Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

 

Fenerbahçe'nin marşında ismi geçen, kulüp tarihinde ise çok büyük bir yere sahip olan Lefter (Lefteris) Küçükandonyadis, 22 Aralık 1925'te İstanbul Büyükada'da, Hristo ile Argiro çiftinin ikinci erkek çocukları olarak dünyaya geldi. Lefter, 4 çocuklu bir evde büyüdü.

Rum kökenli olan ailesi 1900'lerin başında Arnavutluk'tan İstanbul'a, oradan da Büyükada'ya gelip yerleşmişti. Lefter'in babası evin geçimini balıkçılık ve rençberlik yaparak sağlıyor, annesi ise terzilikle uğraşıyordu. Elefterios'tan gelen ismi ise 'Özgür' anlamına geliyordu...

MAHKEME KARARIYLA YAŞI BÜYÜTÜLDÜ


1950'lerde Türk futboluna damgasını vuran Lefter, çocuk yaşlarda yaşıtları gibi futbola merak sardı. Boyu 1.69'du. Fiziksel olarak ufak tefek görünmesine rağmen dar alanda attığı çalımları görenler, büyüleniyordu. Tekniği, sürati ve kıvraklığı karşısında rakip takımların defansı da kalecisi de çaresiz kalıyordu.

Lefter, Büyükada'da başlayan futbol hayatına Taksimspor Kulübü'nde devam etti. 16 yaşındayken, lisans alıp takımda oynayabilmesi için kulübü tarafından 1941 yılında mahkeme kararıyla yaşı büyütüldü. İki yıl Taksimspor'da oynayan efsane, 1943 yılında vatani görevini yapmak için askere gitti.

4 YIL ASKERLİK VE FENERBAHÇE FORMASI

2. Dünya Savaşı'nın en zor yıllarında askerliğine başlayan Lefter, 4 yıl Diyarbakır'da süren askerliğinin ardından 1947 yılında, tarihine ismini altın harflerle yazdıracağı Fenerbahçe'yle tanıştı. Oynadığı futbol ve attığı gollerle Lefter, sadece farklı renklere gönül veren Türk futbolseverlerin değil yabancıların da dikkatini çekiyordu.

Lefter'in ismi, Avrupa'da da, dünyada da duyulur olmuştu. 1951 yılında 17.500 liraya İtalya'nın Fiorentina kulübüne transfer oldu. Bir yıl sonra da Fransa'nın Nice takımında kariyerine devam etti.

AVRUPA'DAN YUVAYA, FENERBAHÇE'YE DÖNÜŞ

Lefter, iki yıllık Avrupa deneyiminin ardından 1953 yılında yuvası olan Fenerbahçe'ye geri döndü. 1953-1954 sezonunda İstanbul Ligi'nde gol krallığına ulaştı. Lefter Küçükandonyadis, 1964 yılına kadar Sarı-Lacivertli forma altında 615 maçta 423 gol attı.

Kariyeri boyunca 832 gol atarak rekor kıran Lefter, futbol zekası ve ustalığından ötürü 'Ordinaryüs' lakabıyla anıldı. Golcülüğü sebebiyle, "Ver Lefter'e, yazsın deftere" sloganı ile Türk futbol tarihinin unutulmazları arasına girdi.

 

AY YILDIZLI MİLLİ TAKIM'IN KAPTANI OLDU

Lefter, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından 50'nci milli maçında, 'Altın Şeref Madalyası' ile ödüllendirilen ilk milli futbolcu olarak da tarihe geçti. Milli formayı başarıyla sırtında taşıyan Lefter, 46 kez A, 1 kez B, 3 kez 21 yaş altı olmak üzere toplam 50 kez milli formayı giydi.

A Milliler ile çıktığı 46 maçta ise 21 kez fileleri havalandırdı. Uzun yıllar Milli Takım'ın en çok gol atan futbolcusu olarak da bir rekora imza attı. Unutulmaz oyuncu 9 kez ise Milli Takım'ın lideri, kaptanı olarak sahaya çıktı.

5 KEZ ŞAMPİYONLUK KUPASINI OMUZLADI

1954 Dünya Kupası'nda da forma giyen Lefter Küçükandonyadis, bu turnavada 2 de gol attı. 1953-1964 yılları arasında giydiği Sarı-Lacivertli formayla, İstanbul Profesyonel Ligi'nde 2, Türkiye Şampiyonası'nda 3 kez şampiyonluk kupasını kaldırdı.
Fenerbahçe formasıyla jübile yaptıktan sonra Yunanistan'ın AEK Egaleo ile Güney Afrika'nın Johannesburg takımlarında antrenör-futbolcu olarak görev aldı. Lefter, Samsunspor, Boluspor, Orduspor ve Mersin İdman Yurdu takımlarında da uzun yıllar teknik direktörlük görevini üstlendi.

