Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Çevre Ünlü isimler, "sokak hayvanları ve başıboş köpek sorunu" üzerine konuştu
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Ekran Haber'in yönettiği ve birbirinden usta isimlerin bulunduğu etkinlik dün akşam saat 21.00’de Twitter Spaces'te yapıldı. Sokak hayvanlarının yaşadıkları zorluklar, insanlar tarafından uygulanan şiddet; belediyeler ve bağlı bulundukları barınaklara düşen sorumluluklar ile başıboş köpek sorununun çözümü ve daha fazlası sohbet etkinliğinde yer aldı.

        Moderatörlüğünü Gazeteci Yazar Emrah Doğru’nun yaptığı etkinliğe, Ceza Hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen, CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Av. Lerzan Bayram, HAYKONFED Başkanı Nesrin Çıtırık, HAYKONFED Başkan Yardımcısı Haydar Özkan, Gazeteci Yazar Sevilay Yılman, TÜRES Genel Başkanı Ramazan Bingöl, Güvenli Sokaklar Derneği İstanbul İl Temsilcisi Eğitimci Yazar Ercan Özçelik, Av. Metehan Bağlar, Köpek eğitmeni ve davranış uzmanı Veteriner Şebnem Erdem, Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Özbey ve USPUM Başkan Yardımcısı Av. Dr. Ahmet Keşli katıldı.

        REKLAM

        PROF. DR. ŞEN'DEN HAYVAN HAKLARI BEYANNAMESİ HATIRLATMASI

        Etkinlikte konuşan Ceza Hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen, 15 Ekim 1978'de Paris’te ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni hatırlatarak "Diyelim ki bu Bildirge yok, ne olacak, hayvanları öldürmek serbest mi olacak, hayvanların hakları olmayacak mı?" diye sordu.

        HAYVANLARIN ÖLDÜRÜLMESİNE TEPKİ

        Şen, hayvanseverliğin herkes için geçerli olduğunu ifade ederek çözümün planlı bir kısırlaştırma ve belediyelerin daha fazla sorumluluğuyla olabileceğini savundu. Sokak hayvanlarının öldürülmesinin bir çözüm olmadığını tepkiyle dile getiren Şen, "Dünya hepimizin, her insan gibi her hayvan da köpek de nefes alır, acı çeker, rüya görür, sebebi olduğumuz sorunlar, kabulü mümkün olmayan, yanlış ve insani olmayan yöntemlerle çözülemez" dedi.

        SEVİLAY YILMAN: YAZILARIM NEDENİYLE HAKARETLER EDİLDİ

        Bir süredir sokak köpekleriyle ilgili yazılar yazdığını ve bu yüzden kendisine hakaret, küfür ve beddualar edildiğini söyleyen Gazeteci-Yazar Sevilay Yılman, konuyla ilgili şunları söyledi:

        Bir süredir başıboş sokak köpekleriyle ilgili yazılar yazıyorum. Birkaç defa televizyonda yorum yaptım ama Twitter sohbet odalarında konuşmadım. Yazdığım yazılar sonrasında korkunç bir şeyle karşılaştım: Hakaret, küfür, beddua, iftira... Yani iş, benim sokaktaki başıboş köpeklerle ilgili söylediğim öne sürdüğüm önerinin dışında, ben hayvan seven bir insanım; sokaktan kedi sahiplenmiş ve o kediyi canı gibi seven biriyim. Beni arkadaşlarım bilir, tanır. Köpeklere karşı olsun, diğer hayvanlara karşı herhangi bir önyargım yok.

        REKLAM

        "BARINAKLARDA KISIRLAŞTIRABİLİR"

        Özellikle çete şeklinde insanlara zarar verme eğiliminde olan köpeklerin toplanıp barınaklara alınması, barınaklarda kısırlaştırıldıktan sonra sahiplenilmesi en iyi çözümleri ortaya sunarken, böyle bir reaksiyonla karşılaşmak hiç doğru olmadı” ifadelerini kullandı.

        CHP MİLLETVEKİLİ MURAT EMİR: ÜLKEMİZ DÜNYA STANDARTLARININ GERİSİNDE

        Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletveikili Murat Emir konuya ilişkin şunları söyledi:

        "Sokak hayvanları veya daha geniş anlamıyla hayvan hakları meselesi çok geniş bir konu ve ülkemizde de maalesef dünya standartlarının çok gerisinde. Zaman zaman bu tartışmanın alevlendiği görsek de çok önemli bir sorun olarak karşımızda durduğu açık.

        Herkes özellikle hayvanlara eziyet ve işkence yapılan görüntülerden sonra Türkiye'de hemen hemen herkes tarafından yeni bir yasaya ihtiyacı olduğu kabul edilmişti ama maalesef 2021 yılı Temmuz ayına kadar bizim de CHP olarak birçok çabamıza rağmen geçen yıla kadar yeni bir yasa yapılması konusunda başarılı olamamıştır.

