Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

80 DAKİKA
ALİ GÜLTİKEN
Maç öncesindeki olaylar çok da anlaşılır cinsten değil. Yüksek güvenlikli maç statüsünde bir karşılaşma olarak kabuk ediyorsun, hem yerel olarak hem de UEFA nezdinde bu yönde birçok açıklama yapıyorsun, sonra da bunlarla ilgili bir tane önlem almıyorsun. Biz ülke olarak bu tür konuları çoktan aştık. Bu önlemleri almakta da çok başarılıyız. Fransa gibi bir ülkede bu seviyede, bu tür bir görüntüyle karşılaşmak hakikaten çok şaşırtıcı oldu. Allah’tan sağduyu ve mantık galip geldi ki, Fransızlar’ın bu yöndeki beceriksizliği bize büyük bir sıkıntı yaratmadı.

Bu ortamda maça çok sağlıklı bir şekilde başlayan bütün Beşiktaşlı oyuncuları kutlamak gerekiyor. Tüm bunlara rağmen maça müthiş motive oldular. Özellikle maçın ilk yarısını muhteşem oynadılar. Hem taktik disiplin olarak hem de oyun kurgusu olarak çok başarılı işlere imza attılar. Attığımız gol hem zeka hem de büyük bir beceri işi. Talisca’nın muhteşem zamanlaması, Babel’in becerisi ve büyük ustalığıyla gelen gol Beşiktaş’a büyük bir avantaj sağladı. Bu golün etkisini hem oyun içerisinde avantaja dönüştürdük hem de ikinci maç için büyük bir adım attık. Golden sonra da ilk yarının sonuna kadar sahanın her yerinde biz vardık. Lyon’a dişe dokunur bir pozisyon şansı tanımadık. Oyunun savunma paylaşımını çok doğru yaptık. Etkili oldukları bölgelerde Valbuena’ya, Fekir’e, Lacazette’e fırsat vermedik. Oynamalarına, topla buluşmalarına müsaade etmedik. Bu bölümlerde yine Şenol Hoca’nın takıma dokunuşları var. Önce Mitrovic’i orta alana çekip, Atiba’yla Oğuzhan’ı Mitrovic’in önüne yerleştirdi. Arkada da Marcelo ve Tosic’i defansın merkezine alıp, Adriano’yu sol beke çekti. Ön tarafı da Babel, Talisca ve Cenk’e teslim etti. Daha sonra bu üçlünün de oyun içerisinde yerlerini değiştirerek ön tarafta top tutmaya çalıştı ki bunda da başarılı oldu. Özellikle ilk yarıda ikinci golü bulabilecek etkili denemelerimiz de oldu.

Oyunun ikinci yarısında beklediğimiz gibi daha etkili bir Lyon baskısı gördük. Bu bölümde biraz fazla kendi yarı alanımızda kaldık. İlk yarıda yaptığımız başarılı kontraları yapamadık. Aboubakar ile Quaresma’nın eksikliği Şenol Hoca’yı ve Beşiktaş’ı çok zorladı. İşin içerisine bireysel hatalar da girince skor olarak bir anda büyük bir şok yaşadık. Bu seviyelerde maçı 90 dakika oynayabilmek çok önemli. Her dakika dikkat etmek gerekiyor. Boşluk kabul etmiyor. Hele bu kadar basit bireysel hataları hiç kabul etmiyor.

Oyunun son 10 dakikasını çıkarttığımızda bir sıkıntı yok. Ama son 10 dakikada gelen goller bu dakikaya kadar getirdiğimiz bir maça yakışmadı. Fakat her şeye rağmen atılan 1 gol bu seviyeler için müthiş değerli. Dün akşam için yediğimiz bir golün değil, deplasmanda attığımız bir golün avantajına sarılarak ikinci maçın motivasyonunu sağlayacağız. Bu skor ne olursa olsun ikinci maç için önemli bir skor. Lyon zor bir rakip. Biz bu sahada gol bularak kendi adımıza ilk maç için önemli bir adım attık. İşin olumlu tarafından bakıp ikinci maça bu şekilde hazırlanacağız.

BU SKOR DA YETER AMA...
MERİÇ MÜLDÜR
Fikret Orman’la maç öncesi sohbet ediyorduk. Biliç’li dönemde Liverpool’u eleyip bir sonraki turda kaybeden Beşiktaş için “O takım Brugge’e elenecek takım mıydı?” diye sordu. Haklıydı. Ben de cevaben “O sezon Dnipro’nun yerine finalde Beşiktaş olmalıydı” dedim. Peki ya bu Beşiktaş? Kiev’den 6 yiyecek takım mıydı, dün Lyon’a yenilecek takım mıydı? İkisinin cevabı da hayır. Kiev’de hakem skandalı yaşandı, Lyon’da defans ve Fabri faciası... Fabri’ye laf eden adam çarpılır da yaptığı da akıllara zarar. Bunu nasıl izah edecek, merak ediyorum. Futbolun istediğiniz kadar doğrularını sahaya yansıtmaya çalışın. Bir anlık gaflet nelere mal oluyor dün gece gördük.

Oysa ki ne de güzel gidiyordu işler. İlk 45 dakikada ne oynadığını bilen, işini savsaklamayan, inançlı bir oyuncu grubu vardı. Lyon için “Kendi evinde leblebi gol atıyor” diyorlardı da, o leblebi gibi golleri hem de Marcelo ile neredeyse Beşiktaş atacaktı. “Bu Lyon, Beşiktaş’a rakip olamaz” derken ikinci yarıda bir de baktık ki her şey tam tersine dönüvermiş! O kadar tezat iki 45 dakika ki, doğru ve zamanında yapılan oyuncu değişikliklerine rağmen işler yine de sarpa sardı. Bu kadar üst seviyede bu kadar ucuz hatalar olmaz. Olursa da karşılığı bu olur. Bu kadar defansif hataya, tek bir pozisyona bile giremeyen Cenk’e, Oğuzhan’ın tutuk futboluna, ikinci yarıda rakibin futbolunu seyreden bu takım için yine de iyi bir skor.

