Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HABERTÜRK SPOR | ERHAN TELLİ


3 yıl önce Emirates Cup gibi dünyanın en prestijli turnuvasında Porto ve Arsenal gibi takımlara karşı 40 bin seyircinin önünde mücadele eden Galatasaray, şimdi İsviçre’de sıradan rakiplere karşı 3-4 bin taraftara oynayan bir takıma dönüştü. Kupayı kazandı ama ne heyecanı ne de havası vardı.

Galatasaray’ın son yıllarda içine düştüğü durumu özetlemek için, yukarıdaki başlığa bakıp biraz düşünmek yeterli aslında...

Nereden, nereye? Çok değil, daha üç yıl önce yeni sezon hazırlıkları için futbolun beşiği İngiltere’nin en prestijli tesisi olan St. George’s Park’ta kamp yapıp, ardından Emirates Cup gibi dünyanın en prestijli turnuvasında Porto ve Arsenal gibi takımlara karşı 40 bin seyircinin önünde mücadele eden bir Galatasaray...

Bugün ise ancak 3-4 bin taraftarın güçlükle doldurabildiği bir statta, İsviçre 1. ve 2. liginin temsilcilerine karşı, kazanana 1 metrelik çakma bir şampiyonlar kupası ile yanında kol saati verilen bir turnuvada mücadele eden Galatasaray... Geçtiğimiz yıl yapılan onca yanlışa ve yaşanan büyük hayal kırıklığına bakıldığında, ‘Buna da şükür’ demek gerekir aslında!

ADA’DA SELFİE SIRASINA GİRİLMİŞTİ
Golcüsü, o günlerde rakip oyuncuların bile selfie yaptığı dünyaca ünlü yıldız Didier Drogba olan bir Galatasaray’ın, bugünlerde bırakın Çin’e satılan Burak Yılmaz’ı aramayı, göndermeye çalıştığı Umut Bulut’tan başka bir golcüsü de yok aslında...

BEL BAĞLANAN HAMİT İSE...
Orta sahası, Melo’nun gidişinin ardından koskoca bir sezon yol geçen hanına dönen Galatasaray’ın, bugün buradaki tek umudu bir senedir sakatlığı nedeniyle futbol oynayamayan Hamit Altıntop’un can siperane çabası ise gerisini siz düşünün artık...

Golcüsünden hocasına ve hatta geçmiş başarılarda büyük pay sahibi olan tribündeki yöneticisine kadar büyük bir değişim yaşayan Sarı- Kırmızılılar’ın, mevcut yapısı ve durumu yeni sezon öncesi ne yazık ki umut verici değil...

Kupayı kazandı ama ne heyecanı ne de o eski havası vardı... 10 günlük İsviçre kampında tek artısı geçen yıllarda yüzüne bile bakılmayıp kiralık olarak gönderilen Bruma, o kadar...

İYİ ÇALIŞTILAR MI ACABA?
Başlığa bakıp da kızmayın... ‘Kampa sen gittin. Biz mi bileceğiz, yoksa sen mi?’ dediğinizi duyar gibiyim. Evet, haklısınız. Kampa ben gittim ama Riekerink’in sayesinde 10 gün boyunca, biri maçtan sonra aktif dinlendirme amaçlı rejenerasyon çalışması olmak üzere, sadece 3 antrenman izleyebildim. Hollandalı hocanın antrenmanları hangi amaçla kapattığını bilemiyorum. Ama Galatasaray’ın sabah 7’de kalkıp yarım saat boyunca ormanda yapılan kros çalışması dışında değişik bir metot uyguladığını da düşünmüyorum. Hatta çoğu zaman bunu günün ilk antrenmanı olarak sayıp, akşam yapılan bir antrenmanla günü tamamladıkları da ortada. O yüzden ‘çok iyi çalıştılar’ gibi bir yorumu yapabilmem mümkün değil.

