Ahmet Kıvanç

Sosyal güvenlik sistemlerinde emekli aylıkları iki türlü finanse ediliyor. Ya çalışanlardan toplanan primler biriktirilip nemalandırılarak, ya da her yıl çalışanlardan toplanan para o yıl dağıtılarak emeklilerin aylıkları ödeniyor. Açık kalan kısım da devlet tarafından finanse ediliyor.

Dosyamızın ilk gününde de belirttiğimiz gibi, SSK 1991 yılına kadar emekli aylıklarını topladığı primleri nemalandırarak ödeyebiliyordu. Yani devletten katkı almadan kendi yağıyla kavrulabiliyordu. 1980 öncesindeki kronik yüksek enflasyon döneminde SSK’nın varlıklarının erimesi, normalde devletin yapması gerekirken 1977 yılında SSK’nın üzerine yıkılan “sosyal yardım zammı” gibi karşılığı olmayan ödeme yükümlülükleri kurumun birikimlerini buharlaştırdı. Sosyal yardım zamlarının SSK’nın emekli aylığı ödemeleri içindeki payı 1980 yılında yüzde 17’ye, 1993 yılında ise yüzde 54’e kadar çıktı.

PRİM TOPLANAN KİŞİ SAYISI 4 OLURSA...

Sosyal güvenlik sisteminin sağlıklı işleyebilmesi için aktif/pasif oranının 4 olması, yani 1 emekliye karşılık 4 aktif çalışanın bulunması gerekiyor.

Örnekle anlatacak olursak, 2019 yılı itibarıyla brüt asgari ücret üzerinden toplam 754.73 TL prim alınıyor. Bunun 528.30 TL’si malûllük, yaşlılık, ölüm aylığı (emekli aylığı),kalanı da genel sağlık sigortası (GSS) için toplanıyor. Bin 500 lira aylık alan bir emekliyi finanse edebilmek için 3 kişiden prim toplanabilmesi gerekiyor. Prim toplanan kişi sayısı 4 olursa, emeklinin aylığını bin 500 liradan 2 bin liraya çıkartmak imkân dahilinde olabilir.

Türkiye’de aktif/pasif dengesi, sosyal güvenlik kuruluşlarımızın daha ilk yıllarında bozuldu. Bu durum birikim yapma fırsatını ortadan kaldırdı. Kişi bazında emekli aylığı alanlardan yola çıkarak yapılan hesaplamaya göre, aktif/pasif oranının 4’ün altına düşmesi SSK ve Emekli Sandığı’nda 1980 yılında; 1972’de kurulan BAĞ-KUR’da ise 1995 yılında gerçekleşti. Sosyal güvenlik sistemimizin tamamı için 1980 yılında 4’ün altına indi.

Emeklilikte yaşa takılan sorununu ortaya çıkartan 4447 sayılı yasanın çıktığı dönem olan 2000 yılında aktif/pasif oranı SSK’da 1.89, üç sosyal güvenlik kurumunun toplamında ise 1.95 düzeyinde bulunuyordu. 2009 yılında bu oran 1.61’e kadar geriledi. Şu an 1.66 düzeyinde yer alıyor. Yani 100 emekliye karşılık 166 çalışandan prim toplanıyor.

 

Sosyal Güvenlik Kurumlarında Aktif/Pasif Dengesi (1950-2019)
 SSKBAĞ-KURE. SandığıToplam 
1950  21.4821.48 
1955   8.19 8.19 
1960   5.81 5.81 
196516.41  5.70 9.57 
1970 9.03  4.55 6.55 
1975 6.29187.71 3.21 5.88 
1980 3.47  7.96 2.92 3.77 
1985 2.45  6.54 2.34 3.03 
1990 2.29  4.74 2.21 2.78 
1995 2.33  3.03 1.97 2.40 
2000 1.89  2.59 1.49 1.95 
2001 1.67  2.48 1.48 1.80 
2002 1.69  2.38 1.51 1.80 
2003 1.66  2.34 1.47 1.76 
2004 1.63  2.27 1.40 1.72 
2005 1.72  2.10 1.35 1.72 
2006 1.85  1.93 1.31 1.75 
2007 1.90  1.86 1.29 1.76 
2008 1.86  1.66 1.26 1.69 
2009 1.76  1.55 1.25 1.61 
2010 1.85  1.54 1.25 1.66 
2011 1.95  1.37 1.38 1.71 
2012 2.03  1.28 1.41 1.74 
2013 2.05  1.21 1.47 1.75 
2014 2.09  1.20 1.49 1.78 
2015 2.16  1.16 1.51 1.82 
2016 2.15  1.09 1.56 1.80 
2017 2.20  1.13 1.40 1.95 
2018 2.07  1.13 1.36 1.75 
2019 1.94  1.09 1.35 1.66 
      
Kaynak: 1950-2014 yılları arasındaki veriler Kalkınma
Bakanlığı'ndan Osman Nuri Erdem'in Uzmanlık Tezi'nden,
diğer tarihlere ait veriler SGK istatistiklerinden  
alınmıştır. Aktif/Pasif oranları dosya sayısına göre değil
kişi sayısına göre verilmiştir.   

 

BÜTÇEDEN SOSYAL GÜVENLİĞE YAPILAN TRANSFERLER HER YIL ARTIYOR

Devlet katkısı hariç bırakıldığında, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) topladığı primler, emekli aylığı ödemelerini karşılamaya yetmiyor. Çarkın dönmesi, devlet hem emekli aylığındaki açığı, hem de sağlık harcamalarının tamamını finanse etmesiyle sağlanıyor.

