Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu'nun olağan toplantısı gerçekleştiriliyor.

Toplantıda başkan Ali Koç açıklamalarda bulundu. Koç'un sözlerinden satır başları:

Zor bir mevsim, zor bir süreç. Zaman inşallah ilaç olacak. Fenerbahçe taraftarlarının deprem için gösterdiği dayanışma gözlerimizi yaşarttı. Şehitlerimiz var. Derin üzüntü içerisindeyiz. Allah'tan rahmet diliyorum. Bir de çığ felaketimiz oldu. Sayı her geçen gün arttı. 41 canımız hayatlarını kaybetti. Doğa olayı, evet ama bunlarla da baş edebilmemiz lazım. En azından hazırlıklı olmamız lazım. Sabiha Gökçen'de yaşanan kazada da 3 vatandaşımızı kaybettik. Allah'tan rahmet diliyorum. Millet olarak beraberlik içinde yaralarımızı saracağız. 2020'nin kalanında Allah bize başka acılar yaşatmasın.

Toplatının başında Divan başkanımız Vefa Küçük'ün yaptığı açıklama nedeniyle kendisine teşekkür ederim. Cumhurbaşkanımızı ağırlamıştık burada. Kendisine şükranlarımızı sunuyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu kürsüde yaptığı açıklama gurur vericiydi. Samimi ve yakın tavırlar ile gönül bağını ifade etmesi memnuniyetle karşılanmıştır. Kendisi spora yakındır, yakından ilgilenmektedir. Büyük yatırım ve teşvikler söz konusudur.

Konuşmak istediğim çok şey var. Futbol takımımız... Şampiyonluk yürüyüşümüzü büyük kararlılıkla yürütüyoruz. Takımımız Ersun hocamızın önderliğinde var gücüyle çalışıyor. Sezonun 2. yarısı itibariyle oyunumuzla ligin en iyi futbolunu oynayan, şampiyonluğun en büyük ekibi konumundayız. Özellikle takımdaki arkadaşlık ve uyum, ekip ruhu, mücadele azmi, üzerine koyarak ilerlemesi bizi mutlu ediyor. Taraftarımızla şampiyonluğa ulaşacağımıza gönülden inanıyoruz. 14 hafta kaldı. Zor maçlar var, zaman zaman istemediğimiz sonuçlar alacağız. Taraftarlardan ricam tek vücut ve inançla, 29. şampiyonluk yolunda takımımızı desteklemeleridir. Geçen hafta iyi futbola rağmen kaybettiğimiz maçın ardından takımımızı karşılamaları, medya ve sosyal medyada yapılan saldırılara karşı kulübümüzü korumaları, bizi sahiplenmeleri bize çok büyük güç vermiştir. Taraftarımız sadece statta değil, her ortamda bu camiaya sahiip çıkıyorlar.

Biz hocamıza, takımımıza, taraftarımıza ve ilahi adalete inanıyoruz. Şampiyon olmak için her şeyi yapacağımızdan emin olmanızı istiyoruz.

Bir hatırlatma yapmak istiyorum. Son toplantıdan bu yana yoğun, hareketli, tartışma barındıran bir süreç yaşandı. Duygularımı paylaşmadan önce birkaç hususu hatırlatmak istiyorum. Biz göreve geldiğimizden beri gerginlik ve kaostan uzak kalmaya çalıştık. Büyük resme bakan, yapıcı yaklaşımla görevimizi yapmaya çalışıyorduk. Hatta bazı adımları atarken camiamızdan gelecek tepkileri bile göze aldığımız oldu. Mesela son günlerde harcama limitleri, yeniden yapılandırma gibi önemli konularda, toplantılarda hep resmin bütünüyle ilgilendik. Genel sorunlara baktık, tüm paydaşlar için çözümler üretmeye odaklandık.

Bugün gelinen noktada, sesi çok çıkanın haklı kabul edildiği, önce ben diyenlerin istediklerini aldığı ortam, bizi farklı davranmaya itmektedir. Biz Fenerbahçe camiası olarak gereğini yapmak konusunda bir an bile düşünmeyiz. Gözümüzü bile kırpmadan her türlü mücadeleye gireriz. Dün de yaptık, bugün de yaparız. Son zamanlarda sorduğumuz sorulara aldığımız reaksiyonlar haklılığımızı gösterdi.

