AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, oturma eylemi yapan Diyarbakır annelerine ilişkin, "Annelerin ortaya koyduğu yaklaşım, bütün dünya üzerinde teröre karşı yükselen en güçlü sestir." dedi.

Yargı reformu konusunda da Çelik, "Şeffaf ve kapsayıcı yaklaşım, ifade özgürlüğünü, savunma hakkını, adalete erişimi ve adalet sisteminin işleyişinde kalitenin artmasını son derece güçlendirecektir." ifadesini kullandı.

Ömer Çelik, İsrail'deki işgal tartışmalarına ilişkin şunları söyledi:

"İşgal, bir çözüm politikası değildir. İşgal, Batı Şeria'nın ya da Ürdün Vadisi'nin işgali gibi yaklaşımlar, herkesin güvenliğini tehlikeye atacak, bütün barış süreçlerini sabote edecek bir yaklaşımdır. Dünyanın iki devletli çözümün altını çizerek, daha güçlü bir mesaj vermesi gerekmektedir."

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Erken seçim diye bir şey yok, seçimler bitti." dedi.

Kılıçdaroğlu'nun Tank Palet Fabrikası'na ilişkin iddialarına ilişkin Çelik, şu açıklamalarda bulundu:

"Cumhurbaşkanlığı kararıyla kararname arasındaki farkın bilinmesi gerekir. Bu gizli bir kararname değildir, bir Cumhurbaşkanlığı kararıdır. Cumhurbaşkanlığı kararının birçoğu yayınlanmayabiliyor, bu da öyle bir karardır.

Tesisin mülkiyeti, yine Milli Savunma Bakanlığı'nda kalacaktır. Mülkiyet kimseye devredilmiyor.

Ordunun ihtiyaçlarına dönük olarak zaaf oluşturacak bir yaklaşım söz konusu değil."

Çelik'in açıklamalarından satır başları:

Son darbe girişimi de bu bilinçle birlikte püskürtüldü. Çok büyük bedeller ödedik. Hak edilmiş bir demokrasiye sahibiz. Her türlü tartışma olabilir ama demokrasimizi terör örgütü unsurlardan, her türlü tehditten korumak gibi bir vazifemiz vardır. Bunun da en iyi yolu demokrasiyi ve hukuk devletini geliştirmektir. Fiziki saldırılara da cevap vermektir. Diyarbakır'daki annelerin çocuklarına kavuşmak için başlattıkları vicdan eylemi var. Kendilerini bir kez daha selamlıyoruz, annelerin ellerinden öpüyoruz.

"ANNELER ONURLU GELECEK VE HAYSİYETLİ HAYAT İSTİYOR"

Türkiye'de en ufak gelişmelere geniş geniş yer veren bazı yabancı basın yayın organlarının annelerin ortaya koyduğu duyarlı duruşa sessiz kalması dikkat çekicidir. Vicdanı duyuş ve duruş göstermesi gerekenlerin hükümeti ve devleti suçlamaya girmeleri bu asil duruşa gölge düşürücü bir yaklaşımdır. Türkiye teröre büyük bedeller ödemektedir. Devlet bütün gücüyle mücadele ediyor. AK Parti hükümetleri döneminde güçlü bir şekilde verilen mücadeledir. Bu vicdani duruşun hasasiyetin yanında olmaktır yapılması gereken. Annelerin ortaya koyduğu yaklaşım tüm dünyada teröre karşı en güçlü sestir. Anneler onurlu gelecek, haysiyetli hayat isteyerek bunu ortaya koyuyorlar.

