Aynı yaşlardalar, aynı dönemlerde yönetici oldular, aynı dönemlerde çok ciddi ameliyatlar geçirdiler. İkisi de kız babası, Aynı anda “Çalış çalış nereye kadar” deyip yöneticilikten istifa ettiler. Şimdi dostluklarını Maraton programında zirveye taşıyorlar.
En yakın arkadaşım evleniyor. Ne giysem diye düşünürken bir telefon geliyor; “Şansal Büyüka ve Mustafa Denizli sizi bekliyor, birlikte maç da seyredeceksiniz” diyorlar. Haftalardır bu buluşmanın peşindeyim ama düğüne gitmezsem hayat boyu vicdan azabı çekeceğim. Düğün kıyafetimle Digiturk merdivenlerini tırmanırken buluyorum kendimi. Herkes garip garip bana bakıyor. En çok da Mustafa Denizli. “Mustafa Bey, hayatımda hiçbir erkeğin peşinden sizinkinden koştuğum kadar koşmadım, bugünün anısına gece elbisesi giydim” diyorum, kahkahasını patlatıyor. Evet aylardır Denizli’nin peşindeyim ve onu bu buluşma için kandıran Şansal Büyüka. İşte bayram şekeri tadında bir sohbet.
Mustafa Bey sigara içiyorsunuz, doktor yasaklamadı mı?
Mustafa Denizli: Yasakladı çok içmiyorum.
Şansal Büyüka: Bak ben hiç içmiyorum.
Kimin sesi daha az çıkar? Kayıt cihazını onun yanına koyayım.
M.D: Şansal’ın yanına koy benim sesim çıkar.
Dostluğunuz kaç yıla dayanıyor?
M.D: Dost olduğumuz yıl sayısı şu anki orta yaş grubunun tüm hayatı kadar. Şansal’ı bilmem ama onun benim hayatımdaki yeri çok farklıdır. Ömrüm gazetecilerle geçti. Çok arkadaşım oldu ama Şansal farklı. Bir de aynı yaşlarda olunca birbirimizin dilinden anlıyoruz.
Ş.B: Gazeteci - sporcu ilişkimiz olsaydı bu kadar yakın olamazdık.
Erman Toroğlu’nun yerine en az onun kadar etkili bir isim bulacaktınız ama neden Denizli?
Ş.B: Beşiktaş’a gitmeden önce de bizde yorumcuydu. Futbol bilgisi inanılmaz. Türkiye’de birileri futbol konuşacaksa bu Denizli’den başkası olamaz.