Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Kılıçdaroğlu: Devleti kayıtdışına çıkarıyorlar
0:00 / 0:00
HABERTURK.COM

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuşuyor. CHP lideri, "Kısa çalışma ödeneği 456 gün ve işsizlik aylığı 433 gün sürdü. Bu ayın sonunda bitmemesi gerekiyor. Sorunlar hala devam ediyor. Bu uygulamayı sürdürmek gerekiyor. Eğer bunları keserseniz işsizlik patlar" dedi.

İşsizlikle mücadele konusunda açıklama yapan Kılıçdaroğlu, iktidar olmaları durumunda, "Bütün sağlık kadrosunda atamaları yapacağız, atama bekleyen öğretmenlerin tamamının atamasını yapacağız" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, öğretmenlerin atama konusundaki talepleri üzerine, "Hiç açık yok tam aksine fazlalık var" sözlerine tepki gösteren Kılıçdaroğlu, "Erdoğan'a göre öğretmen açığı yok. Sarayda öğretmen açığı yok. Herkesin durumu çok iyi. 3-4-5 yerden maaş alıyorlar" ifadelerini kullandı.

"Biz inançların siyasete alet edilmesini istemeyiz" ifadelerini kullanan CHP lideri, "Mısır'daki siyasi idamlar doğru değil. Başbakan astık, bakanlar idam edildi, gencecik evlatlarımızı ölüme yolladık. Ne oldu, hepimiz üzülüyoruz. Astığımız insanlar için havalimanlarına, üniversitelere isimlerini veriyoruz. Siyasi idamlara karşı çıktık, çıkmaya devam edeceğiz" dedi.

ERZURUM TEMASLARI

CHP lideri Kılıçdaroğlu, "21-22 Haziran tarihlerinde 37 milletvekili, toplam 55 CHP'li Erzurum'a çıkarma yaptı. Uzun yıllardır Erzurum'dan CHP milletvekili çıkaramıyoruz. Gittik, oturduk dinledik mi? Gitmedik. Bütün ilçelerini arkadaşlarımız gezdi. 'Yardımlar kesilir mi' diye bir endişe var. İhtiyaç sahibi kardeşim, yardımlar kesilmeyecek tam tersine yardımlar artacak. CHP'li belediyelere bak, kesildi mi, tam tersine arttı" diye konuştu. Kılıçdaroğlu "Giden arkadaşların verdiği raporlar hiç iç açıcı değil. İşsizlik kol geziyor. Bundan sonra Erzurum'a yine gideceğiz" dedi.

"DEVLETİ KAYITDIŞINA ÇIKARIYORLAR"

"Devletin iyi yönetilmediği hepimiz iyi biliyoruz" diyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Saray, 'ben devletim' diyor. Devlet dediğiniz kurum yıpranmaya ve çürümeye başladı. Ekonomi ve hukukta devlet kayıt dışına çıkmaya başladı. Önce bütün bakanlıklarda teftiş kurullarını kapattılar. Niçin? Bir yerde yolsuzluk varsa bakan 'inceleyin' diyecekti. Gerek yok bunlara dediler. Ekonomide kayıtdışılığın altyapısını oluşturdular. Devlette liyakati da tamamen kaldırdılar. Yandaşları getirdiler. Bürokrasiyi robotlaştırdılar. O kadar farklı bir tabloyla karşılaştık ki, bakanların önünde, milletvekillerinin önünde, valinin önünde, belediye başkanının önünde rüşvet tartışması yapıldı Serik'te. Devleti kayıtdışına çıkarıyorlar. Savcı ne yaptı? 'Bu parayı kim aldı' diyen bir savcı çıktı mı? Türkiye şu anda Avrupa'nın en büyük karapara aklayıcısı ülkelerinden biridir. Böyle bir rezaleti Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç görülmemişti. Uyuşturucu, kara para, kadın ticareti ne kadar iş varsa kabul ettiler. Haramla besleniyorlar, helali kabul edemiyorlar. Ekonomiyi kayıtdışına çıkardılar, hukuku da kayıtdışına çıkardılar. Bu paralar nereye gidiyor, kim alıyor bu paraları? Neden saray ve beslemeleri sessiz kalıyor; beslendikleri için. Bugün Türkiye'de rüşvetsiz iş yapmak mümkün değil. Devletle muhatap olduğun andan itibaren rüşvetsiz iş yapmanın mümkün olmadığını görüyoruz.