"AK PARTİ KESİNTİSİZ REFORM ANLAYIŞINI ORTAYA KOYMUŞTUR"

Reform dönemi askerlik kanunu ile başladı. Askerlik kanunu Cumhuriyetin kuruluşunda mevzuatı oluşmuştu. Toplumdan, vatandaşlarımızdan, genç kardeşlerimizden gelen istekler doğrultusunda kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Sosyolojik gerçeklere uygun bir düzenleme yapıldı. Yargı Reformu Stratejisi, AK Parti'nin kesintisiz reform anlayışını ortaya koymaktadır. Bunların hepsi milletimizin ihtiyaçları için, sokaktaki vatandaşımızın yargıyla ilişkisinde adaletin yükselmesi için ortaya konulan yaklaşımlardır. Demokrasi, insan hakları, adalet taleplerini dikkate alan, onların merkezlerinde şekillenen reform anlayışı olacaktır.

"KESİNTİSİZ REFORM ANLAYIŞIMIZIN İKİNCİ ADIMIDIR"

Adalet Bakanlığımız süratle mevzuatla ilgili idari faaliyetle sonuçlanabilecek konuları gündemine aldı. Hak ve özgürlükler, adalet sisteminin daha genişletme konusunda atılacak adımların halledilmesini temin ederek gerçekleştirmeye çalışıyorlar. İfade özgürlüğü, savunma hakkıyla ilgili son derece şeffaf ve kapsayıcı yaklaşım ortaya koyuyor. Uygulamadaki alternatif çözüm yolları da gündeme gelecektir. Caydırıcılık yeni infaz gibi konular ele alınacaktır. Kesinkisiz reform anlayışımızın ikinci adımıdır.

"ÜÇ LİDERİN 'AYRILIKÇI GÜNDEM'E VURGU YAPMASI ÖNEMLİDİR"

Üçlü zirveden çok önemli bir ortak bildiri yayınlandı. Özellikle burada iç savaşın çıkmasından sonra terörle mücadele kisvesiyle yeni unsurlar ortaya çıktı. Bunlar YPG-PYD'nin fiili  durumdur. Üç liderin de 'ayrılıkçı gündeme' vurgu yapması son derece önemlidir. Soçi muhtırasını rejim defalarca ihlal etti. Bir sürü göç oldu, 600 binin üzerinde insan yerinden edildi. Burada esas mesele insancıl hukuk çerçevesinde insanlar için kötü durumların ortaya çıkmamasıdır. zirve kapsamında BM Güvenlik Konseyi tarafından terörist olarak tanımlanan DEAŞ, Nusra gibi örgütlere karşı ortak t utumun altının çizilmesi önemlidir.

"İNSANLAR AHLAKSIZ BİR ŞEKİLDE AKDENİZ'DE ÖLÜME TERKEDİLDİ"

İnsanlara ülkenize dönün demek kolay. Avrupa'nın yaptığı gibi insanları ahlak dışı ölüme terketmek gibi ahlak dışı uygulamalar Türkiye'nin benimseyeceği politikalar değildir. Sayın Cumhurbaşkanımız Suriye'de güvenli bölge kurulmasını önermişti. Türkiye'yi de aşan, Avrupa'yı da etkileyen sonuçlar doğurmaya başlayınca sesler yükselmeye başladı. Bir kısım ülkeler çözüm üretirken diğerleri bu insanları Akdeniz'de ölüme terk etti. Avrupa'daki bazı ülkelerin aşırı sağ, göçmen düşmanı tutumlarıyla ikinci parti haline geldi, parlamentolara tekrar girmeye başladılar. Çözümün en iyi adresi güvenli bölgenin kurulması vasıtasıyla Avrupa ve İslam dünyasının elini taşın altına koymasıyla bu insanların kendi topraklarına dönmesidir.

"ANAYASA KOMİTESİ'NİN KURULMASI ÖNEMLİ BİR AŞAMADIR"

Burada Türkiye iki şey yapmıştır. Birincisi Cenevre ve Astana sürecinde konuyla ilgili olanların tamamıyla temas halindedir. En önemlisi milli çıkarlarından, güvenliğinden asla taviz vermeyeceğinin altını çizmiştir. Siyasi çözüm ajandasını güçlü tutmuştur. Anayasa Komitesi'nin kurulmasıyla ilgili olarak herhangi bir pürüz kalmamıştır. Bundan sonrası da BM misyonuna uygun olarak konu takip edilecektir. Türkiye ABD ilişkileri hiçbir zaman gündemden düşmüyor. Bir konu kapanıyor, yeni konu açılıyor.