Ancak, bütçeden sosyal güvenlik sistemine yapılan transferler hızla artıyor. 2018 yılında 148.4 milyar lira olan bütçeden yapılan transferler, 2019’da 192 milyara çıkacak. Gelecek yıl da 218.8 milyar liraya ulaşması bekleniyor. Merkezi yönetim bütçesinin bu yıl 125 milyar lira açık verdiği dikkate alındığında, sosyal güvenlik sisteminin bütçe üzerindeki baskısı daha net görünüyor. Sosyal güvenliğe yapılan bütçe transferleri yarıya indirilebilmiş olsa bütçe açığı kapanıyor.

 

Bütçeden sosyal güvenliğe yapılan transferler
(Milyon TL)  
    
200733.063  
200835.133  
200952.685  
201055.039  
201152.833  
201263.684  
201371.793  
201477.294  
201580.083  
2016106.786  
2017132.466  
2018148.388  
2019 Bütçe185.160  
2019 G.T.192.043  
2020218.779  
G.T.: Gerçekleşme tahmini 

 

Sosyal güvenlik sistemine yapılan bütçe transferlerinin gayrisafi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı 1994 yılında yüzde 0.4 seviyesinde bulunuyordu. Bu oran 1999 yılında yüzde 2.8’e, 2009 yılında ise yüzde 5.3’e çıktı. 2015 yılında yüzde 3.4’e kadar gerilemişken, ilerleyen yıllarda tekrar arttı ve 2018’de yüzde 4.0 olarak gerçekleşti.

 

Sosyal güvenlik sistemine yapılan bütçe transferlerinin 
GSYH'ya oranı   
 ToplamSSKBAĞ-KURE. Sandığı
19940,80,30,10,4
19951,00,60,10,4
19961,70,70,40,6
19971,90,90,30,7
19982,10,60,60,9
19992,81,10,81,0
20001,90,20,61,1
20012,30,50,71,1
20022,80,70,71,3
20033,51,11,11,4
20043,41,00,91,4
20053,61,21,11,4
20063,01,10,61,3
20073,91,70,71,5
20083,5   
20095,3   
20104,8   
20113,8   
20123,7   
20133,9   
20143,8   
20153,4   
20164,1   
20174,1   
20184,0   

 

GENCİZ AMA HIZLI YAŞLANIYORUZ

Türkiye genç nüfusa sahip bir ülke olmakla birlikte hızla yaşlanıyor. Birçok ülkede yüz yıllık sürece yayılan nüfustaki yaşlanma süreci Türkiye’de çok hızlı ilerliyor.

Bir ülkede genç bağımlılık oranı 0-14 yaş grubundakilerin; yaşlı bağımlılık oranı da 65 yaş üzerindekilerin çalışma çağı olan 15-64 yaş grubundaki nüfusa bölünmesiyle hesaplanıyor. Türkiye’de yaşlı bağımlılık oranı 2000 yılında yüzde 10.5, 2011 yılında yüzde 10.9 iken izleyen yıllarda hızla artmaya başladı. 2019’da bu oran yüzde 13.4’e çıkarken, TÜİK’in nüfus projeksiyonlarına göre sadece 6 yıl sonra, yani 2025 yılında yüzde 16.4’e ulaşacak.

Türkiye genç nüfusa sahip olduğu bu dönemde dahi aktif/pasif oranını 2’nin üzerine çıkarmakta zorlanıyor.

 

Türkiye nüfus projeksiyonu 
 Genç yaşYaşlı
 bağımlılıkbağımlılık
 oranıoranı
200045,710,5
200144,810,4
200243,710,3
200342,610,2
200441,710,2
200540,810,2
200640,010,2
200739,410,3
200839,310,2
200938,810,5
201038,110,8
201137,510,9
201236,911,1
201336,311,3
201435,811,8
201535,412,2
201634,912,3
201734,712,6
201834,612,9
201934,513,4
202034,414,2
202134,214,6
202233,914,8
202333,515,2
202433,415,7
202533,316,4

 

YAŞAM SÜRESİ 25 YILDA 8.6 YIL UZAYACAK

TÜİK'in hesaplamalarına göre, 2000 yılında doğuşta beklenen yaşam süresi kadınlarda 73.1, erkeklerde 69.0 olmak üzere ortalama 71.0 yıl düzeyinde bulunuyordu. Son yıllarda doğuşta beklenen yaşam süresi her yıl 10 hafta artıyor. 2025 yılında kadınlarda 82.2, erkeklerde 77.0 olmak üzere 79.6 yıla çıkması bekleniyor. 

Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi (Yıl)
    
 ToplamErkekKadın
200071,069,073,1
200171,869,873,9
200272,570,574,7
200373,271,175,4
200473,871,776,0
200574,472,276,6
200674,972,777,1
200775,373,277,6
200875,773,678,0
200976,173,978,4
201076,474,278,7
201176,674,478,9
201276,874,679,1
201378,075,380,7
201478,075,380,7
201578,075,380,7
201678,075,380,7
201778,075,380,7
201878,275,680,9
201978,475,881,1
202078,676,081,3
202178,876,281,5
202279,076,481,7
202379,276,681,9
202479,476,882,1
202579,677,082,2
Kaynak: TÜİK  

BİTTİ

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri

 

1881 -
1938