Özellikle bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Cumhurbaşkanımızın buraya teşrifleri sonrasında yaşanan süreçte dikkat çeken olaylar yaşanmaya başladı. Bazı çevrelerin hedefi haline geldik. Hükümet ve Cumhurbaşkanımız ile bizi karşı karşıya getirmeye çalıştırlar. Ne bizim bugüne kadar söylediklerimizde ne de söyleyeceklerimizde Cumhurbaşkanımıza, iktidar partisine ya da başka partileri karşı bir söylemimiz olmayacaktır. Fenerbahçe içinde her türlü siyasi görüşü barındıran ancak kararlarını alırken hiçbir siyasi görüşün etkisinde kalmayan bir yapıya sahiptir.

2. bir konu ise aynı dönemde fazlasıyla dikkatimiz çekti. Hem kulübümüzün hem de şahsımın medya ve sosyal medyada kara propagandanın hedefi haline geldiğini görüyoruz. Çoğumuz bu yeni dünyanın bir parçası değiliz. Sosyal medyada bot hesaplar ve sahte hesaplarla algı operasyonu yaratmak kolayca mümkündür. Ben dahil sosyal medyada olmayanlar bunu anlamakta güçlük çekse de bu dünyada yer alanlar ne demek istediğimi gayet iyi bilirler. Son 3 ayda 24 defa olumsuz gündemler başlığıyla trend topic yapıldık. Hayatın olağan akışına aykırıdır. 3-4 günde bir değişik olumsuz başlıklar altında itibar saldırılarına maruz bırakıldık. Bunu siyasette yaşıyorduk, şimdi sporda yaşıyoruz. 

Biraz Trabzon'dan bahsetmek istiyorum. 12 Ocak'ta bir basın toplantısı düzenlemek zorunda kaldık. İlgili taraflara endişelerimizi, rahatsızlıklarımızı, önerilerimizi dile getirdik. Hiç beklemediğimiz şekilde taraflı tarafsız aldığımız mesajlar bu düşüncelerde yalnız olmadığımızı gösterdi. Basın toplantısı sırasında değindiğim mütemadiyen adil rekabetten bahseden Trabzonspor Başkanına vermek zorunda olduğum cevapta Trabzonspor'un sırtını devlete dayamasından bahsetmiştim. Tümünün arkasındayım. Cumhurbaşkanımız liderliğinde devletimiz sporun gelişmesi için aktiftir. Tesisler, yatırımlar yapılmıştır. Birkaç saat sonra mesela Burhan Felek Tesisleri açılacaktır. Oysa ki bizim sırtını devlete dayama meselesi farklıdır. Belki de emsali görülmemiş bir durumdur.

Elimizde olan bilgilerin, bilin ki epey bilgi var. Burada detaya girmenin yeri ve zamanı değil. Ancak Sayın Ağaoğlu'yla istediği her platformda bu konuyu konuşmaya hazır olduğumu bilmesini isterim. Biz iyiye iyi, yanlışa yanlış demeyi ilke edinmiş bir yönetimiz. Trabzonspor, büyük kulüplerden çok daha az bütçeyle yarışmaktadır, daha çok genç oyuncu oynatmaktadır. Bunu da bizzat Ağaoğlu'na söylemişimdir. Bununla birlikte en çok desteklenen takım olduklarını, bir medya grubunun kendi medyaları olduğunu söyledim. Niye TV'de bunları konuşayım istiyorum? Çünkü burada söylediklerim cımbızla alınacak. Bizim medyamız yok. Haklı olduğumuz zaman haklı kalmamızı isteyen çoğunluk da yok. Tek çaremiz canlı platformlarda herkesin izleyebileceği yerlerde düşüncelerimizi aktarmak. TRT Spor'da yaptığım başkanlarla bir aya gelme çağrımı yineliyorum.