        ''YASA YETERLİ DEĞİL''

        Çıkan yasanın eksikleri var ama en önemli olumlu tarafı hayvanların can olarak kabul edilmesi yani mal olmaktan çıkmasıdır. Hayvanlara yapılan eziyetin ve öldürme işleminin suç olarak kabul edilmesi ve bu suçun belirli bir cezayla tazyik edilmesi önemli ama yine de hayvan haklarıyla ilgili birçok eksiklik olduğunu da söylemem gerekiyor.

        REKLAM

        ''YEREL YÖNETİM KONTROLÜNDE OLMALI''

        Tüm ülkelerde ve ülkemizde de hayvanların bir şekilde barınaklarda biriktirilmesi ve kısırlaştırılması, özellikle yerel yönetimlerin sorumluluğunda ve bunun mutlaka yerel yönetimler tarafından başarılması gerekiyor.

        ''KISIRLAŞTIRMA YAPILABİLİR''

        Tartışmayı barınaktaki hayvanı öldürelim mi, öldürmeyelim diye bence indirgemek doğru değil, Türkiye Büyük bir ülke bunları başarabiliriz. Hayvanları öldürmeden de kısırlaştırılması, kimliklendirilmesi, çip takılması sorunu son derece önemli.

        ''BARINAK PROJELERİ HIZLANDIRILMALI''

        Eğer yerel yönetimler bunu ciddiye almazlarsa bir hayvanın kısırlaştırılması aynı gün yapılamıyor ve 34 günlük bir süre gerektiriyor. Önce aç bırakılması gerekiyor sonrasında kısırlaştırılıp, takibini yapmak gerekiyor. Ardından da yaşadığı ortama bırakılması lazım. Bunun içinde barınakları büyütmek ve barınak projelerini hızlandırmak gerekiyor."

        HAYKONFED BAŞKANI ÇITIRIK: ÜREME KONTROL ALTINA ALINMALI

        Türkiye’de birçok belediyede barınak bulunmadığını belirten HAYKONFED Başkanı Nesrin Çıtırık, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

        REKLAM

        “Türkiye'de 1389 belediye var ve 18 yıl önce çıkan kanuna rağmen hâlâ daha 1200 belediyede ne bakım evi var ne barınak var. 2002 yılından 2004 yılına kadar Türkiye Cumhuriyeti'nin belediyeleri ateşli silahlarla zehirli hayvanları düzenli olarak öldürdüler.

        ''İLK OLARAK ÜREME KONTROL ALTINA ALINMALI''

        18 yıldır bu köpekler sokaklarda üresinler, çoğalsınlar diyen bir tek hayvansevere rastlamadım. Canımızı dişimize takmış olan insanlar olarak belediyeler kanunu uygulasın ve kısırlaştırsın diyoruz. Bu bir kaynak ve bu kaynak kesilmeden bu sorun çözülmez. Öncelikle üreme kontrol altına alınacak sayı kontrol altına alınacak. Ondan sonra diğer hayvan haklarından bahsetmeliyiz.”

        "VETERİNERLİĞİ HAYVANLARI SEVDİĞİM İÇİN SEÇTİM"

        Hem hayvanların hem insanların hem de çevre sağlığının korunması yaklaşımını öneren Prof. Dr. Orhan Özbey, "Ben bir veteriner hekim, bir profesör olduğum için konuştuklarımla kimse benim hayvan sevgimi sorgulamasın. Çünkü ben bu mesleği hayvanları sevdiğim için seçtim. Biz hem hayvanların sağlığını, hem insanların sağlığını, hem de çevre sağlığını korumakla ilgili bir yaklaşım göstermeliyiz.

        REKLAM

        Bir defa hem sokak için hem de sokaktaki köpekler için sokak tehlikeli. Köpeklerden dolayı insanlara bulaşan hastalık ve köpeklerin insanlara saldırması bir tehlike arz ediyorsa ve köpeklerden dolayı çevre kirliliği söz konusuysa bunu göz önünde bulundurmalıyız. Hayvanların refahını ve sağlığını koruyabileceğimiz en önemli çözüm önerisi hayvanların özellikle belediyeler tarafından sahiplendirilmesidir.

        Baktığımızda sorumluluk sadece belediyeye ait olduğu zaman, belediye hem bütçe açısından hem de personel ve imkanlar açısından bunu rahatlıkla sağlayabilecek bir yapıya sahip değil. Kanunlar da çok fazla izin vermiyor ve burada mutlaka Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan, Orman Bakanlığı'ndan destek alınması gerekiyor.

