Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanununa göre, 4/a kapsamında çalışan kişilerin, işe başlama tarihinden önce işe giriş bildirgesinin Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) verilmesi gerekir. Bu kişilerin sigortalılığı, işe başladıkları günden başlıyor.

Ama kanunda bir açık kapı da yer alıyor. İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde işe giriş bildirgesinin “çalışmaya başlatıldığı gün” verilmesine olanak tanınıyor. İşçinin işyerine adım attığı günden bir gün önce işe giriş bildirgesinin SGK’ya verilmiş olması, kayıt dışı çalışmayı önlüyor. Buna karşılık, inşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerindeki iyi niyetli işverene kolaylık sağlamak için tanınan istisna maddesi, suistimalin önünü açıyor. Örneğin işyerine bir denetim elemanı geldiğinde sigortasız çalışan kişi ilk defa o gün işe başlamış gösterilebiliyor.

Kimi işyerlerinde, kayıt dışı çalıştırılan işçinin sigortası, kaza geçirdiğinde yapılıyor. İşte işveren açısından sorun da yasadaki açığı kullanayım derken iş kazası meydana gelmesiyle başlıyor.

Çünkü, aynı kanunun 23. maddesi, “Süresinde bildirilmeyen sigortalılıktan doğan sorumluluk” hallerini düzenliyor. Buna göre, sigortalı çalıştırmaya başlandığının yasal süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile SGK’ya bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce iş kazası meydana gelirse, işçinin uğradığı iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık halleri sonucu ödenmesi gereken gelir ve ödenekleri her durumda SGK’ca karşılanıyor. İşçi SGK tarafından güvence altına alınıyor.

Ancak, bu gibi durumlarda, SGK’nın yaptığı harcamalar ile ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile iş göremezlik geliri bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı “sorumluluk halleri aranmaksızın” işverenden alınıyor. Normalde bir iş kazasında SGK’nın yaptığı harcamaların işverene rücu edilebilmesi için işverenin bu kazada sorumlu olup olmadığına bakılıyor. Sorumluluğu varsa, sorumluluk oranında rücu ediliyor. Ancak, sigortasız işçi çalıştıran veya sigorta girişini iş kazasından sonra yaptırdığı anlaşılan işverenler, iş kazasında hiçbir sorumlulukları olmasa da rücu ile karşı karşıya kalıyorlar.

MAKSAT KAÇAK İŞÇİ ÇALIŞTIRMAYI ÖNLEMEK

Kanun, sigortasız işçi çalıştırmayı önlemek amacıyla, işverenin hiç kusuru olmasa dahi sigortasız çalıştırılan işçi dolayısıyla SGK’nın yaptığı ve yapacağı tüm masraflardan işverenin sorumlu tutulacağını öngörüyor. Olası bir iş kazası durumunda, işçi sakat kaldığında kendisine veya öldüğünde hak sahiplerine ömür boyu ödenecek iş göremezlik gelirinin peşin değeri, kaçak işçi çalıştıran işverene rücu ediliyor. Kaçak işçi çalıştıran işveren çok ağır bedel ödemek durumunda kalabiliyor.

SİGORTALI İŞÇİDE İŞVERENİN KUSURU YOKSA RÜCU EDİLMİYOR

Sigortalı çalıştırılan işçinin uğradığı iş kazasında ise SGK’nın yaptığı masraflar, işverene, kusuru oranında rücu ediliyor. Bu durumda hesaplama, işçiye bağlanacak gelirin peşin değerinin işverenin sorumluluk oranıyla çarpımı suretiyle yapılıyor. İşverenin herhangi bir kusuru yoksa, masraflar rücu edilmiyor.

Eğer işverenin yanı sıra üçüncü bir kişinin sorumluluğu varsa bu durumda, bağlanacak gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı sorumluluk oranıyla çarpılarak, üçüncü kişinin sorumlu olacağı tutar hesaplanıyor. Aynı anda hem işveren, hem de üçüncü kişinin sorumluluğu varsa kusurları oranında rücu ediliyor.

MESLEK HASTALIĞINA AF YOK

Meslek hastalığında ise işveren ve üçüncü şahısların sorumluluk halleri aranmaksızın, doğrudan rücuan tazminat davası açılıyor. Meslek hastalığı iş yerinin çalışma koşullarından kaynaklandığı için işveren, olaydan doğrudan sorumlu tutuluyor. Ölen sigortalının ölümünün meslek hastalığına bağlı olması durumunda da hak sahiplerine bağlanan ölüm geliri için rücu davası açılıyor.

PEŞİN SERMAYE DEĞERİ NASIL HESAPLANIYOR?

SGK, bir insanın hangi yaşta ortalama kaç yıl yaşam beklentisi bulunduğuna dair hesaplamalara dayanarak peşin sermaye değeri tabloları hazırlıyor. Bu tabloda, ölen veya sakat kalan sigortalı ile hak sahiplerinin yaşı itibarıyla ayrı ayrı katsayı bulunuyor. Örneğin, 25 yaşındaki bir sigortalı sakat kaldığı için ayda bin lira sürekli iş göremezlik geliri bağlandıysa, 12 aylık tutarındaki gelir 1.793.10 katsayısı ile çarpılarak 100’e bölünüyor. SGK, söz konusu kişi için 215 bin liralık fatura çıkartarak, işverenden ödemesini istiyor. Şayet işveren değil de üçüncü bir kişi sorumlu tutulmuşsa, bu kez onun yarısı olan 107 bin 500 lira alınıyor.

ZAMAN AŞIMI ON YIL

Rücu davalarında on yıllık zaman aşımı uygulanıyor. Bu nedenle, iş kazasının olduğu tarihte ya da meslek hastalığının tespit edildiği tarihte gelir bağlanan kimse bulunmazken, sonradan gelire giren sigortalı ya da hak sahiplerinin olması durumunda on yıl sonra bile rücu davasıyla karşı karşıya kalmak söz konusu olabiliyor.

İş göremezlik oranının sonradan yükselmesi durumunda da on yıl sonra dahi rücu ile karşılaşmak mümkün. Örneğin yüzde 10 oranında iş göremezlik geliri bağlanan kişiye daha sonra yüzde 15 oranında iş göremezlik raporu verilirse, aradaki fark da sorumluluğu bulunan işverenden isteniyor.

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri