'Sergi değil tek perdelik çalışma'
Jannis Kounellis'in İznik ve Kütahya seramik parçaları ile Anadolu kilimlerinden oluşan eserleri Galeri Artist'te İstanbullu sanatseverlerle buluşuyor
Eserleri Tate Modern ve MOMA gibi önemli müzelerde sergilenen Yunan asıllı Jannis Kounellis, İtalya'da başlayan Yoksul Sanat (Arte Povera) akımının en önemli öncülerinden biri. Kounellis'in İznik ve Kütahya seramik parçaları ile Anadolu kilimlerinden oluşan eserleri Galeri Artist'te İstanbullu sanatseverlerle buluşuyor
SELİN ÖNDER/ HT GAZETE
Fotoğraflar: Ozan Köse
Arte Povera (Yoksul Sanat) nedir?
İtalya'da 60'ların ruhu... Arte Povera, bir eserin dramatik kompozisyona sahip olması demek. Çerçevenin, tablonun dışına çıkmakla ilgili. Alanla ilgili fikir sahibi olmak ve diyalektik olmak demek. İstanbul'daki sergi de bunun bir örneği. İtalya'ya geldiğimde, Arte Povera henüz oluşmamıştı.
Arte Povera'yla ilgilenen sanatçılar çok çeşitli malzemeler kullanıyorlar, çoğu zaman beklenmedik malzemeler ama rasgele yığıntılar söz konusu değil, ardında ideolojik bir takım amaçlar var.
Zaten Arte Povera'nın kendisi bir ideolojinin sonucu. Malzeme kelimesinin kullanılması da hoşuma gitmiyor. Galerinin ortasına bir ton kömür koymaya malzeme kullanmak diyemeyiz.
Peki ama neden?
Çünkü Arte Povera bir ideoloji. Örneğin, Caravaggio son derece ideolojiktir, bu demek değil ki siyasidir. Bütün Rönesans bir ideolojidir. İtalyan resminin tamamı bir ideolojiye sahip olmakla ilgilidir. İtalyan sanatı ideoloji ve dramaturjidir.
Daha önce de bir kaç defa İstanbul'a geldiniz...
1989'da II. Uluslararası İstanbul Bienal'ine katıldım. 2010'da da İstanbul'da yönetmen Terzopoulos tarafından sahneye konan "Zincire Vurulmuş Promete" oyununun sahne dekorlarını tasarladım.
Biraz da bu serginizden bahsedelim...
Sergi demek istemiyorum, bu terimden hoşlanmıyorum. Bir sanatçının kişisel sergileri, bir sergi açmak gibi değildir. Eskiden bir sanatçı bir tablosunu ya da 10 tablosunu getirirdi, buna sergi denir. Ben stüdyodan eserlerimi getirmiyorum. Geliyorum ve burada yapıyorum. Bu sebeple sergi değil de "Atto Unico" demeyi tercih ediyorum.
Atto Unico?
Dramaturjiyle ilgili... Tek perdelik çalışmalar. Bir alanı alıyorum ve tasarlıyorum, önemli olan bütünlük.
Bu serginizde İznik ve Kütahya seramikleri ve kilimler kullanmışsınız. Neden?
Delacroix'nın çok önemli bir tablosu var, "Fas'ta Yahudi Düğünü". Aynı şeyi yapmak istedim, aynı farklı anlayışı. Neoklasik değil ama gittiğiniz yerdeki yaşantıyla ilgili bir vizyona sahip oluyorsunuz. Türkiye'de çalışmaya gelen bir sanatçı olarak, birşeyler hissediyorsunuz. Bir duygu, bir enerji hissediyorsunuz. Bütün bunlar seyahatlerimde gördüğüm öğelerden oluşuyor.
Yunan asıllı bir sanatçı olarak, Türkiye'nin tarihsel sürecindeki ve günümüzdeki Yunan öğelerine de değinebilirdiniz. Türkiye'nin bu yönünü yansıtmayı neden tercih etmediniz?
Her şeyi, tamamen yansıtmak istemiyorum. Delacroix gibi yapmak istiyorum. Bu anlamda, onunla aynı ideolojiyi paylaşıyoruz. Yunan asıllıyım ama kesinlikle İtalyan bir sanatçıyım ben. Arte Povera, İtalya'nın savaş sonrası gerçekliğinde ortaya çıkmış bir sanat akımı, ben de bir sanatçı olarak bu ortamda doğduğum için kendime İtalyan bir sanatçı diyorum.
Serginize dönecek olursak, seramikleri, kilimleri, kullandığınız diğer her şeyi nasıl elde ettiniz? Bu sergide neler yaptınız?
Hiç birşeyi getirmedim, hepsi buradan temin ettiğim şeyler. Bütün öğeler daha önce kullandığım öğeler. Sanatımın kendi özelliklerini yerel şeylerle birleştiriyorum. Her zamanki malzemelerimi ekledim; yünler, demir plakalar, çuvallar.. Örneğin bu demir plakaları, çalışmalarımda hep kullandım ve hep aynı boyutlarda plakalar kullandım. Tabii, ülkede ne oluyorsa onunla bağdaştırıyorum. Burada gördüklerim arasında neler bana esin kaynağı oluyorsa onlarla biraraya getiriyorum. İşte bu ideoloji dediğim şey.
Çalışmalarınızda hep yerel etkilerin izleri var diyebiliriz.
Bir sınırı aşmak için –bu sınır ne olursa olsun, güçlü bir çekim hissetmeniz gerekiyor, aşık olmak gibi ve sonunda diyalektik bir ilişkinin olacağını umuyorsunuz. O kültürün size birşeyler vereğini ve sizin de ona birşeyler verebileceğinizi umuyorsunuz.
1960'larda Arte Povera akımında çalışmış bir Türk sanatçı tanıyor musunuz?
Hayır ama günümüzün genç sanatçılarının Arte Povera ruhuyla çalıştığını düşünüyorum. Alan tasarımı, anti-dogmatik olma düşüncesi ve özgürlük yanlısı düşünce; bütün bunlar genç sanatçıların çalışmalarında var. Güney Afrika'ya gidin, Çin'e gidin, heryerde gençler malzemelerle çalışıyor...
Kounellis'in çalışmaları 15 Mart'a kadar İstanbul Fulya'daki Galeri Artist'te sergileniyor.
Yoksul Sanat (Arte Povera)
İtalya'da 1960'larda ortaya çıkmış bu sanat dalı, eleştirmen Germano Celant'ın çevresinde bir akıma dönüştü. Akım, kültürü klişelerden hatta tüm simgesel eklemelerden arındırma gerekliliğini savundu. Sergilere katılan Alighiero Boetti, Luciano Fabro, Jannis Kounellis ve Pino Pascali gibi sanatçılar, demir, mermer, bakır, lamba gibi her çeşit malzemelerle düzenlemeler yaptılar.
Jannis Kounellis, 1936 yılında Pire'de doğdu. 1956-1960 yıllarında Roma'da Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğrenim gördü ve Arte Povera akımının öncülerinden biri haline geldi