"TÜRKİYE GÜVENLİ BÖLGE İÇİN GEREKLİ ADIMI ATACAKTIR"

Türkiye güvenli olarak önüne bir tablo gelmezse bununla ilgili olarak bir iki hafta içinde atacaktır. Türkiye tabii ki müttefikleriyle beraber bu işleri yapmak istiyor. Bu mümkün olmadığı durumlarda egemen ve kudretli bir devlet olarak kendi halkının, bölge halkının çıkarlarını koruyacak kapasiteye sahiptir. Sayın Cumhurbaşkanımızla sayın Trump arasında aradaki ticaret hacmi revize edildi. 100 miyar dolarlık ticaret hedefine ulaşmak için somut bir yol haritası çıkmış olmuştur. Türkiye NATO içerisinde taahhütlerini en üst düzeyde yerine getiren ülkedir.

"İSRAİL'İN BATI ŞERİA'YI İŞGALİ DÜNYAYA ATEŞE ATACAKTI"

İsrail'de nasıl bir koalisyon çıkacak göreceğiz. Herkesi tedirgin edecek şekilde mevcut Başbakan, Batı Şeria'daki yerleşim bölgelerinin, Ürdün valisinin ilhak edeceğini söyledi. Bu bütün dünyayı ateşe atacak bir adım olacaktı. Ortaya çıkan seçim sonuçları da bu kadar radikal ve oradaki barış imkanlarını berhava edecek adıma İsrail halkının prim vermediğini gösteriyor. Bu siyasetler seçime 3-4 gün kala, seçimin sonucunu garantilemek üzere ortaya konmuş şeylerdir.

"ARAMCO'YA YAPILAN SALDIRIYI DOĞRU BULMUYORUZ VE KINIYORUZ"

İsrail umarız saldırgan tutumlardan çok daha sorumlu davranışlar sergiler. Çok taraflı siyasi süreç başlatılmasının tam zamanıdır. Bunun yerine işgali, barış görüşmelerinin sabote edilmesini, Filistin halkının haklarını gaspedilmesini bir politika olarak hiç kimse sonmumaktadır. Suudi Arabistan'ın Aramco tesislerine yapılan saldırı yeni bir krizi tetikledi. Bu tartışmaya ABD'den her tarafa kadar çeşitli odaklar dahil oluyorlar. Biz bu saldırının arkasında kimin olduğunu bilemeyiz. Sonuç olarak bu saldırıyı doğru bulmuyoruz ve kınıyoruz.

"YEMEN YENİ VAKALETLER SAVAŞININ SAHNE ALDIĞI BİR KRİZ"

Ortadoğu'da atılan her adımın artçı etkileri olduğunu görüyoruz. Her krize yeni krizler etkilenerek yeni fay hatlarını tetikliyor. Yemen krizi de aynı Suriye krizi de vakalet savaşlarının sahne aldığı bir krize dönüşmüştür. Yemen'deki tarafları ve bölgedeki fay hatlarını tetiklemektedir. Körfez meselesi de Ortadoğu'nun istikrarı için önkoşuludur.

SORULAR VE YANITLAR

"TÜRKİYE'NİN GÜNDEMİNDE ERKEN SEÇİM YOKTUR"

Öncelikle erken seçim diye bir şey yok. Seçimler bitti. Türkiye'de siyasetin patronu vatandaştır. Vatandaşımızın beklentisi reformların yapılması, devletin, milletin olağan işlerinin görülmesi, önümüze bakacak şekilde Türkiye'nin gelişmesi için çeşitli politikalara imza atılması. Gündemizide erken seçim yok. Bunu gündeme en son getirece kişi sayın Kılıçdaroğlu'dur. Hükümet gündemine hakimdir. Etrafımızdaki tablo konusunda, dünyanın gittiği yer konusunda daha hassas olmalıyız. Vatandaşımıza daha kaliteli hizmet götürmek için yeni politikalar üretmeliyiz. Gündemimiz bununla ilgilidir.

