Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

ÜLKE HAKEMLİĞİNİN İÇ YÜZÜ - SON

MHK, FIFA kokartı bulunmayan bazı hakemlere maaş verirken, FIFA kokartı taşımaya hak kazanan bazı isimlere ise profesyonel sözleşmeleri olmadığı için henüz maaş bağlamadı. Bu farklı ücret uygulaması değişik yorumlara yol açıyor.

Saha içinde adalet dağıtması gereken mekanizma, kendi içinde yana yakıla adalet arıyor. Maaş ve ücret uygulamasının tam oturmaması, camiada huzursuzluğa yol açıyor. Bu huzursuzluk performansa yansıyor. Motivasyonu etkiliyor. Ekip ruhunu zedeliyor. Başarıyı etkiliyor. Aynı maça giden aynı konumdaki iki hakemin çok farklı ücretler alması, haliyle hakemler arasında değişik tartışmalara yol açıyor. Bazı hakemler günün birinde “Adalet istiyoruz adalet” diye bağırırsa kimse şaşırmasın. İsterseniz, sözü daha fazla uzatmadan ücret uygulamasını ortaya koyalım.

Futbol Federasyonu, 9 hakemle profesyonel sözleşme imzaladı. Kim bunlar? Cüneyt Çakır, Fırat Aydınus, Bülent Yıldırım, Hüseyin Göçek, Halis Özkahya, Mete Kalkavan, Ali Palabıyık, Tolga Özkalfa ve Barış Şimşek.

20’ŞER BİN LİRA
Sözleşme gereği bu hakemlerin her birine aylık 20’şer bin lira veriliyor. Maç yönetseler de yönetmeseler de her biri bu maaşı alıyor. Tabii yönettikleri maç için de ayrı ücret ödeniyor. Haliyle, Süper Lig’de ayda 2 maça çıkan profesyonel sözleşme sahibi bir hakem, yaklaşık 33 bin lira almayı hak ediyor. Bu hakemler arasında Cüneyt Çakır’ın özel bir durumu var. Diğer hakemlerin maaşı 20 bin lira olmasına karşın, Cüneyt Çakır’ın maaşının 30 bin lira olduğu ifade ediliyor.

1 ay önce FIFA kokartı takan Deniz Ateş Bitnel ve Alper Ulusoy ile henüz profesyonel sözleşme imzalanmadı. Tolga Özkalfa ve Barış Şimşek ise FIFA’dan düşmüş olmalarına karşın, daha önce imzaladıkları sözleşme gereği maaş almaya devam ediyorlar. Bu yıl FIFA’dan düşenler maaş alırken, bu kokartı takmaya hak kazananların maaşa bağlanmaması, büyük bir garabet olarak yorumlanıyor. 9 profesyonel hakemin dışında kalan 34 üst klasman hakemi de bu maaştan yararlanamıyor. Halen 43 olan üst klasman hakem sayısının yeni sezonda 22’ye indirileceği ve bu hakemlerin hepsi ile profesyonel sözleşme imzalanacağı bildiriliyor. “Adalet geç de olsa gelecek” deniliyor!



MAÇ BAŞI 5 BİN 750 TL

Süper Lig’de düdük çalan bir hakem, maç başı 5 bin 750 lira alıyor. Süper Lig’deki yardımcı hakemlerin ücreti 2 bin 750 lira... PTT 1. Lig’deki düdük hakeminin ücreti ise 3 bin lira... 2. Lig’de düdük çalan bir hakem 2000 lira, 3. Lig’de ise 1000 lira kazanıyor. Tabii bu rakamlar, maç tazminatı...

Bir de harcırah var. Yol harcırahı... Kilometreye göre değişiyor. 250 ila 500 kilometre arasında bir mesafeye gidildiğinde bu harcırah 695 lira oluyor. Bu paranın içinde otel ve konaklama gibi harcamalar bulunuyor. Artık nerede kalırsanız, ne yer ve içerseniz, hakem olarak size kalmış... İster “Bize bu yakışır” diye 5 yıldızlı otelde kalın. İsterseniz “Para biriktirmemiz lazım” diyerek ucuz yollu bir misafirhanede konaklayın. Hakemlerin uçak ücretleri ise TFF tarafından karşılanıyor.

MİNİ YORUM | BİRİ YER, BİRİ BAKAR

Profesyonel hakemlik Türk futbol tarihinde bir milattır. Zekeriya Alp ile başlayan ücret artışı Yusuf Namoğlu ile yükselirken, Kuddusi Müftüoğlu ile tavan yaptı. Bu paralarda kimsenin gözü yok. Helal olsun. TFF Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hiçbir şeyi sakınmadan bu büyük projeye imza attılar. Bundan artık dönüş olamaz. Yalnız bu ücret politikasını belli kriterlere uydurmak gerekir. Hakemler arasında ayrım yapmak yanlıştır. Hani bir söz vardır, ‘Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar’ diye... Hakemin cesaretli ve özgüven sahibi olabilmesi için ekonomik güç şarttır. O halde hakemler bu gücü kaybetmek istemiyorlarsa sahadaki performanslarını da buna paralel artırsınlar.