Eskiden Devlet Planlama Teşkilatı diye bir kurum vardı, yatırımların öncelikleri belirlenirdi. Ekonomi kayıtdışına çıktıktan sonra, hukuk da askıya alındıktan sonra devletin bütün yatırımlarını 5'li çete belirliyor. Devletin bütün büyük yatırımlarını 5'li çete sarayın desteğiyle yapıyor. Buna da Cumhuriyet tarihinde ilk kez tanık oluyoruz. Kime hangi rantlar, garantiler verilecek bütün bunların tamamı kapalı, kimse bilmiyor. Ekonomi kayıtdışında. Garantileri de kimse bilmiyor. Havuz medyası kayıtdışı tirajlarla devleti soymaya devam ediyor. Onlar da verilen bu rüşvete ortaktır. Böyle bir rezaleti Türkiye hiç yaşamadı.

Kayıtdışının en temel özelliği nedir? Kayda alınmamasıdır. Bunun önüne nasıl geçilir; devletin şeffaf olmasıyla öne geçilir. Devleti yöneten siyasi parti diyecek ki, '83 milyon vergi veriyor, bu vergileri şuralara harcadım' diyecek. En tipik örneği; en güçlü kurumlarımızdan birisi olan ve şimdi şamaroğlanına dönen Merkez Bankası. Kanuna aykırı yetkiyi aldılar, Hazine ve Maliye Bakanlığı'na verdiler, damat-kayınpeder 128 milyar doları buharlaştırdı. Devleti yöneten kişiler kendileri, aileleri ve yakınlarıyla topluma örnek olmak zorundadır. İsraftan kaçınacaksın. Herkesten önce sen vergini ödeyeceksin. AK Partili ve MHP'li kardeşlerime seslenmek isterim; siz de vergi veriyorsunuz. Nasıl oluyor da Erdoğan ve ailesi yurtdışında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne vergi vermemek için sahte şirket kuruyorlar. Devleti soyulacak bir organ gibi görüp önemli rakamları kayıtdışına almak ne kadar doğrudur? Bir devlet nasıl bu hale gelir?

10 BİN DOLAR ALAN SİYASETÇİ TARTIŞMASI

Kayıtdışı büyüdüğü zaman, rüşvetler de büyür. Rüşveti kamu görevlisi alır. Devletin İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu devletin televizyonuna çıkıp, 'Her ay bir siyasetçiye 10 bin dolar ödeniyor' dedi. Erdoğan ne dedi? Tık çıkmadı. Hala rüşveti savunana oy vermeye devam edecek miyiz? Kendi vicdanınıza sorun. Devleti soyulacak bir organ haline getiren bir siyasi anlayışa oy verecek misiniz? Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bütün yolsuzlukların ilkini yaşıyoruz. Daha neler çıkacak bilmiyorum."

CHP lideri, TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamlarını eleştirirken, "Ekonomi kayıtdışına çıkınca, siyasi otorite rüşvetten beslenince vatandaşa para kalmıyor. Nasıl maaşlara zam yapacaklar? TÜİK devreye girsin, enflasyonu küçük bir rakam olarak yayınlıyorlar. İşçinin, memurun, emeklinin parasını çalıyorlar. 5'li çete başta olmak üzere kendi takımlarına veriyorlar. İşçinin, memurun ve emeklinin oturup düşünmesi lazım" ifadelerini kullandı.

"Devlette çürüme başlıyor dedik ya" diye sözlerini sürdüren CHP lideri, "Merkez Bankası gibi, BDDK gibi sözde bağımsız kurumlar. Hepsi bağımlı. bunların TBMM'ye bilgi vermeleri lazım. Bunlar Meclis'e gelmiyorlar. Parlamentonun bu kadar aşağılandığı dönemi hiç yaşamamıştık. İktidar sahiplerine bakın, Gazi Meclis'e bakın. TBMM Başkanı ne yapıyor? 'Niye bilgi vermiyorsunuz' diyor mu? Erdoğan'dan izin almadan diyemez" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, "Eğer yargı dik durabilse, hakimler hukukun üstünlüğüne ve vicdanlarına göre karar verebilse bu rezaletler olmaz. Ama öyle bir tablo oluşturdular ki hakim karar verirken saraya bakıyor. Gelen talimata göre karar veriyor. Böylece hukuk da kayıtdışına çıkmış oluyor. Türkiye farklı bir sürecin içine giriyor" dedi.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

"Erdoğan şahsım hükümeti Türkiye'yi felakete sürükleyecektir" diyen CHP lideri şunları söyledi:

"Bu kadar ağır konuşuyorum mahkemeye de vermiyorlar. Hukuk neden hukuk dışına çıkarıldı, devlet neden kayıtdışına çıkarıldı? Erdoğan 'Ben ne Anayasa'ya ne AYM'nin kararına uymuyorum saygı da duymuyorum' diyor. Hukuk, devlet benim diyor. Öyle bir noktadayız ki İstanbul Sözleşmesi, kadına şiddeti engelleyecek sözleşme. Bir gece karar alınmış 'Ben kaldırdım.' Kimsin sen, Meclis'in üzerinde misin? AYM'ye sesleniyorum; anayasaya uyacaksınız o sözleşmeyi tekrar uygulamaya sokacaksınız.