TARAFTARIN HEYKELİNİ DİKTİĞİ EFSANE

3 Mayıs 2009'da Kadıköy'deki Kuşdili Parkı'na Fenerbahçe taraftarı tarafından heykeli dikilen Lefter, 1950 yılında evlendi ve 64 yıl aynı yastığa baş koyduğu eşi Stavrini'ye olan aşkı hiç bitmedi. Lefter'in bu evlilikten 3 çocuğu ve torunları oldu. Futbolun ardından hayatı Büyükada ile Atina arasında geçti.

13 Ocak 2012'de, 87 yaşında, zatürreye bağlı kalp yetmezliğinden hayata gözlerini yuman efsanenin cenazesi, Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda düzenlenen törenin ardından motorlarla Büyükada'ya götürüldü. Aya Dimitri Kilisesi'nde yapılan törenin ardından ise Büyükada'daki Orkadoks Mezarlığı'na defnedildi.

6-7 EYLÜL'DE EVİNE SALDIRIDA BULUNULDU
1955 yılının 6-7 Eylül'ünde, Atatürk'ün Selanik'te doğduğu eve bomba atıldığı haberinin ardından İstanbul'da azınlıklara karşı saldırılar yaşandı. Haberin asparagas (yalan) olduğu kısa süre sonra ortaya çıksa da birçok Rum kökenli Türk vatandaşının ev ve işyerleri yağmalandı.
6-7 Eylül Olayları'nda Milli Futbolcu'nun Büyükada'daki evine de bir güruh tarafından saldırıda bulundu. Lefter, eşi ve iki kızının güvenliğini sağlayıp silahıyla kapının arkasına dikildi. Evi taşlandı, boyalar atıldı, küfürler-hakaretler edildi.

EVİNİ TAŞLAYAN SALDIRGANLARI SÖYLEMEDİ

Lefter, ailesine linç korkusunu yaşatanları tanımasına rağmen faillerin isimlerini hiçbir zaman açıklamadı. Yaşadığı o acı olaya dair yalnızca ağzından şu cümleler döküldü: "15 gün önce gol attığımda omuzlardaydım. O gün ise kayalar ve boya tenekeleri ile karşılaştım. En kötüsü, harçlık verdiğim çocuklar evime saldırdı. Kızlarım küçüktü, onları öldürmeye kalktılar. Çok sordular kim yaptı diye, ama o gün de söylemedim, bugün de söylemeyeceğim."

"BEŞİKTAŞ'A GİDİYORDUM, HEYBETİNDEN ÇEKİNDİM"

Fenerbahçe tarihinin en büyük isimlerinden olan Lefter Küçükandonyadis futbolculuk kariyerinde en önemli dönüm noktası ise Beşiktaş'tan kendisine teklif gitmesine rağmen Beşiktaş'a gitmeyip Fenerbahçe'ye yönelmesiydi.

Lefter neden Beşiktaş'a gitmediğini şöyle anlatmıştı: "Çok gençtim. her kulüp peşimdeydi. Ciddi ciddi Beşiktaş'a gidiyordum. Korktum. Heybetinden çekindim. Baba Hakkı'nın olduğu yerde belki elim ayağım birbirine dolanır, dedim ve Beşiktaşlı olmaktan vazgeçtim."

"SOYUNMAKTAN UTANDIĞIM İÇİN KAÇTIM"

Sadece harika bir '10' numara ya da iyi bir golcü sıfatlarını taşımayan Türk futboluna, 'Lefter ruhu' ifadesini miras bırakan efsane, Fenerbahçe formasıyla yaptığı ilk antremanın ardından bir anda gözlerden kaybolmuştu. Ertesi gün kulübe gittiğinde Lefter'e, neden bir anda gittiği sorulduğunda Lefter, "Yıllarca hayallerini kurduğum ağabeylerimle yan yana antreman yaptım. Çok heyecanlandım. Sonra onlarla aynı yerde soyunmaktan utandığım için kaçtım" cevabını verdi.

"FORMAYI SIRTIMDA DEĞİL BAŞIMDA TAŞIDIM"

'Futbolun Ordinaryüsü', Fenerbahçeliler ve Türk futbolseverlere şu sözleri bıraktı:

“Ben, Fenerbahçe formasını sırtımda değil, başımda taşıdım.”
“Ben Fenerbahçe formasını her zaman ‘Tanrı uzun ömürler versin’ aşkı ve anlayışı içinde giydim.”
“Futbolda gözyaşı dökmesini bilmeyen insan, sevinmesini asla öğrenemez.”

Milyonlarca Fenerbahçe taraftarı ise Lefter'i şu besteyle bağrına bastı:

"Tribünler inledi binlerce kere,
Ver Lefter'e yaz deftere,
Bitti kalem doldu defter,
Efsaneler ölmez Lefter...