Müsavat Dervişoğlu: Davaların siyasi yönünü resmileştirdi
İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, "Kabine'nin başı haricinde hiçbir değişiklik bağlayıcı değildir. Bütün bakanlıklar artık 'siyasi unsur' haline gelerek, Cumhurbaşkanının talimatlarını yerine getiren, temsil makamlarından öte bir anlam ifade etmemektedir. Bu açıdan yeni kabine değişikliği, ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ndeki illüzyondan başka bir şey değildir. Ancak ana muhalefet partisine yönelik en büyük hukuki süreçleri yöneten bir ismin Adalet Bakanı olarak görevlendirilmesi, bu davaların siyasi yönünü de resmileştirmiştir" dedi
ABONE OLİYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Vatandaşın iradesi, kişisel hesapların altında eziliyor. Siyaset müessesesi güvenilirliğini kaybetmiştir. Demokrasinin fazileti, faziletli kişiler sayesinde değer kazanır. Eğer bunu yapmaya muvaffak olamazsanız; kişilerle birlikte demokrasi de aşağıya gelir. Dün kara dediğine, bugün ak dememek esastır. Burada cambazlık bir hak değildir" dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu.
Dervişoğlu, her vesileyle büyük büyük laflar ve büyük sloganlar dinlediklerini belirterek, "Şimdilerde 'Terörsüz Bölge' diyorlar; muhatap oldukları binbir çeşit teröriste bakmadan. Bir türlü cebimize ve cüzdanımıza yansımayan, rakamsal büyümeleri dinliyoruz. Dış düşmanlar, iç düşmanlar, adalet sarayları, anayasalar ve 'umut hakkı' diyorlar. Ben kendimi bildim bileli bu siyasetin ya içinde oldum ya da kıyısında. Haklıymışız dediğim, haksızmışım dediğim oldu. Eleştirdiklerim, beğendiklerim de oldu. Ama ben ahir ömrümde, hiçbir dönem hatırlamıyorum ki siyaset dediğimiz şey, bir insanımızın dahi hayatına iyilik için, esenlik için, sağlık, refah ve haysiyet için dokunmasın. Ben devletin, vatandaşını korumaktan, kucaklamaktan, yüzünü güldürmekten, onun yaşamına güzellik katmaktan böylesine uzaklaştığı bir dönem hatırlamıyorum. Bir kanun çıkıyor; gençler perişan. Bir yönetmelik yayımlanıyor; öğretmen perişan. Bir taslak hazırlanıyor; çiftçi, köylü perişan. Bir kararla binlerce yatırımcı batıyor, iflas ediyor. Yıllar geçiyor, seçimler geçiyor ve biz yine aynı noktaya varıyoruz. Biz o 'umut' denilen mefhumu, o duyguyu, o hakkı o ölen kadınlara, o kız çocuklarına kendi insanımıza ne zaman vereceğiz? Yaşamak hakkını, barınmak hakkını, eğitim hakkını, güvenlik hakkını; gülmek, eğlenmek, çalışmak, yürümek, gezmek hakkını; kısaca insanca yaşamak hakkını ne zaman, hangi aşamada tesis edeceğiz" dedi.