HABERTURK.COM

Habertürk TV'de Oylum Talu'nun sorularını yanıtlayan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Hukuk fakültesi hocalığında ilk iş olarak sınıftaki tahtaya telefon numarası ve e-mailini yazdığını söyledi. Şentop, o günden bugüne telefon numarasını ve e-mail adresini değiştirmediğini yaklaşık 5 bin öğrenci tarafından numarasının bilindiğini ancak hiç istismar edilmediğini söyledi.

Şentop konuşmasında ilginç bir anısına şöyle yer verdi: 

Kendisinin memur olduğunu söyleyen bir vatandaşımız tayin konusunda benden yardımcı olmamı istedi.  'Numaramı nereden buldunuz?' diye sorunca 'sizin ve diğer milletvekillerinin telefon numaraları internette satılıyor' cevabını verdi. Dahası, benim telefonunu internette pazarlayan kişi 'Bu numarayı danışmanı değil direk kendi açıyor' diye fazla para talep etmiş...

İşte Şentop'un konuşmalarından öne çıkan başlıklar: 

"ANNE VE BABA TARAFINDAN MUHACİR AİLESİNİN ÇOCUĞUYUM"

Ben aslında muhacir ailesinin çocuğuyum. Özellikle baba tarafından. Babamın baba tarafı eski Yugoslavya muhaciri. Bugün Makedonya muhaciri, Gevgeli tarafı. Annem de Selanik'in kuzeybatısında bir yer. Mübadelede oradaki Türkler buraya, buradaki Rumlar oraya gitmiş. Kumbağ'a gelmişler. Trakya'nın yerlilerine Gacal deniyor. Babamın baba tarafı da Çıtak derler Trakya'da. Onlar da Osmanlı Balkanlar'a gittiğinde orada Müslüman Türk köyleri kuruyor. Babamın anne tarafı da Yörük. Osmanlı fetihlerinden sonra oraya getirilmiş ailelerden.

"MÜEZZİN DEDİM İLK KEZ SABAH EZANINI OKUYAMAMIŞTI"

Dedem Tekirdağ Merkez Camii'nde müezzindi. 35 yıl görev yaptı. Sabah ezanını okumak için erken gidiyor camiye, sonra geri dönmüştü. Hiç olmadık bir şey. 'Askerler çevirdi, darbe olmuş, camiye gidemedik' demişti. Radyoyu açtık, darbe bildirisi okunuyordu. Bilhassa İmam hatiplerde yaşanan sıkıntılarla ilgili, iki kız kardeşim başörtüsü sebebiyle okuyamadı. İkinci kız kardeşim 28 Şubat sürecinde ihraç edildi okuldun. Büyük gayretle kendisi 4 çocukla üniversiteyi bitirdi, yüksek lisans yapıyor.

"80'Lİ YILLAR İDEOLOJİK VE SİYASİ OLARAK DAHA CANLIYDI"

80'li yıllar 12 Eylül darbesinden sonra Türkiye'nin yavaş yavaş normalleştiği dönemler. Yoğun bir şekilde ideolojik, siyasi tartışmalar çok canlıydı. Dergiler, gazeteler, fikri tartışmalar çok yoğun bir şekilde devam ediyordu. 90'larda biraz daha uzaklaşıldı, şimdi daha da uzaklaşıldığı kanaatindeyim. Bir konuyu bütün boyutlarıyla anlamaya çalışmak çoğu insanın fazla ilgilenmediği şey haline geldi. İnsanlar kitapların birçok sayfasını atlayarak geçiyorlar. 80'ler öyle değildi. Muhafazakar, İslami hayat tarzında olan kişiler, sosyalist görüşten farklı görüşlü insanların bir araya geldiği paneller olurdu. Bunun insan hayatı açısından yetiştirici bir yönü var.

"RUMELİ YEMEKLERİNİ SEVERİM VE FENA YEMEK DE YAPMAM"

Rumeli yemekleri özellikleri olan, biraz rafine hazırlıkları olan yemekler. Bir anlamda da biraz hafif. Sağlıklı, Akdeniz mutafı. Ben yemek yemeyi seviyorum. Öğrencilik yıllarımızda arkadaşlarımızla beraber kaldık yurtlarda. Daha önce yemek yapmayı bilmiyordum. Ben o zaman araştırmacı yönümle yemek kitapları almıştım. O zaman fazla yok tabii. Birkaç kitap almıştım, o kitaplardan bir çalışma yapmıştım. Yapılan yemeklerdeki ortak malzemeler hakkında fikir sahibi oldum. Sonra patlıcan yemekleri yapardım. Herkes haftada bir gün yapardı. Çok iddialı değilim ama fena değilimdir.