Adil rekabete engel olan bu destek, tüm kulüpleri ilgilendirmektedir. Bütün kulüpler dediğime gelecektir. Bütün kulüpleri etkilemektedir.

Antalya'daki çıkışlarımız nedeniyle siyaseti futbola taşımakla tenkit edildik. Belki de yarın tehdit edileceğiz. Oysa ki bazı siyasetçiler, devletimizin gücünü kullanarak ilgili kulübe ne kadar destek sağladıklarını muhtelif ortamlarda kendileri, milletvekilleri yaptıklarından övünerek ifşa etmekten kaçınmıyorlar. Bunlarla beraber açık açık bir kulüpten taraf oluyorlar. Şampiyon olmasını istediklerini söylüyorlar. Milletveki söyleyebilir de sonrası normal değil. Siyaseti futbola biz mi karıştırıyoruz? Spor medyası bizi hedefe koyup iftira ediyormuşuz gibi bize saldırıyorlar. Son maçın ardından açıklamalarda bulunan bir bakanımız, aslında endişelerimizi parçalayan başka bir adım oldu. İki Türk takımının maçının ardından birini kutlayan, şampiyonluğunu dileyen açıklamalar bizde şaşkınlığa neden olmuştur. Hepimizi çocukken takım tutuyoruz ama belli mevkilere geldikten sonra bu kadar açık olma lüksümüz olmuyor. Toplumu rahatsız etmemek, vicdanları rahatsız etmemek adına. Hakemler etkilenebilir, federasyon etkilenebilir, kurullar etkilenebilir.

Her fırsatta karşımızda olan bir medya grubu... Bizi devletimizle karşı karşıya getirmek isteyenler de bu mecradır. İlk hedefi bir takımı şampiyon yapmak, 2. hedefi ise beni ve kulübümü itibarsızlaştırmaktır. Yediğimiz 2. gol, aut verilmesi gerekirken korner oldu. Bizim golümüz böyle olsaydı ne olurdu? 2.pozisyon Vedat'ın attığı gol... Kruse kaleciye dokunmuyor. Bu da tam tersi olsaydı ne olurdu? Kıyamet kopardı. Ne 'Fenerasyon'u kalırdı, ne Zorlu görüşmesi, ne TFF başkanının Fenerbahçeliliği, ne MHK başkanının Koç Grubu'yla çalıştığı kalırdı. Demek istediğim bunlar.

Bize çok tepkiler geliyor. Tesislere sokmayın diyorlar. En az suçu olanlar bizi takip eden muhabirlerdir. Onları cezalandırarak kurumu cezalandıramazsınız. Kafanıza takmamanızı istiyorum. Ana hedefi Fenerbahçe Başkanı'nı itibarsızlaştırmak olan medya grubunun akıl ve mantıkla bağdaşmayan iddialarıyla yapılan saldırıları ciddiye bile almayın.

Türkiye Futbol Federasyonu... 'Fenerasyon' deniyordu değil mi? Bizi şampiyon yapacaklardı. Son zamanlarda sorun yaşadığımız bir federasyon var. Verdiği ve veremediği kararlarıyla Türk futbolunda karmaşaya sebep olmaktadır. 1. olay defalarca söyledim... Nihat Bey diyor ya ben yanlış insanları dinliyormuşum. Hiç olmazsa ben birilerini dinliyorum.

Hakem hataları... Gittiğimizde sanırım 7. haftaydı. Zorlu ziyaretinin ana sebebi. Kazandığımız 11 maçın 9'unun hakemi bir sonraki hafta görev almamış. Sorduk, anlattılar. Mantığı anlamakla beraber tatmin olmadığımızı söyledik. Bir tane örnek vermek istiyorum. Mesela Başakşehir maçında Fırat Aydınus. Ne oldu da maç verilmedi? Ne oldu o maçta? Arda Kardeşler... Maç alamadı. Aynı hakem Kayseri'de deplasmanda maçını yönetti, 3 penaltımız verilmedi. Bize sıcak bakmayan taraflar tarafından bile hatalar olduğu söylendi. Bu hakem bir sonraki hafta maç aldı.

