Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Yeni nesil patronlar

        Mustafa ALKAN/ GAZETE HABERTÜRK-PAZAR

        Dünya’da Çin ve Hindistan’dan sonra en büyük topluluğu oluşturan Mark Zuckerberg’i alkışlamamak da onun eriştiği güçten endişelenmemek de mümkün değil. Henüz 31 yaşındaki kapüşonlu montlu ve kotlu bir gencin önayak olduğu site, geçen ağustos ayında 1 milyar 180 milyon üyeye ulaştı. Borsada şirket değeri ise 300 milyar doları buldu. Zuckerberg’in elindeki devasa kişisel bilgi hazinesini paraya çevirmek için site üyelerinin mahremiyetini ihlal ettiği, hatta istihbarat örgütleriyle işbirliği yapıp kullanıcıların güvenliğini tehlikeye attığı da sık sık iddia ediliyor. Facebook patronu, kimilerine göre “müthiş deha”, ötekilere göreyse “şeytan kapitalist”. Ama Zuckerberg, 21’inci yüzyılın en önde gelen hayırseverlerinden biri olduğunu gösterdi. Çünkü genç milyarder geçen hafta, yeni doğan kızı Max’i kucağına alır almaz tam 45.4 milyar dolar değerindeki kendisine ait Facebook hissesini eşi Pricillia ile birlikte kurdukları vakfa bağışlayacağını açıkladı. Facebook patronu, geçen yıl California’daki Silikon Vadisi Vakfı’na 500 milyon dolar, 2010’da New Jersey Eyaleti’ne devlet okullarının iyileştirilmesi için 100 milyon dolar bağışlamıştı.

        Önceki bağışları, Zuckerberg’in ileri sürüldüğü gibi 45.4 milyar doları sırf vergi kaçırmak için vakfına aktardığını düşünmeyi güçleştiriyor. Keza Zuckerberg’in elinde kalan yüzde 1’lik Facebook hissesi bile sattığında ona 450 milyon dolar kazandırabilir. Ayrıca Zuckerberg’in servet ve sefa düşkünü olduğunu düşündürecek çok az veri var. Şirketini borsaya açtıktan sonra eline geçen parayla San Francisco’da 10 milyon dolarlık bir ev alan Zuckerberg’in bundan başka bir tutkusu yok. 31 yaşındaki milyarder ne kıyafet ne seyahat ne de lüks düşkünü. Eşi Pricillia ile 2012’de balayına çıktığında bile Roma’da sıradan bir restorana gidip 32 dolarlık yemek yediği, üstelik bahşiş bırakmadığı çok konuşulmuştu. Özel hayatında pinti denilebilecek kadar eli sıkı olan Zuckerberg, şirketinde alabildiğince cömert. Facebook çalışanlarının geliri arasında uçurum muadillerine göre çok az. Yönetim kurulu üyeleri, Zuckerberg dahil şirketten maaş almıyor. Zuckerberg’in sembolik maaşı sadece yıllık 1 dolar. Şirketin kısım müdürleriyle normal çalışanlarının maaşları arasında 10 kat fark var. Oysa ABD’de üst düzey yöneticilerin kazançlarıyla en düşük maaşlar arasındaki fark, ortalama 300 kata kadar çıkıyor. Aşırı örnekler de var: Disney Stüdyolarının CEO’su Robert Leger, geçen yıl şirket kârı yüksek çıkınca 43.7 milyon dolar kazandı. Bu rakam yılda ortalama 19 bin 530 dolar kazanan Disney çalışanlarının gelirinden tam 2 bin 238 kat daha fazla.

        ‘CEO’LAR DÜZENİN SONUNU GETİRECEK’

        Şirket yöneticileriyle çalışanlar arasındaki gelir uçurumu, öteden beri ekonomistlerin eleştiri oklarının hedefinde. Fransız iktisatçı Thomas Piketty, 2013’te çıkan ve dünyada milyonlarca adet satan “21’inci Yüzyıl İçin Kapital” kitabında, üst düzey yönetici maaşları ile diğer çalışanlar arasındaki maaş uçurumunu, dünyanın gelir adaletsizliğinin ve dolayısıyla suç, terör, salgın hastalıklar ve çevre kirliği dahil bir dizi kötülüğün nedeni olarak gördüğünü, hatta bu durumun “kapitalizmin sonunu getirebileceğini” ileri sürdü. Yönetim kitapları uzmanı Peter Drucker de adil ve etkili bir idare için tepe yöneticilerinin ortalama çalışan gelirinden en fazla 20 kat daha fazla maaş alması gerektiğini savunuyor.

