Neva ÇİFTÇİOĞLU BANES / HT GAZETE

Bilim insanları, Türkiye'nin de dahil olduğu 15 ülkeden 8-12 yaşlarında (ekonomik düzeyi farklı ailelerden) 53 bin çocuk üzerinde istatistiki bir araştırma yapmış ve sonuçları 13 Mayıs tarihinde Science Daily Dergisi'nde ilan etmiş. Konu: "Dünyanın en mutlu çocukları hangi ülkede yaşıyorlar ve neden mutlular?"

Frankfurt Goethe Üniversitesi psikologları, sohbet tarzında gerçekleştirdikleri bu araştırmada çocuklara; aileleri, evde yaşam tarzları, arkadaşları, para durumları, aidiyet duyguları, okul hayatları, mahalleleri, günlük rutinleri, kendilerini nasıl hissettikleri, çocuk hakları hakkında bilgileri olup olmadığı ve genelde mutlu olup olmadıkları konusunda sorular yöneltmiş.

Araştırmayı finanse eden Jacobs Vakfı yöneticisi Simon Sommer, yaptığı basın toplantısında aynen şunları söylüyor: "Her yıl çeşitli ülkelerde yaşayan çocukların mutluluğu üzerine istatistiki araştırmalar yapılır. Her seferinde de farklı bir ülke 'mutlu çocuklar ülkesi' ilan edilir. Biz bu sene öncekilerden daha farklı bir araştırma gerçekleştirdik. Sorulacak soruları tek bir ülkeden değil değişik ülkelerden gelen çocuk psikologlarına hazırlattık. Dolayısıyla elde ettiğimiz sonuçlar çok daha gerçekçi bir temel üzerine oturmakta."

Gelelim sonuçlara: Kuzey Avrupa çocuklarını bilirsiniz; sarışın, renkli gözlü, uzun boylu, gerçekten fiziksel olarak oyuncak bebeklerde model olarak kullanılacak sevimliliktedirler. Okul eğitimleri ise diğer ülkelerce örnek gösterilen standartlar üzerine oturtulmuştur. Fakat ilginçtir ki yapılan istatistiklere göre Kuzey Avrupa çocukları ne kendilerini fiziksel olarak güzel buluyorlar, ne de iyi eğitime rağmen özgüven taşıyor. Kendilerini çirkin bulanlar grubuna Güney Kore çocukları da dahil. Estonya ve Polonya çocukları aşırı ev ödevi yapmaktan şikâyetçi olmakla dikkat çekiyor. Norveç ve İsrail'de yaşayan çocukların çoğu ise anne-babalarının ayrı yaşamasından, büyük anne ve babalarını yeterince görememekten dolayı mutsuzluk hissettiklerini dile getiriyor.

"Boş vakitlerinizde neler yapıyorsunuz?" sorusuna Polonyalı ve Norveçli çocukların çoğu "Spor yapıyoruz" derken, Nepalli ve Güney Afrikalı çocuklar "Kardeşlerimize bakıyoruz" yanıtını veriyor. Türk, Alman, Güney Kore çocuklarından alınan yanıt ise "Annem, babam, kardeşlerim ya da büyükanne ve büyükbabamla birlikte yapacak bir şeyler buluyoruz" oluyor. Çocuk hakları hakkında en çok bilgisi olan çocuklar Norveç'te yaşıyor. "Aileniz çocuk haklarına uygun davranıyor mu?" sorusuna yine Norveçli çocuklar "Evet" yanıtını verirken, diğer ülke çocukları yanıt veremiyor. Bütün bu soruların ardından her bir çocuğa sorulan can alıcı 2 soru var: "Genel anlamda mutlu musunuz?" ve "10 üzerinden puanlamaya kalksanız, mutluluğunuza kaç verirsiniz?"

İşte bu sorulara verdikleri yanıtlarla Türk çocukları öne çıkıyor. Çünkü çocuklarımızın % 78'i mutluluklarına tam puan yani 10 vererek "Dünyanın en mutlu çocukları Türkiye'de yaşıyor" sonucunu oluşturuyor. Türkiye'nin ardından % 77 ile Romanya ve Kolombiya, % 40 ile Güney Kore geliyor. Dikkati çeken şey, çocukların en mutsuz olanının bile mutluluğuna en düşük not olarak 10 üzerinden 5 vermesi. Hiçbiri 0 ya da 1-2 gibi küçük rakamlar vermek istemiyor. Küçücük kalpleri kırık bile olsa karamsarlığa kapılmıyor, bir ışık taşıyorlar besbelli. "Ya mutsuz çocuklar? Onlar hangi ülkede?" diye merak ettiyseniz, ilk sırada Güney Afrika geliyor.