Bir maç bir rakibe altın tepside ancak bu kadar sunulur. 50. dakikadan itibaren bir gariplik bürüdü Beşiktaş’ı. Daha öncesinde ürktüğümüz anlar, baskı yediğimiz anlar olmadı mı? Oldu da son anlarda yaşananlar gibi değil. Bir anlamsız tutukluk, Beşiktaş’a kendi oyununu oynamayı unutturdu, rakibine fırsatlar doğurdu.

Maçtan önce soranlara “2-1 kaybetsek bile bize yeter” demiştim. Aynı görüşteyim. Bu Beşiktaş bu Lyon’u eler de yeter ki paniklemesin. Tabii rövanşta Marcelo da yok. Defans göbeği Mitrovic-Tosic’e emanet. İkisi de canlı bomba ama herhalde bu maçın altından da kalkarlar.

Biraz da maçın önüne geçen olaylardan bahsedelim, çuvaldızı kendimize batıralım. Bu Beşiktaş taraftarı bu kulübün başına iş açacak. Önce Kiev, dün Lyon. Rakipleri değil belki ama taraftarın taşkınlıkları belki de tarihinin en ışıltılı yıllarını geçirecek bu kadronun önünü kesecek. Avrupa’nın bize hiç de sempatik bakmadığı malum. Adamlar bizi dışlamak için fırsat ararken bu fırsatı onlara sunmamak lazım. Binlerce Beşiktaş taraftarının stada ulaşmaması için ellerinden geleni yaptılar. Yönetim bile stada son anda girdi. Sonrası da malum saha olayları. Nerede güvenlik? Beşiktaş taraftarı yanlış yapmış da o stattaki herkesine güvenliği Lyon Kulübü’ne emanet. Bu olaylar Vodafone Arena’da olsaydı Fransızlar sahaya çıkmazdı. Ayrımcılık bunlarda, yaygara bunlarda... Ama maalesef lobileri güçlü. Bunlara fırsat vermemek bizim elimizde.

SAĞLIK OLSUN 'KARTAL'IM
KARTAL YİĞİT
Öncelikle Roma’ya 4 attı diye biz bu Lyon’u hakikaten fazla abartmışız. Beşiktaş, Lyon’dan 10 gömlek üstün bir takım. Bizim takımın bırakın Lyon’dan, Avrupa Ligi’ndeki diğer takımlar; M.United’dan tut, Ajax’a veya Celta Vigo’ya kadar hiçbirinden eksiği yok, hatta fazlası var. Ancak böylesine bir maçta senin defansından tut, en güvendiğin isim kalecin bile laubali hareketler yaparsa elindeki maçı işte böyle verirsin.

Şenol Hoca’nın dün akşamki anlayışı kesinlikle savunma yaparak rakibini durdurmak değildi. Amacı ileride Cenk, Babel, Talisca ve Atiba ile Lyon’un, savunmasından top yaparak çıkmasını engellemekti. Bu şok baskı ile Lyon’un 1. bölgesinden istediği gibi çıkmasına mani oldu, yani bu plan tutmuştu. Beşiktaşlı futbolcular öylesine üstün bir mücadele anlayışı sergiledi ki Lyon ilk yarıda sadece savunmada Mitrovic ağırlıklı hatalarla kalemize yaklaşıp tehlike yarattı. O bireysel hatalar olmasa belki de bu pozisyonları bile bulamayacaklardı.

Maçın ilk bölümü bu şekilde tamamlandı. İkinci yarı başlayınca ister istemez skoru koruma psikolojisi Beşiktaşlı futbolcularda belirdi. Daha çok geriye yaslanmayı tercih ettiler bu bölümlerde. Lyon özellikle soldan Valbuena ile tehlikeli bindirmelerle geldi. Bunda Gökhan Gönül’ün belki de son dönemdeki en etkisiz oyunlarından birini oynaması etken oldu. Gerçekten Lyon’un bulduğu pozisyonlar hep Beşiktaşlı oyuncuların kendi hatalarından oldu. İlk yarıda olduğu gibi oyunun sonlarına doğru Marcelo, Tosic ve Gökhan’ın yanlışlarıyla Fransızlar kalemize geldi. İnanın bu hatalar olmasa Lyon belki de pozisyon bile bulamadan maçı tamamlayacaktı. Ve ne yazık ki attıkları goller de inanılmaz hatalardan geldi.

Beşiktaş’a bu sonuçtan dolayı kimsenin kızmaya hakkı yok. Baştan sona üstün götürdüğü bir oyunda saçma sapan gollerle tuş oldu. Fabri yediği goldeki düşüncesiz hareketleri hep yapıyor, en sonunda böyle bir şeyin başına geleceği belliydi. Bu da böylesine kritik bir maça denk geldi. Kurtardıklarına sayalım diyelim ama yaptığı da yenilir yutulur değildi.

Ne yapalım, sağlık olsun Kartalım. Fransa’da belki de turu elinden kaçırdın ama İstanbul’da bu işi bitireceğine inanıyoruz. Bu inançla adını yarı finale yazdıracaksın. Ancak bu laubali hareketler kulağa küpe olmalı. Aksi takdirde rövanşta da hayal kırıklığı yaşanabilir.