        ''SÜRÜ HALİNDE GEZDİKLERİ İÇİN DAHA SALDIRGAN OLABİLİRLER''

        Özellikle köpek davranışlarını inceleyen biri olarak diyorum ki, köpeklerle sürü halinde olduğu zaman sürünün en zayıf hayvanı en çelimsiz hayvanı en güçsüz hayvanı sürü de kendini çevreyle ortamla karşılaştığında saldırgan bir tavır sergiliyor. O yüzden köpeklerin sürü halinde gezmesi ilk etapta engellenebilir" dedi.

        ERDEM: SOKAKLAR, KÖPEKLERİN YAŞAM ALANI DEĞİLDİR

        Köpeklere konforlu yaşam alanı yapılması gerektiğini belirten Köpek eğitmeni ve davranış uzmanı Veteriner Şebnem Erdem ise şunları söyledi:

        REKLAM

        “Sokaklar köpeklerin yaşam alanıdır diyenlerle muhalifim. Çünkü sokaklar köpeklerin yaşam alanı değildir. Neden değildir? Sokaklar güvenli değil en başta. Geçen akşam trafikte bütün köpekler trafik lambalarında tehlike içerisindeydi. Yağmuru var, güneşi var. Diyorlar ki bir kap su koy, bir kap su koyuyorsun ama Antalya 50 derece 45 derece 2 dakika sonra o suyun içerisinde yumurta haşla. Sonrada arkanı dönüp gidiyorsun ve mamayı caddeye döküyorsun. Yarım saat içerisinde ise bakteri yuvası oluyor. Köpeklerin güven açısından sokakta olmaması gerektiğini düşünenlerdenim.

        ''KÖPEKLERE KONFORLU YAŞAM ALANLARI YAPILSIN''

        Bana göre son 8 yıldır tüm doğumlar doğada oldu. Sen doğada olan bir doğuma nasıl sahipsiz köpek diyebilirsin? O zaman sahipsiz kuş, sahipsiz geyik, sahipsiz kaplumbağa da diyelim. Dolayısıyla köpeklere yakışır bir biçimde konforlu yaşam alanları yapılsın."

        AV. LERZAN BAYRAM: TÜRCÜLÜK, BİR IRKÇILIK TÜRÜ

        Av. Lerzan Akdoğan ise şu ifadeleri kullandı: "Türcülük insanın üstünlüğünü kabul eden ve hayvanların da bu kapsamda sömürülmesine kullanılmalarına izin veren bir ırkçılık türü. Özellikle bu düşünceden yola çıkarak hayvanların ki bizim şu anki hani konumuz tabii ki sahipsiz köpekler olduğu için sahipsiz köpeklerin yaşam hakkının ya da refah içinde yaşam hakkının bizden daha az olduğu aşikar ortada. Bu aslında bir türcülük örneği benim görüşüme göre.

        REKLAM

        "İNSAN YAŞAMINI TEHLİKEYE ATAN SEBEPLERİN EN KÜÇÜĞÜ SAHİPSİZ KÖPEKLER"

        Sahipsiz köpekler bugün belki insan yaşamını tehlikeye atan bir sürü sebepten en küçüğü olabilir. Çünkü istatistiksel açıdan köpek saldırısı kaynaklı ölümler, yaralanmalar çok küçük bir bölümü kapsıyor. Örneğin Amerika'da 2005 ve 2020 yılları arasında köpek saldırısı nedeniyle 568 kişi 15 yılda hayatını kaybetmişken, sadece 2020 yılında uçak kazasında 349 kişi hayatını kaybetti ve bu da uçakların da aynı zamanda en güvenilir ulaşım yolu olduğunu unutmayalım."

        KEŞLİ'DEN 'MAMA LOBİSİ' VURGUSU

        Meseleyi 'mama lobisi' üzerinden değerlendiren USPUM Başkan Yardımcısı Av. Dr. Ahmet Keşli, "Türkiye'deki sorun hayvanların yaşatılması veya öldürülmesi meselesi değildir. Türkiye'deki sorunun temelinde dünyada 2001 yılı itibariyle 130 milyar dolar olan mama lobisi gelirleri vardır, dolayısıyla hayvan mamasından beslenen ciddi bir sosyal terörle karşı karşıyayız.

        ''ERKEK VE DİŞİ OLARAK AYRIŞTIRILMALI''

        Bizim yapmamız gereken hayvanları topladıktan sonra erkek ve dişi diye ayrıştırıp üremeyi önlememiz lazım. Sokakları da, hayvanlardan temizlememiz lazım. Hayvanlar insanlara cinsel saldırıda bulunmuyor ki biz bunları kısırlaştırarak çözebiliriz. Çünkü fiziksel saldırıda bulunuyorlar. Dolayısıyla fiziksel saldırıyı da bir şekilde önlemek zorundayız" diye konuştu.

        *Haberde AA'nın arşiv fotoğrafı kullanılmıştır.

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