Yolsuzlukları kapatmak için özel çaba harcıyorlar. İBB'de yolsuzluklar var mı, var. İçişleri Bakanı harekete geçti, hepsinin üzeri kapatıldı. Haramzadeyi korumak nedir? Yolsuzlukları yapanı korumak nedir? Bunlarda vicdan, ahlak var mı? Öyle bir rezaletle karşı karşıyayız ki hukuk kalmadı. Mersin Limanı'na kokain gelir, yakalanır dava açan yok. Brezilya'dan İzmit'e kokain gelir dava açan yok. Allah bilir piyasaya sürdüler. Bu tablo karşısında hala adam oturuyor."

"Hükümetin ekonomide ve hukukta kayıtdışına çıkması ne anlama gelir" diye soran Kılıçdaroğlu, "Yönetimin mafyaya teslim olması anlamına gelir. Geldiğimiz nokta budur. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti hükümeti yeraltı dünyası tarafından yönetilmektedir" dedi.

"ADALETİ GETİRECEĞİZ"

CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Bütün mukaddes değerlerimizi tahrip ettiler. Tarihte böyle bir şey hiç görülmemiştir. Önce devlette kirlenme başlıyor. Arkasından çürüme başlıyor. Üçüncü aşama koku başlıyor, sistem kokmaya başlıyor. Onlar kokuyu hissetmiyorlar çünkü onlar lağım çukurundalar. Onlar hissetmiyorlar" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

"En son bu ülkenin Anayasa Mahkemesi bile konuşmaya başladı. Devleti hukukun dışına çıkardılar, ekonomiyi hukukun dışına çıkardılar. Mafya siyaseti besler hale geldi. İşsizlik mi var hiç umurlarında değil, ceplerine bakıyorlar. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Bu memleket çok badireyi atlattı. İktidar olduğumuzda bu memlekete gerçek anlamda adaleti getireceğim. Kul hakkı yiyenin burnundan fitil fitil getirmezsem bana da Kemal Kılıçdaroğlu demesinler. Ben devr-i sabık yaratma anlayışında değilim. Önceliğimiz bu memlekete adaleti getirmek."

KANAL İSTANBUL TEPKİSİ: SÖKE SÖKE ALACAĞIZ

"Belediyeler ihaleleri canlı yayınlasın diye talimat veriyor" diyen CHP lideri, "Sen küpünü doldurdun tabi. Sen niye yayınlamıyorsun. Sözde yaranacak. Rüşvetten, yolsuzluktan beslenenler adaleti getiremezler" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu Kanal İstanbul projesi hakkında şunları söyledi:

"Yerli ve milli diye geçinenler egemen güçlerin taşeronluğunu yapmaya başladılar. Dış güçlerin temsilcisi Erdoğan. Söke söke alacağım. Bir müteahhitlere sesleniyorum, bu işe giren müteaahhit kendisini unutsun. Bankalara söylüyorum, bu işe kredi veren unutsun kendisini. Bürokratlara söylüyorum, imza atanların burnundan fitil fitil getireceğim. Tank-palet fabrikasını söke söke Katarlılardan alıp şanlı ordumuza vereceğiz. Söke söke Süleyman Şah Türbesi'ni vatan toprağına götüreceğim. 750 milyon doları alacağım, çiftçiye vereceğim. Türk Telekom'u aldılar birilerine verdiler, binalarını arsalarını sattılar zararını bize bıraktılar. O Hariri ailesinden bütün parayı alacağım."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin üniversite sınavlarının kaldırılması çağrısına yanıt veren CHP lideri, "Sayın Bahçeli demiş ki, 'Siyasi muhataplarımıza çağrıdır; gelin bu üniversite sınavlarını kaldıralım.' Bahçeli'ye bir iyi bir kötü haberim var. İyi haber, üniversite sınavları kaldırıldı, kötü haberim bizim çocuklarımız için değil" dedi.

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.