CESARET CESARET CESARET!
Hakem eğitiminin yetersiz olduğu söylenemez. Çünkü UEFA konvansiyonuna bağlı olarak hakemlerimize en iyi eğitim veriliyor. Veriliyor ama çok büyük sıkıntılar devam ediyor. Camiadaki herkesin ortak görüşü şu: “Cesaret, cesaret, cesaret!...” Eğer iş başında bulunan Merkez Hakem Kurulu cesur olursa... Kimseden korkmazsa... Bu cesaretli tutumunu hakemlere aşılarsa... Düdükler korkmadan çalınırsa... Eyyam yapılmazsa... Başarı gelecektir. Yoksa kuralları herkes biliyor. Hakeme cesur karar vermek düşüyor.

HAKEMLİKTE TORPİL OLUR MU?
Bu konuda farklı görüşler var. MHK’nin eski başkanlarından bir dostumuz anlatıyor: “Geçmiş yıllarda çok çok önemli bir isim aradı. Yeğeninin hakem olduğunu söyledi. Klasman yükseltmem için benden destek istedi. Kendisine aynen şunu söyledim: ‘Bir insan torpille her şey olabilir. Ama hakem olamaz.’ Bu sözüm üzerine teşekkür etti ve telefonu kapattı.” Buna karşın camiada söz sahibi kişilerin çok önemli bölümü, torpil sonucu hakemlerin ve gözlemcilerin üst
klasmanlara kadar yükseltilebileceğini dile getiriyorlar. Öyle ki geçmiş yıllarda ve halen de bazı hakemlerin torpille iyi yerlere getirildiğini belirtiyorlar.

YABANCI MÜMKÜN DEĞİL!
Hakem camiasındaki bir tek kişi bile yabancı hakem uygulamasına sıcak bakmıyor. Yabancı hakem getirildiği takdirde ülke hakemliğinin tamamen biteceği dile getiriliyor. Çözümler üretildiği zaman ülke hakemliğinin en kısa zamanda ayağa kalkacağı vurgulanıyor. Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, yabancı hakem tartışmasının bile çok yanlış olduğunu belirtiyor. Demirören, ‘Yabancı hakem istemek ihanettir ve ayıptır’ diyor. Geçmişten bugüne görev yapan
tüm Merkez Hakem Kurulu Başkanları ve üyeleri de yabancı hakemin ülke futboluna hiçbir yarar getiremeyeceğini, tam aksine inanılmaz büyük zararlar vereceğini ifade ediyor. Mevcut Merkez Hakem Kurulu Başkanı Kuddusi Müftüoğlu da yabancı hakem tartışmalarına karşı çıkarak çok sert tepki ortaya koyuyor. Bu doğrultuda faal hakemler ve gözlemciler de Türk hakemlerine sonuna kadar güvenilmesi gerektiğini bildiriyor.

İŞTE SORUNLAR YUMAĞI!

1-  MHK’nin torpille oluşması.
2-  Gözlemcilerle hakemler arasında ahbap çavuş ilişkisi kurulması.
3-  Önemli düdüklerin çok yıpranması.
4-  Günü kurtarma politikası ile genç isimlerin kenarda tutulması.
5-  TFF’nin hakem kıyımına çanak tutması.
6-  İki dudak arasında bulunan hakemlerin çok zor durumda kalması.
7-  Yeni isimlerin vitrine çıkmaması.
8-  Kişisel hesaplar uğruna kavgaların hiç eksik olmaması.
9-  MHK’nin içinde bile huzursuzluk olması.
10- Yönetime gelmek isteyen birilerinin sürekli kuyu kazması.
11- Hakem yöneticileri arasındaki nifak tohumlarının her geçen gün artması.
12- MHK’lerin suyu getiren hakemlerle testiyi kıranları bir tutması.
13- Hata yapan hakemlere ısrarla şans tanınması.
14- Hakemlerin büyük takımlara karşı çok daha toleranslı olması.
15- FIFA düzeyindeki hakemler arasında bile gruplaşmaların doğması.
16- Kulüp, medya ve taraftar baskısının her geçen gün artması.
17- Baskılar karşısında bazı hakemlerin ayakta duramaması.
18- Hakemlerin mental olarak maçlara yeteri kadar hazırlanmaması.
19- Yardımcı hakem uygulamasının tam oturmaması.
20- Üst klasman hakemleri arasındaki ücret politikasının tutarsız olması.
21- Bir maç daha fazla alma hırsı ve ihtirası ile bazı hakemlerin sürekli eyyam yapması...

BİTERKEN...
Bu yazı dizisi bugün bitiyor ama hakem camiasındaki sıkıntılar kolay kolay biteceğe benzemiyor. Yarınlar ne getirir bilinmez ama bizler her türlü sıkıntıyı kaleme almaya hazırız. Yarınlarda da yazacağız. Düşüncesini aktarmak isteyen dostlara kapımız sonuna kadar açık... Yeter ki paylaşalım. Yeter ki çözümler ortaya koyalım. Yeter ki bu güzel camia adına güzel işler yapalım. El ele... Bekliyoruz. Bekliyorum. (Atilla Türker)