İtfaiyecilerin unutamadıkları
İtfaiyeciler, anılarını bir kitapta topladı. İşte, Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası BEM–BİR-SEN'den yayımlanan "Ateşin Kahramanları" adlı kitaptaki cesur, trajik, duygusal, kimi zaman da düşündüren anılardan bazıları...
ABONE OLÜmran AVCI / HT PAZAR
uavci@htgazete.com.tr
Gün oldu kendi evlerinin yangınına gidip gözlerinin önünde kül oluşunu izlediler, gün geldi en akıl almaz kazalara tanıklık ettiler. Yeri geldi kopan bir bacak aradılar kazanın ortasında, kimi zaman kendilerine yol vermeyen sürücüye, yanan ev kendisinin çıkınca hayatının dersini verdiler...
Acı acı çalan sirenleriyle yangına, enkaza, kazaya giden itfaiyeciler, anılarını bir kitapta topladı. İşte, Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası BEM–BİR-SEN’den yayımlanan “Ateşin Kahramanları” adlı kitaptaki cesur, trajik, duygusal, kimi zaman da düşündüren anılardan bazıları...
Yanan ev, yol vermeyen taksicinin çıktı
Recep Ertem (Kartal İtfaiye Grubu)
“Şubat 2006... Atalar Mahallesi’nde başlangıç yangını ihbarı verilmişti. Aracımızın şoförü Kartal Meydanı’na doğru inerken, telsizden tek katlı bir gecekondudan dumanlar yükseldiği, evde mahsur kalanların olduğu bilgisi geldi. Artık bizim için saniyeler bile önemliydi. Tüm hızımızla olay yerine ulaşmaya çalışıyorduk. Siren hiç susmuyordu. Trafik oldukça yoğundu. İtfaiye aracının önündeki bir ticari taksi, sürekli kural ihlali yapıp duruyordu. Önümüz biraz açılmışken tam önümüzde durup yolcu almak istedi. “Ticari taksi devam et” anonsu yaptık ama taksici bana mısın demiyordu. Hiç istifini bozmadan yolcu almaya devam etti. Hatta bir anda araçtan inip bağırmaya başladı: “Ne var ya, ne var. Aceleniz ne? Sanki memleketi siz kurtaracaksınız...” Herkes hayretler içinde kalmıştı. Aracına binen taksi şoförü emniyet şeridini ihlal ettiği gibi bir türlü bize yol vermedi. Bir müddet sonra taksi şoföründen kurtulup yangının olduğu sokağa geldik. Tüm mahalleli toplanmıştı. İçeride mahsur kalanları kurtarmaya başladık. İçeride kalan küçük bir çocuğu çıkarıp sağlık görevlilerine teslim etmiştik ki kalabalığı yararak yanımıza gelmeye çalışan bir adam gördük. Çocuğun ismini bağırıyor, çığlıklar atıyordu. Bir de ne görelim, bu adam bizim yoldaki taksici değil mi? Meğer yanan ev onun eviymiş, kurtardığımız çocuk da onun çocuğu. Hemen çocuğu kucağına aldı, hüngür hüngür ağlıyor. Neden sonra bize dönerek, ‘Allah sizlerden razı olsun. Çok özür dilerim. Ben yanlış yaptım, hata yaptım. Az daha bunu çocuğumun canıyla ödeyecektim’ dedi.”