Göztepe maçında 4 dakika 17 saniye beklediler. Bunun izahatını alamadık. Emre Belözoğlu, bir futbolcu ile diyalog yaşadı. Ceza verilmesi mümkün olmamasına rağmen ek rapor istediler.

Muric'i niyet okumasıyla PFDK'ya sevk ettiler. Ceza vereceklerdi. Ne olduysa vermediler. Bunun amacı nedir? 

Son olarak devre arası transferleri... Nasıl Fenerbahçe'ye transfer yaptırmayız diyerek kılı kırk yararak her başvuruda yeni kurallar buldular. Harcama limitleri, devre arası transferleri... Yeniden yapılandırmayı yapamadık. Yapmadık değil, yapamadık. Detaylarını daha sonra anlatacağım. Kendi imkanlarımızla bir şeyler yapmaya çalıştık. Her yaptığımızı Lisans Kurulu'na verdik. Bazıları kabul edildi, bazıları edilmedi. Denkleştirme yapıldı. Biri kabul edildi, aynısı edilmedi. Verilen hak geriye alındı. Biz hep transfer yapma limitinin bir gıdım altına bırakıldık.

Nihat Bey, alay eder gibi transfer yaptılar ya diyor. Biz Falette'e lisans çıkardık. Sadık'a teşekkür etmek istiyorum, maaşından bir kısım fedakarlık yaptı. Öyle Falette'in lisansını çıkardık. Son derece yorucu, gönül kırıcı bir süreç yaşadık. Gördük ki bütün olay, biz Fenerbahçe'ye nasıl transfer yaptırmayız...

Yüzde 30, 40 olayı çıktı. Nihat Bey, Fikret Orman ve Adil Gevrek'in adını vermiş. Çok doğru argümanlarla, herkes için... Ne hikmetse Nihat Bey, kimle görüşme yaptığını söylemiyor. 30'u 40'a çıkardığı görüşmeyi söylemiyor. Haklı argümanlardı. O kulüp istedi. Bize söyledi. Niye çıkıp basının önünde söylemiyorsunuz? Enteresan. Asıl rol sahibi olan kulübün adının geçmemesi...

Zorlu görüşmesini defalarca konuştuk. Ne ilk ne son dedik. Nihat Bey çıktı dedi ki başka başkanlarla da görüştüm. Niye daha önce söylemediniz? Söyleyemiyor musunuz? Son derece rutin görüşme. Başka kulüpler temcit pilavı gibi gündeme getiriyor.

Nihat Bey diyor ki 3 Temmuz... Konuyu en iyi kendisinin bildiğini söylüyor. Tabii ki süreç aynı değil ama hedef aynı. Birinde şampiyonluk elinden alınmak istedi, bugün de muhtemel şampiyonluk.

Şaşırmıyoruz. Geçen sene başkan olmadan önce de hakem hatalarından bahsedince bir gazeteye tam sayfa beyanat vererek ben federasyona kefilim, Fenerbahçe başarısızlığına mazeret aramasın demişti. Aynı hafta bize federasyonla ilgili eleştirilerini söylemişti. Bizlere hak vermesini beklemiyorduk, yeter ki gölge etmesin.

Biz federasyon kurulurken destek vermiştik. Meğer Nihat Bey imtina ile seçilmiş. Kulüplere şikayet var ama çözüm yok diyor. Gidip Kulüpler Birliği'ne sorsun. İstenenlere cevap bile vermiyorlar. Alınması gereken her kararda kulüplerden oy birliği beklenecekse size ne gerek var? Krizleri çözmek için daha sık iletişim yapmalısınız. Bıçak kemiğe dayanması beklemeyin. İstifası konuşuluyor, ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Dost ortamlarında istifa etmeyi düşünüyorum demeyin. Kulüpler sütten çıkmış ak kaşık değil. Ana sorun TFF'nin güç kaybı nedeniyle karar alamaması zikzak yapmasıdır. 

TFF başkanlığı çok zordur, evet. Bir de bunu yaparken yönetiminizden bir kişiyi bile seçemiyorsanız daha da zordur. Allah hem sizin hem de Türk futbolunun yardımcısı olsun.