        MUTLULUK EŞİĞİ 75 BİN DOLAR

        Çalışanlar arasında gelir adaletsizliğinin giderilmesi son dönemde en çok tartışılan ve araştırılan mesele. ABD’nin Princeton Üniversitesi’nden Prof. Daniel Kahneman ile Prof. Angus Deaton’ın geçen yıl mutluluk ve gelir düzeyi konusunda yaptığı bir araştırmaya göre, yıllık 75 bin doların (yıllık 220 bin TL, aylık 18 bin TL) altında geliri olanlar çoğunlukla “duygusal esenlikten” mahrum oluyor, bu kişiler arasında boşanma, yalnızlık ve müzmin hastalık gibi sorunlar daha çok görülüyor. 75 bin doların üstünde ise yaşam kalitesi açısından fark kalmıyor ancak “prestij” faktörü devreye giriyor. Yani Zuckerberg’in alıştığı hayatı sürmesi için milyonlar değil, 75 bin dolar bile yeterli. Facebook’ta yeteneği görülen yazılım uzmanlarının şirkete stajyer olarak girseler bile yıllık 75 bin dolar maaş aldığı açıklanmıştı.

        Bugünkü teknohayırseverlerin çoğu genç yaşta küresel ölçekte işler kurmanın verdiği bir enerji ve güvene sahip. AIDS, açlık, gıda krizi, salgın hastalıklar ya da su gibi daha göz korkutucu sorunlara el atmak istiyorlar. Daha hayattayken görebilecekleri bir değişiklik gerçekleştirebileceklerine inanıyorlar. Üstelik bazı işleri başka herkesten daha iyi yapma kapasitesine sahipler. Politikacılar gibi ikide bir seçime girmeleri gerekmiyor, çoğu halka açık şirketin CEO’su gibi hissedarların sürekli kâr artışı taleplerinin baskısına boyun eğmek zorunda da değiller. Bu sayede uzun vadeli düşünebiliyorlar, klasik aklın sınırlarını aşabiliyorlar. Bill Gates sıtma aşısı için çaba harcamaya karar verdiğinde, bir ekip kurmuş ve o ekibi dünya liderleriyle ve Dünya Sağlık Örgütü’yle buluşturmuştu örneğin.

        ÇALIŞANIN MUTLULUĞUNU ARAYAN PATRON

        21’inci yüzyılın teknolojisi hayatlarımızı değiştirirken kendi patronunu da yarattı. Bu patron mutluluğu servette değil, toplumun yaşam kalitesinde arıyor. Geçen yıl mayıs ayında Amerikalı finans güvenlik yazılımları şirketi Gravity Payments’ın patronu Dan Price, 120 çalışanının 70’inin maaşını 70 bin dolara çıkarmak için kendi 1 milyon dolarlık maaşından vazgeçtiğini açıklayarak dikkatleri üzerine çekmişti örneğin. En sıra dışı zevki snowboard yapmak ve bara toplu gidildiğinde bütün hesapları ödemek olan Dan Price, “Para kazanmak bu kadar güç olmamalı. Çalışanlarımı bu sıkıntıdan kurtarmalıydım” demişti. Örnekle, sadece teknoloji ile de sınırlı değil. Amerikalı süpermarket sahibi Frank Budwey ise geçen yıl 33 çalışanını 90 yıllık şirketine “Firmamın 100’üncü yılını görmek istiyorum” diyerek ortak etmişti. Amerikalı otel zinciri Diamond Resorts’un sahibi Steven Cloobeck de 5 bin 600 çalışanı için bir özel sağlık sigortası sandığı kurmuş, 2 çalışanı bu sayede kanserden kurtulmuştu. Zuckerberg, Price ve diğer girişimciler Fransız ekonomist Piketty’nin öngördüğü “21’inci yüzyılın sorumlu kapitalisti” nitelemesini hak ediyor. Şirketlerinin kaderinin çalışanının mutluluğuna bağlı olduğunu fark eden bu girişimcilerin sayısının artması, dünyanın kronik mutsuzluk kaynaklarını kurutabilir.

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