1 oyuncu fiyatına 2 oyuncu!
Atilla Türker, kurnaz İlhan Cavcav'ın uyanık menajerleri nasıl ters köşeye yatırdığını yazdı
Haftalardır yazıyorum... “Uyanık bir menajer, cambaz bir kulüp yöneticisi ile el ele verdiği zaman... O kulübün kasası, tam takır, kuru bakır haline geliyor. Bu yöntemle pek çok kulübümüz yıllarca soyuldu. Halen de soyuluyor. Ve kontrol mekanizması işlemediği taktirde... Yarınlarda da soyulacak...”
Haliyle eleştirenler var, “İyi de kardeşim... Hep hırsızlığı ve ahlaksızlığı yazıyorsun. Arada sırada iyi örnekleri de yaz” diye.
Hay hay efendim... Yazayım.
Yıl 2006. Aylardan kasım. Günlerden 12.
Çok değerli bir menajer kardeşimiz, Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav’a teklifini sunar... “Elimde öyle bir futbolcu var ki... Müthiş... Tüm dünya peşinde koşuyor. Bugün 1’e alın, yarın 10’a satarsınız...”
İlhan Bey’in gözü parlar.
Menajer kardeşimiz detaya girer:
- “Adı Sandro... Brezilyalı... 23 yaşında... Sadece 1.5 milyon dolar... Her şey dahil...”
Feleğinin çemberinden bin kere geçmiş olan İlhan Cavcav, herhangi bir kazığa meydan vermemek için, bu teklif üzerinde iyice düşünmeye başlar. O sırada devreye kulübün genel menajeri girer. Gençlerbirliği kulübünün maaşlı personeli olan genel menajer de “Efendim, ben de araştırdım. Sandro’yu mutlaka alalım. Çok yetenekli... Üstelik sudan ucuz... Bu futbolcuyu yarınlarda sattığımız taktirde kulübün kasası dolar, taşar...”
İlhan Cavcav, derin bir “Ohhh” çeker. Ne de olsa, futbolcunun menajeri, güvenilir... Kulübün menajeri, daha güvenilir. Bu kişilere güvenmeyecek de... Kime güvenecek.
Hemen talimatını verir:
“Bulduğunuz ilk uçakla Brezilya’ya gidin... Verin 1.5 milyon doları... Sözleşme imzalamadan dönmeyin...”
Aynı gün... Öğleden sonra... İlhan Cavcav’ın Balgat’ta bulunan fabrikasının kapısı çalınır. İçeriye biri girer... Kim midir bu?.. Bir dost...
Der ki bu dost, “İlhan Bey, kazık yiyorsun...”
İlhan Bey, koltuğundan sıçrar... “Çabuk anlat” der.
Bu dost, izah eder:
“Sandro, 1.5 milyon dolar falan etmez. Ortada bir indiragandi var. Dolandırılıyorsun. Bu futbolcuyu yarı fiyatına alabilirsin. Alacak insanları da biliyorum.”
Yine bu dost, detaya girer:
- “Sandro’nun toplam maliyeti 800 bin doları tek kuruş geçmez.. Nasıl mı?.. 300 bin dolar Sandro’ya... 500 bin dolar da kulübüne...”
İlhan Cavcav, “dolandırılıyorsun” lafının verdiği öfke ile... Kolları o an sıvar... “Brezilya’ya ben gidiyorum” der.
Yanına da çok güvendiği 2 kişiyi alır... Kimleri mi... “İyi futbolcuyu, yürüyüşünden tanırım” deme özgüvenini yaşayan Mustafa Kaplan ile... 64 yaşına kadar Ankara amatör kümelerinde gol kovalayan Aykut Akalın’ı...
Ertesi günü... Yolculuk öncesi... İlhan Cavcav, kulüp yöneticilerine şu bilgiyi verir:
- “Almanya’ya gidiyorum. Münih’e... Fabrikam için makine alacağım. Çok ucuzmuş orada makineler...”
Yani... Böyle de duygu ve düşünce yüklüdür İlhan Cavcav!!! Menajerleri kırmadan, dökmeden bu işi çözmek ister. Hem bu şekilde, yapacağı operasyonun önüne de geçilmemiş olur!
Ve ardından... İlhan Cavcav’ın, Münih değil, İstanbul ve Madrid aktarmalı Sao Paulo yolculuğu başlar.
* * *
2 gün kalır Sao Paulo’da İlhan Cavcav... Gittiği gün, Sandro’yu izler... Beğenir. Fiyatını sorar: 800 bin dolar... Her şey dahil.
İşte budur olay!!!
Ayrıca... Ertesi günü... Başka bir maç daha izler Cavcav... Bu maçta da bir oyuncuyu beğenir. Kimi mi?.. Tozo’yu... Fiyatını sorar Tozo’nun. 225 bin dolar. Ama 20 bin dolar da menajerlik ücreti vardır.
“Kabulümdür der” Cavcav... Toplam 245 bin dolara Tozo’yu da alır.
Yani... Menajerler, el ele vererek, 1.5 milyon dolara sadece Sandro’yu itelemeye çalışırken...
İlhan Cavcav, toplam 1 milyon 45 bin dolar vererek hem Sandro’yu, hem de Tozo’yu alır, gelir. 455 bin dolar da kulübün kasasında kalır...
* * *
İlhan Cavcav, hep şunu söyler:
Öpülmenin yaşı yokmuş... Menajerler beni çok öptü. İnanılmaz kazıklar yedim... Bu menajerlerden korkulur.
Düşünün... Bu sözü Cavcav söylüyor.
Şeytana bile pabucu ters giydirebilecek bilgi ve deneyime sahip bulunan Cavcav...
Diğer bazı yöneticilerin düştüğü durumu düşünmek bile istemiyorum.
* * *
Tekrar vurgulamamda yarar var:
1- Kulüplerde, transfer işi, sadece belli kişilere bırakıldığı taktirde, biraz beceriksizlik, çokçası da cambazlık yüzünden, rezalet kaçınılmaz oluyor.
2- Az da olsa son derece düzgün bazı menajerlerin, sahtekar menajerlerle aynı kefede görülmemesi gerekiyor.
Sözün özü şu: Piyasadaki bazı taklacı menajerler, bazı cambaz yöneticilerle el ele vererek... Kulüplerin içini boşaltıyorlar... Ve bu müthiş soygun, hiç hız kaybetmeden, tüm ahlaksızlığı ile devam ediyor. Kontrol mekanizması işlemediği taktirde, bu soygun, yarınlarda çok daha büyük boyutlara ulaşır.
Yerimiz yine bitti dostlar... Sporumuzdaki güzel insanlara selam, bu tür yazılara devam.