Şimdi gelelim ezeli rakip, ebedi dostumuzun başkanına... Tribünleri memnun etmek için midir yaptığı açıklamaları gülerek izliyoruz. Nereden başlayacağımı bilmiyorum. Yaşına hürmetten, camiasına saygıdan konuşmak da istemiyorum ama mecbur ediyorlar.

Birkaç örnek paylaşacağım. Bilinçli bilinçli konuşup sataşmaları... Çıkalım TV'de konuşalım diyoruz. Biz yanıt verince Ali Koç, Galatasaray'a sataştı diyorlar. Tarafsız olabilenlerden rica ediyorum, bazılarınız için mümkün değil. Diyor ki bizim puan silinmesine kafayı takmış. Öyle bir durum olsa federasyon kendisi siler. Eskişehir, Bursa'nın puanı silindi diyor. Hiç alakası yok. Onlar futbolcuların paralarını ödemediği için yurt dışından aldıkları cezalar. Puan silinecekse de önümüzdeki sene silinecek.

Kendisine yetişmek çok zor. O kadar çok gaf yapıyor ki hangi birine değineceğime şaşırıyorum. Zaman zaman dediklerini anlamak da zor, garip garip cümleler kuruyor. Anlaşılmayınca şaka yaptım diyor. Bir dediği bir dediğini tutmuyor. TV çağrımı yineliyorum. Kamuoyunu, medyayı rahatlatalım. Kulüplerimize de 3-5 kuruş kazandırırız.

Oyun oynanırken kural değişmez diyor. Bir de şeffaflık... Bir şey unutuyorsunuz. Sırf sizin için talimat değişti geçen sezon. Federasyonun 97. maddesinde hak mahrumiyeti maddesi var. 1. madde diyor ki hak mahrumiyetiyle cezalandırılanlar müsabakada görev alamaz. Stadyumlara giremez diyor. Sonra Sayın Cengiz, 150 gün ceza alıyor. Mektup yazıyorlar federasyona. Bu madde değişiyor. Diyor ki kulüp başkanlarının aldığı ceza, protokol tribünü dışındaki tribünlere girebilir diyerek değişiyor. Bu sene de eski haline getiriliyor. Ya unutuyorsunuz ya da bizim unuttuğumuzu sanıyorsunuz.

Biz 6 yedik ama şampiyon olduk diyorsunuz, o sene Beşiktaş şampiyon oldu. Harcama limitlerinde esneklik olmaması için var gücüyle çalışıyor. Yine diyor ki; UEFA'ya göre 5 milyon ceza etme hakkımız vardı, daha fazla ettik. UEFA bunu anlayışla karşıladı, teşekkür ediyoruz diyorsunuz. Ama kendi liginize gelince kamuoyu baskısı yaratıyorsunuz. Bu nasıl bir çelişkidir?

Şeffaflık... Vergi ödemişiz, yapmışız. Biz SPK'ya kote bir kurumuz. Her şeyi açıklıyoruz. Biz de demek zorunda kaldık. Siz niye 10 bin euro harcadınız dedik. Ankara'da çalıştaydan sonra açıklama yaptı. 13.6 milyon ödedim ben dedi. Nerede bu para, yolda mı düştü bilmiyorum diyor. Nerede şeffaflık? Hangi birinden başlayayım ki? Anlaması zorlu kararlar bunlar.

3 Temmuz... Bizim için artık kabul edilemeyen şekilde uzayan, son olarak uzamasıyla midemizi bulandıran, neyse ki iyi kararlar da çıkabiliyormuş. Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım ve diğer kişilerin örgüt üyesi olduğu iddiası ortadan kaltık. Bu süreç sonunda bir kumpas olduğu anlaşılacağına inancımız tamdı. Fenerbahçe olarak bu davayı sonuna kadar takip etmek zorundayız.

4 Nisan, kurşunlanma olayı... 5 yıl geçti, hala bir şey bulunamadı. En ufak detaya ulaşılmaması, herhangi bir detaya ulaşılmaması anlaşılır değil.