"SURİYE'DEKİ TABLONUN SORUMLUSUNDA BİR DEĞİŞİKLİK YOKKEN..."

Temel Bey, Esad'la görüşmeyi değil Suriye devletiyle görüşmeyi kastettim diye bir kelime kullandı. Haksızlık etmeyelim.Buradaki tavrımız ilkeseldir.Sanki Suriye devlet aygıtı çok pozitif davranıyor tek mesele Türkiye'nin görüşmemesiymiş gibi bir tablo ortaya konuyor. Bu rejimlerin birtakım reformlar yapmasıyla ilgili olarak sayın Cumhurbaşkanımız büyük gayretler ortaya koydu. Hatta bunlar kısmen de başlamıştı. Ama rejimin kendi halkına karşı silah çekmesi, hava kuvvetlerini kullanması, affedilmez bir suç olan kimyasal silah kullanamsı sanki hiç olmadı da sorun Türkiye'nin görüşmemesi gibi konuluyor. Bütün bu tablonun sorumlusunda bir değişiklik yokken niçin Türkiye Cumhuriyeti'ne tavır değişikliği tavsiye ediyorsunuz. Daha fazla insan zarar görmesin diye istihbarat ve askeri temaslar olabilir. Niye? Sahadaki insanlar temassızlıktan ötürü zarar görmesin diye. Rejime Türk siyaseti içerisinden bir nefes borusu uzatılması doğru değildir. Terör örgütlerinin oradan temizlenmesi, sahadaki fiili oluşumların ortadan kaldırılması, rejimin ihlaller ve katliamdan vazgeçmesi gerekir.

"ADALET BAKANLIĞI FETÖ İLE MÜCADELEDE KİLİT BAKANLIK"

Sosyal medyada veya başka yerlerde sayın Adalet Bakanı'nın tasarruflarıyla ilgili bir zaaf varmış gibi konulunca sayın Bakan cevap vermiş. Adalet Bakanlığı FETÖ mücadelesinde kilit bakanlıklardan bir tanedir. FETÖ en çok orada yapılanmıştı. Sayın Adalet Bakanımız da Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda mücadele ediyorlar.

"TANK PALET FABRİKASINDA HİÇ KİMSE İŞSİZ KALMAYACAKTIR"

Sayın Kılıçdaroğlu defalarca benzer şeyler söyledi. Bir parti genel başkanından konuştuğu konuda asgari düzeyde bilgi sahibi olmasını beklemek herkesin hakkıdır. Bu gizli bir kararname değildir, Cumhurbaşkanı kararnamesidir. Gizli saklı bir şey yok. Devlet içerisinde gizli bir şey yapılıyormuş gibi ifade ediyor kendisi. Karar ve kararname arasındaki farkın bilinmesi gerekir. Cumhurbaşkanı Kararnamesi'nin yayınlanmadığının bilinmesi gerekir. Milli Savunma Bakanlığı'na ait tesis özelleştirme programına alındı. Burada ordunun ihtiyaçlarına zaaf oluşturacak bir şey sözkonusu. Eldeki imkanların daha iyi kullanılması, yeni yatırımların yapılması için karar alındı. Yeni iş ve üretim imkanlarının oluşturulması hedefleniyor. Kaynakların en etkin ve en verimli şekilde kullanılması düşünülmektedir. Tesisin mülkiyeti yine Milli Savunma Bakanlığı'nda kalacaktır. Bununla ilgili gizli, saklı bir durum yok. 657'ye tabi olan personel MSB bünyesinde kalacaktır. Hiç kimse işsiz kalmayacaktır.