Habertürk'ten Arzu Kaya'nın haberine göre, İstanbul Pendik’te, 6 Temmuz günü hamile kadın ve eşine dehşeti yaşatan Seydioğlu Baklavaları’nın sahibi Hasan ve Hüseyin Sel hakim karşısına çıktıkları ilk celse tahliye edildiler.
 
TARAFLAR İLK KEZ HAKİM KARŞISINA ÇIKTI

Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki davanın ilk duruşmasına tutuklu sanıklar Hasan Sel ve Hüseyin Sel cezaevinden getirildi. Şikayetçiler 7 aylık hamile Ayfer Bahçıvan ile eşi Yunus Emre Bahçıvan da duruşma salonunda hazır bulundu. 
 
AYLIK GELİRLERİ…

Duruşmada ilk olarak sanıkların kimlik tespiti yapıldı. Baklavacılık yaptığını söyleyen Hüseyin Sel, aylık gelirinin 15 bin lira olduğunu söylerken, ağabeyi Hasan Sel ise gelirinin 50-60 bin lira olduğunu söyledi.
 
“YAPMAMAM GEREKİYORDU” SAVUNMASI

Olay gününü anlatan Hasan Sel, emniyet şeridinden ilerlediklerini söyledi, Yunus Emre Bahçıvan’ın aracını kendilerine doğru kırdığında aynaların temas ettiğini savundu. Sanık Hasan Sel ifadesinde, “Müştekinin kullandığı araç önümüze doğru gelince yan aynalar yine temas etti. Ben camdan ‘sen ne yapıyorsun, bizim hastamız var’ dediğim halde, bana ‘magandalar aynama vurdunuz, sizi polise teslim edeceğim’ şeklinde konuştu. Seyrimize devam ederken bizim aracımızın sol tarafına vurdu. Biz de bunun üzerine durduk. Amacımız konuşmaktı. Ben de şeker hastasıyım. Annemle ilgili sözler de sarf edilince kendimi kaybettim, sinirlendim. Yapmamam gerekiyordu, pişmanım. Yaptığım doğru değil ama aynasını gösterince ben de aynasına vurdum ve kırdım. Aracın arasından geçemeyince, müştekinin aracına çıktım, istemeden de olsa bastım kaputa” dedi.

 
HAKİMDEN EMNİYET ŞERİDİ SORUSU

Bu savunma üzerine mahkeme hakimi, “Niye emniyet şeridinden gidiyorsunuz” diye sordu. Sanık Hasan Sel ise, “annemin rahatsızlığından dolayı gitmek zorunda kaldık” şeklinde yanıt verdi.
 
“BİZE EN BÜYÜK DERS SOSYAL MEDYADAN”

Aracı kullanan sanık Hüseyin Sel de olayı anlattı. Ayfer Bahçıvan’ın hamile olduğunu bilmediklerini öne sürdü. Maddi hasarı karşılamak istediklerimi söyleyen Hüseyin Sel, “Babamdan, dedemden gelen işletmeyi sürdürüyoruz. Yanımızda 150 kişi çalışıyor. Biz mahkemede müştekilerden, kamuoyundan, kendi ailemizden özür diliyorum. Bu bize yakışan bir durum değil. Maddi hasarı neyse karşılamaya hazırız. Manevi olarak özür dilemekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Sosyal medyadaki linç girişimi, bize edilen hakaretler ve küfürler çocuklarımızı etkiledi. Olayın boyutu çok büyüdü. Bizim şirkete gelen telefonların, edilen küfürlerin ardı arkası kesilmiyor. Şirket çalışanları telefon santralini kapattı. 4 milyon 750 bin lira gelir vergisi ödedik. Bize verilen en büyük ceza, ders sosyal medyadan yapılan linç oldu. Bankalar bile bize verdikleri kredileri geri çağırıyorlar. Biz edepli insanlarız” şeklinde savunma yaptı.


