Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Sezon başında Beşiktaş'tan ayrılarak Wolfsburg'a giden Mario Gomez, kariyeri ile ilgili bir yazı kaleme aldı ve bu yazıda Beşiktaş'taki günlerine de değinirken; ayrılığı ile ilgili de açıklamalarda bulundu.

İşte Gomez'in yazısından Beşiktaş günleri:

"Fiorentina'daki zorlu ilk yılım ve sakatlıklarla geçen 2. yılım sonrasında değişik bir şeyler yapmanın zamanının geldiğini biliyordum. İtalya'yı seviyorum; insanları, ülkeyi, her şey çok güzel. Orada geçirdiğim zamandan hiçbir zaman pişmanlık duymayacağım. Ancak oyunum darbe aldı, tutkum ve odaklanma gücüm azaldı. Her şeyi unutmak istedim, bu yüzden Türkiye'ye gittim"

"LİGİ KAZANDIĞIMIZDA, YENİDEN MUTLUYDUM"
"Türk taraftarları hakkında öğrendiğim şey şu: Onlar kulüpleri için bu dünyadalar. Her hafta, kulüpleri için yaşıyorlar. Orada oynamak, onların önünde oynamak kariyerimdeki en inanılmaz deneyim. Ancak insanlar, neden oraya gittiğim konusunda kuşkuluydu. Beşiktaş'ta oynayarak, Avrupa Kupaları'nda oynama şansı ve belki de kupa kazanma şansı yakalamıştım.

Birçoğu bunu benim kariyerimin sonu olarak gördü, ancak ihtiyacım olan sıçramayı burada gerçekleştirdim. Hayatın sahadaki oyununu etkilediğini düşünüyorum ve İstanbul'daki hayatım da bana bu hareketlenmeyi verdi. Enerji ile beslendim. Ligi kazandığımız gün, yeniden futbolcu olarak mutlu bir insandım. Ligin gol kralı oldum ve Beşiktaş 7 yıl sonra şampiyonluğu kazandı"

 BEŞİKTAŞ'TAN AYRILMASININ SEBEBİ...
"Her zaman farklı kültürlerle tanışma ve futbol oynarken seyahat de etmek isteyen biri olmama rağmen; Türkiye'de olmak, Almanya'daki ailemden uzak olmak demekti. Ailemi arayıp haberlerde okudukları bunca şeylere rağmen, onlara iyi olduğumu söyleyebilirdim, ancak endişeleri hiçbir zaman tamamen geçmezdi"

"Eve dönme zamanı gelmişti..."

"KONU HİÇBİR ZAMAN FUTBOLLA ALAKALI DEĞİLDİ"
"Birçok insan verdiğim kararı sorguluyor. Ancak benim için hiçbir zaman konu futbolla alakalı değildi. Saha dışında da kim olmak istediğim ile ilgili kendimi geliştiriyordum. Uzunca süre, attığım gollerle anlatıldım. Hiçbir zaman oturup kendime; "Gerçekten ne istiyorum" diye sorma şansı bulamadım."

"Herhangi bir pişmanlığım var diyemem, Fiorentina'ya bile ki birçok insan orayı bir başarısızlık olarak yazdı bile. Profesyonel olarak, Fiorentina sahadaki en kötü yıllarıma denk gelebilir, ancak saha dılşında tam olarak ihtiyacım olan şeydi."

"20 YILDIR O AN İÇİN YAŞIYORUM..."
"Birçok kulüpte oynadım, birçok hoca ile çalıştım ve iniş, çıkışlar yaşadım. Ancak bir şey hiç değişmedi, o da gol attıktan sonra hissettiğim duygu. Nerede oynadığım ya da kaç yaşında olduğum fark etmez, 20 yıldır o an için yaşıyorum. Her hafta o an için yaşıyorum. Keşke bunu tam anlatabilsem. Keşke herkes bunu en az bir kere yaşayabilse. Benzer şekilde, kalbimde güçlü bir duyguyu sadece, geçen yıl evlendiğimde yaşadım."

Gol atmak, duyguların patlamasıdır. O anda - BAM! Topa vurmadan önce, 200 kg. gibi hissedersin. Sonra top senin ayağından ayrılır, havada süzülür ve ağlara takılır. İşte o anda, o ağırlık üzerinden uçuverir, ağırlıksızsındır."

(Sporx)