"KARARLARIMI FEVRİ OLMADAN VERMEYE ÇALIŞIYORUM"

Duruma göre değişiyor. Her insan gibi fevri olabiliyorsunuz bazen. Mümkün olduğu kadar, küçük yaşlarımdan beri daha kontrol etmeyi kendimi başarabildiğimi düşünüyorum. Ani kararlar vererek özellikle duygusal, sinirlendiğiniz, öfkelendiğiniz zamanda verdiğiniz kararların çoğunda pişman oluyorsunuz. Daha iyisini yapabileceğini görüyorsunuz. Mümkün olduğu kadar bunları bastırarak, kontrol altında tutarak karar vermeyi başarmayı çalışıyorum.

"ÖĞRENCİNİZİN ÖĞRENDİĞİNİ GÖRMEK EŞSİZ BİR KEYİF"

Hukuk fakültelerinde öğrenci sayısı fazladır. 300-400-500 öğrenci alındığı dönemler vardır. 1500 civarında öğrenci oluyordu. İstifa ettiğimde kaba taslak hesap yaptım 5 bin civarında öğrencinin dersine girip, kağıdını okumuştum. Özlüyorum dersem şu anki yaptıklarımdan bir memnuniyetsizlik gibi söylemiş olmak istemem. Amfide ders veriyorsunuz. Öğrencinin bir kısmı görüneyim diye gelir, bir kısmı hoca kitapta olmayan bir şey olabilir diye, bir kısmı da gerçekten öğrenmek isteyen öğrencileriniz oluyor. Onların geri dönüşleriyle bir şeyi öğrendiğini görmenin memnuniyet verici bir şey olduğunu söyleyebilirim. Bir öğrenciye bilmediği bir şeyi öğretmişsiniz ve gerçekten onun anladığını size göstermesi eşsiz bir keyif. Ben öğrencilerime yöntemle ilgili konularda yardım ederdim. Tabiri caizse balık tutmayı öğretirdim.

"ÇOCUKLARIMIZA DOĞRU BİLGİYE ULAŞMAYI ÖĞRETMELİYİZ"

İnsan hayatında doğru yaptığı şeylerden değil ama yanlış yaptığı şeylerden daha çok öğrenir. Yanlış yaptıklarınız sizi geliştirebilir. Niye yanlış yaptığınızı bulabilirsiniz daha sonra o ve benzer yanlışları yapmazsınız. O yüzden sebeplerini araştırırsanız yanlışın geliştirici bir yönü var. Ben usulün her zaman önce geldiğini düşünüyorum maddi bilgiden. Bunu özellikle bu çağda vermemiz lazım. Eskiden kitaplara başvuruyordunuz, şimdi internetten bakabiliyorsunuz. Karşınıza bilgiler geliyor. Doğru bilgiye nasıl ulaşacaksınız, bulduğunuz bilginin doğru olduğunu nasıl anlayacaksınız. Çocuklarımıza bilgiye ulaşmanın yollarını, doğru bilginin, sahih bilgiyle ilgili analiz mekanizmalarının öğretilmesi lazım.

"İNTERNETTE BENİM TELEFON NUMARAMI SATMIŞLAR!"

Hukuk fakültesinde hocalığım döneminde kullandığım Cep telefonumu, e-mail adresimi değiştirmedim. Bütün öğrencilerim telefon numaramı bilir. Ama hiç istismar etmemişlerdir. Bir memur arıyor. Mesaj da yazıyor. Başka bir göreve talip, atanmak istiyor. Kendisine 'Telefonumu nereden buldunuz' diye sordum. 'Milletvekillerinin telefon numaralarını internetten satıyorlar' dedi. Bir uyanık çıkmış milletvekillerinin telefon numaralarını satıyormuş. 'Benim numaramı ne kadara aldın?'dedim, bir rakam verdi, ucuza gitmiş dedim. İnternetten satışı yapan kişi benim numaramı satarken fazla para talep etmiş.  Diyormuş ki, 'bu kişi telefonunu kendisi açıyor, danışmanı açmıyor'...