SİNAN GÜMÜŞ’Ü HARCAMAMAK LAZIM
Bu kampa dair, kısa bir sistem analizi de yapacak olursak, şunları söyleyebiliriz.... Riekerink’in maçlarda uygulamaya soktuğu yeni sistemi 4-3-3’te, Bruma’nın sol kanatta oynatıldığında patlama yaptığını tespit ederken, sol kanada yıkılan bir oyun kurgusunda ise sağ kanatta adeta unutulan ve oyundan düşen Sinan Gümüş’ü de görmek ve bu cevheri de harcamamak gerekir... Eğer Galatasaray, yeni sezonda 4-2-3-1’li çift ön liberolu eski sistemi yerine bu sistemle oynayacaksa, oyun her iki kanatta da mutlaka dengelenmeli ve tabii ki bu sistemin olmazsa olmazı iyi bir golcü ve savunma yönü güçlü yeni bir orta saha oyuncusu da mutlaka transfer edilmeli. Aksi takdirde, ne bu sistemin ne de Riekerink’in başarılı olması mümkün değil.

SERDAR AZİZ ÇOK İŞ YAPAR
Sadece 45 dakika izleyebildiğimiz ama savunmaya büyük katkısı olacağına inandığımız yeni transfer Serdar Aziz dışında, iyi bir Galatasaray’da ancak ve ancak iyi bir yedek olabilecek kapasitedeki Emrah Başsan’ı da eklersek, geriye yorum yapacak başka bir şey de kalmıyor aslında... En iyisi milli oyuncular döndükten sonra, ortaya çıkacak tabloyu bir kez daha analiz etmek...

SORUN ANTRENMANLAR DEĞİL İMTİYAZLAR, SUİSTİMALLER
Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz sezon içinde en çok tartışılan konuların başında, ‘Galatasaray’ın sezon başı hazırlık kampında, iyi çalıştırılmadığı’ konusu geldi. Bu konuyu ısrarla savunan ve gündeme getiren arkadaşlar, hangi kampı izlediler bilemiyorum ama neye göre yorum yaptıklarını gayet iyi tahmin edebiliyorum... Tabii ki bu tespiti yapmalarında, Hamza Hamzaoğlu ve Mustafa Denizli’nin ardından ‘iyi çalışmadık’ açıklamalarını yapan Wesley Sneijder’ın payı büyük oldu. Ama aynı Sneijder’ın o kampa kaç kilo fazlasıyla katıldığı ve sezon içindeki performansı da ortada. Geçen sezon yaptığım değerlendirmede de yazmıştım; Galatasaray’ın sorunu iyi çalıştırılmamak değil, oyunculara verilen imtiyazlar, hocanın iyi niyetinin aynı oyuncular tarafından suistimal edilmesiydi.

KAMPIN YILDIZI BRUMA
Bruma’ya La Liga tecrübesinin önemli bir özgüven kattığı ortada... İsviçre kampında oynanan üç hazırlık maçında da birer gol atma başarısını gösteren Portekizli oyuncu, eğer doğru yerde ve doğru taktikle oynatılırsa, bu sezon ligde de fırtına gibi esebilir. Tersi olması da mümkün, çünkü Bruma’nın aklı ne yazık ki halâ transferinde... Şayet yönetim bu sorunu bir an evvel çözer ve Bruma tam anlamıyla kendini lige hazırlarsa, çok değil Galatasaray 3 yıl önce bonuslarla yaklaşık 13 milyon Euro vererek aldığı bu oyuncuyu, 1 yıl sonra en az 25-30 milyon Euro arasında bir rakama satabilir... Tabii burada Riekerink’e de büyük iş düşüyor. Ben kendisine basın toplantısında açık açık sorduğum ve cevabını aldığım için biliyorum. Bruma sol kanatta oynamayı seviyor ve golleri de o kanatta oynarken daha rahat atıyor. Macera aranmamalı ve mutlaka orada oynatılmaya devam edilmeli.

RİEKERİNK’LE KOCA SEZON GEÇER Mİ!
Aslan’ın kulübedeki hocasına bakıyorsunuz, o da benim için halâ kocaman bir soru işareti! Tamam, son derece iyi niyetli, sempatik ve oyuncuları ile iyi ilişkilere sahip bir hoca ama şu basit turnuva maçında bile bağıra bağıra gelen gole karşı önlem alamayacak kadar da aciz! İstediği kadar Türkiye Kupası’nı kaldırmış olsun; Sneijder gibi bir yıldız bu takımda olmasa, kimsenin iki dakikalığına bile Galatasaray’ı emanet etmeyeceği tecrübede bir hoca ile koskoca bir sezon nasıl geçecek, gerçekten bilemiyorum. Açıkçası, yönetimin de bildiğini pek sanmıyorum!