 
GÖZYAŞLARI İÇİNDE ANLATTI

Duruşmada gözyaşları içinde dehşet anlarını anlatan mağdur Ayfer Bahçıvan ise, “Olaya anlam veremedim. Hala trafiğe çıkarken korkuyorum. Sağımdan solumdan araçlar geçerken tedirgin oluyorum. Biz bunları hak etmedik” dedi. Eşi Yunus Emre Bahçıvan da, “Sadece bir şerit alamadıkları için bunu bize yaşatmaya hakları yok. Eşim defalarca düşük tehlikesi geçirdi. Hem eşim hamile, hem altımdaki araç şirketin. Bunu bile bile kalkıp üzerlerine sürmem” diye konuştu.
 
İKİ KARDEŞE TAHLİYE GÖZYAŞLARINA NEDEN OLDU

Mahkeme tarafları dinledikten sonra ara kararını verdi. Sanıkların delil karartma ve kaçma şüphesi bulunmadığını gerekçe göstererek tahliyelerine hükmetti. Sanıklar hakkında yurt dışına çıkış yasağı konuldu. Kararın ardından mağdur Ayfer Bahçıvan gözyaşlarına hakim olamadı.
 
KAÇ YILA KADAR HAPİSLERİ İSTENİYOR?

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı şüpheliler tutuklandıktan 1 gün sonra jet iddianame hazırlayarak, Hasan ve Hüseyin Sel’in “kara ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma”, “mala zarar verme” ve cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından 20’şer yıla kadar hapislerini istemişti.  

  "HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ"

Yunus Emre Bahçıvan, “Öncelikle basına ve halkımıza desteğinden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Çok yorgunuz. Bebeğimiz için kontrole gideceğiz. Sabah duruşma var öğleden sonra doktor kontrolü var. Bizim için en önemli olan bebeğimizi sağ salim hayatta görebilmek. Şu an hiçbir şey sonlanmadı. Doğumdan sonraya ertelendi duruşmamız var. Sadece tutuklulukları söz konusu değil. Tamamen toplum baskısından dolayı bir özür dileme söz konusu. Bunu mahkemede direkt olarak hakime de söyledim. Kesinlikle pişmanlık duygusu yok ve beyanlar da zaten bizim yaşadığımız olaylardan tamamen farklıydı. Hakkımızı helal etmiyoruz çünkü yaşadıklarımızı bir biz bir de Allah biliyor. Bu kolay bir şey değil. Ne olursa olsun insanlar ne mesleğe sahip olursa olsunlar kimsenin kimseye bu şekilde rahatsızlık vermeye hakkı yok, biz bunun peşindeyiz” şeklinde konuştu.

"HAKKIMIZI SONUNA KADAR ARAYACAĞIZ"

Avukat Adem Yavuzaslan, “Mahkeme tahliyelerine karar verdi sanıkların. Bu beraat ettikleri anlamına gelmiyor. Dava halen sürüyor. 5 Kasımda bir sonraki duruşması olacak. Olay aslında sadece trafikte yaşanan bir saldırı bir kavga gibi gözüküyor ama o kadar basit değil. Olayın sadece hukuki boyutu yok. Ahlaken tepki çeken boyutu da var. Araç içerisinde hamile bir bayan var. Bundan dolayı da toplum hassasiyet gösterdi ve sahiplendi. Olayın en önemli kısmıydı. İddianamede 3 tane ayrı suçlama vardı. Bir tanesi hürriyeti kısıtlama, diğeri mala zarar verme ve trafikteki bir aracı alıkoyma idi. Bunlardan dolayı iddianame düzenlendi ve yargılama bundan dolayı devam ediyor. Aslında o video görüntüsü 30 saniyelik bir görüntü gözüküyor ama ceza tekniği açısından baktığınız 5 ayrı suç var. Ayrıca küfür ve hakaret olayı var. Bunun yanında bir de kasten yaralamaya teşebbüs suçu var. Çünkü eğer camı kırıp kapıyı açabilseydi zarar verecekti, bu belliydi. Biz bunlarla ilgili taleplerimiz mahkemeye ilettik. Biz hakkımızı sonuna kadar arayacağız" dedi.