İlginçtir ki mutsuz çocuklar listesinde bu ülkenin hemen ardından, en mutlu çocukların olduğu ülke olarak listeye giren Romanya, Kolombia ve Güney Kore geliyor. Çok mutlu olanlar ve çok mutsuz olanların aynı ülkelerden çıkması, psikologların kafasını epey karıştırmış bu yüzden. Psikologlar, mutlu çocukların bulundukları ortamları incelediklerinde, dikkati çeken olmazsa olmaz ana faktör olarak aile birliğini tespit etmiş. Anne, baba, büyükanne ve büyükbabaların etrafında büyüyen çocuklar maddi durumları, okul eğitimleri, ülke gerilimleri ne olursa olsun "Mutlu musun?" diye sorulduğunda "Evet" yanıtını veriyor. Ailelerin çocuklarını severken "Güzel evladım, akıllı bebeğim" gibi basit onore edici sözleri, sık sık kucaklamalar, öpmeler çocuklarda özgüven geliştiriyor.

Kısacası ülkemiz bu konuda birinci sırada. Çocuklarımızı gerektiği gibi seviyoruz anlayacağınız. Haberi duyunca çok sevindim tabii ki. Süper gurur duydum duymasına da kafamı karıştıran soruya bir yanıt bulamadım henüz: Daha 1 ay önce yapılan bir istatistiki araştırmayla, "mutlu milletler" sıralamasının yapıldığı 143 ülke içerisinde Türkiye'nin 141. sıraya yerleştiği ilan edilmişti (30 Mart 2015 tarihli yazımda detayları var). Nasıl oluyor da çocuklarımız "dünyanın en mutlu çocuğu" olarak doğuyor, büyüyor ama daha sonra belli bir yaşa gelip hayata atıldıktan sonra "dünyanın en mutsuz insanı"na düşüyor? Bir bilen var mı? Belki de şu kurallar pek kale alınmadığından mutsuzlaşıyoruzdur kimbilir...

ÇOCUĞUNUZA BUNLARI VERDİNİZ Mİ?

"Biliyoruz bunları zaten" demeyin lütfen! Çocuk eğitim uzmanı Dr. David Lowry, bir çocuğun (sosyal açıdan) iyi yetiştirilmesi için tüm kültürlerde geçerli sayılan 23 önemli kural sıralamış. "En önemlisi hangisi?" diye sorulduğunda ise "Birinin yokluğu diğerlerini siler atar. Mutsuz toplumlar genelde bu kuralların eksik olduğu toplumlardır. Bu çocuklar bir gün önemli konumlarda yer aldığında tüm ülkede dejenerasyon başlar" demiş. Bakın bakalım sizin çocuklarda eksik olan var mı?

1. Bir şey sorarken "Lütfen" sözcüğünü unutmamalı.

2. Bir şey aldığında teşekkür etmeli.

3. Büyüklerin sözünü kesmemeli, kesmesi gerekiyorsa özür dilemeli.

4. Soru sormak ya da dikkat çekmek için "Hey", "Baksana" yerine "Affedersiniz" demeli.

5. İzin almaya gerek duymadan kendi kendine her konuda karar vermemeli.

6. Negatif, başkalarını eleştiren sözler söylemeyi kendine saklamayı öğrenmeli.

7. Başkalarının fiziksel hata ve çirkinliklerini ne bakışla ne de sözle belirtme cüretini kendinde görmeli.

8. Birisi, ismini ve nasıl olduğunu sorduğunda soranın gözlerine bakarak düzgünce yanıtlayabilmeli.

9. Tanıştırılırken tokalaşmak için elini uzatmayı öğrenmeli.

10. Ziyarete gittiğinde ayrılırken aileye teşekkür etmeli, veda etmeden çıkıp gitmemeli.

11. Kapalı kapıları tıklatıp "Girebilirsin" yanıtını duymadan girmemeli.

12. Telefonda konuşma kuralları öğretilmeli (kim olduğu, kiminle konuşmak istediği, vb.)

13. Kötü söz söylemeyi, argoyu maharet gibi görmemeli.

14. İnsanlara kötü takma isimler takmamalı.

15. Çeteleşerek belli arkadaşlarını grup dışına atmanın yanlış olduğunu bilmeli.

16. Başarısızların, yeteneksizlerin karşısında sabırlı ve anlayışlı olmayı öğrenmeli.

17. Birisine çarptığında "Affedersiniz" demeli.

18. Eli, burnunda, kulağında, özel bölgelerinde dolaşmayı normal görmemeli.

19. Kapıdan geçerken arkadan gelen varsa kapıyı bırakmamayı hatırlamalı.

20. Kendisinden yardım istendiğinde sevgiyle kabul etmeyi öğrenmeli.

21. Paylaşmayı, verirken mutlu olmayı bilmeli.

22. Yemek masasında nasıl davranılacağını öğrenmeli.

23. Ağlayarak bir şeyleri yaptıracağını düşünmemeli.