniden kapılarını kapattı. Restoranın şefi Curtis Duffy ve servis müdürü Michael Muser istifa edip tüm ekibi kendileriyle birlikte çektikleri için mekânın yatırımcısı Olszewski bu kararı almaya bir anlamda mecbur kaldı. Olszewski, Chicago’da inşaat sektöründe yatırımları olan milyarder bir işadamı. 2012’de yaklaşık 3 milyon dolar gibi bir para harcayarak bu mekânı açtı. İlk günden itibaren Grace’in başında şef Duffy vardı. Dört yıl içerisinde de ABD’de toplam 14 tane olan 3 Michelin yıldızlı restorandan biri olmayı başardılar. Grace için minimum iki ay öncesinden rezervasyon yapmak gerekiyordu. Hiçbir müşteri, itibar veya finansal problemi yoktu.

YILLIK KAZANCI 180 BİN DOLARKEN...

Sonradan çıkan haberlerde Duffy ve servis müdürü Muser’in, Grace’i satın almak için defalarca yatırımcı Olszewski ile konuştukları hatta sıkıştırdıkları ortaya çıktı. Olszewski ikna olmayınca veya bir başka deyişle blöfü görmeyince, Duffy ve Muser aniden istifa etme kararı aldılar. İstifa ettiğinde şef Duffy’nin yıllık kazancı 180 bin dolar civarındaydı.

Bu gelişme merakımı gıdıkladı. Bir inat uğruna, mükemmel bir şekilde işleyen restoran kapanmıştı. Acaba hangi taraf haklıydı? Bu konuda kafa yorarken gelişmeler ardı sıra devam etti. Şef Duffy kendi restoranını açmak istiyordu ancak eski yatırımcı Olszewski ile yaptığı iş sözleşmesi buna 5 yıl boyunca müsaade etmiyordu. Şimdi bunun hukuksal mücadelesini mahkemede veriyorlar. Diğer taraftan da Olszewski, Grace’i tekrar açmayı planladığını basına duyurdu. Gelecek vaat eden yetenekli bir şef ile yeniden zirveye çıkacağına inanıyor. Ancak gastronomi dünyası ve basın, Duffy’nin yanında yer aldığından, bir nevi lobi yaparak mahalle baskısı uygulamaya başladılar.

DUFFY İÇİN MUTFAKLAR REHABİLİTASYON MERKEZİ

Hikâyeyi daha da enteresan kılan ve bu lobiyi harekete geçiren ise Duffy’nin geçmişi. Duffy’nin doğduğu günden itibaren annesi ve asker emeklisi olan babası arasında şiddetli geçimsizlik yaşanıyormuş. Aldatma, alkol, şiddet ve karakolluk olma durumu en sonunda boşanma ile noktalanmış. Duffy ise kaçışı 12 yaşında mutfakta bulmuş. İlk işi pizzacıda çalışmakmış. 18 yaşına geldiğinde ise hayatının kâbusunu yaşamış. Babası defalarca barışmak için teşebbüste bulunduğu annesini 8 saat evde rehin tuttuktan sonra önce annesini sonra da kendini öldürmüş. Dramatik bir şekilde sonlanan bu rehin alma olayını Duffy, Amerikan halkı ile birlikte televizyonlardan naklen izlemiş.

Duffy için mutfaklar rehabilitasyon merkezi olmuş. 3 Michelin yıldızlı Charlie Trotter ve sonrasında da yine 3 Michelin yıldızlı Grant Achatz ile çalışmış. Kendisinin mentörü olan ve özellikle Chicago’da çok etkili olan Achatz’ın mahalle baskısında payı büyük. İlk aşçıbaşılık görevinde, genç yaşta Chicago Peninsula Otel’de 2 Michelin yıldızı almayı başarmış. Otel kapılarını 2011’de kapatınca da, Olszewski ile birlikte Grace’i açmışlar.

‘Grace’in sözlük anlamı ‘zarafet’, ancak görüldüğü yaşananlar pek de zarif değil. Dışarıdan bakanlar için ise bir film tadında. Duffy’nin kendi restoranını açmak için Olszewski’ye açtığı dava nasıl sonuçlanacak? Tazminat ödemek zorunda kalacak mı? Duffy eğer açabilirse, yeni restoranında başarılı olabilecek mi? Olszewski, Grace’te tekrar başka bir genç şefle zirveye ulaşabilecek mi? Bekleyip, hikâyenin sonunu hep birlikte göreceğiz...