Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar pınar atalay söyleşisi, ard tv'de spiker, almanyada türk spiker

        HT PAZAR / AYSUN ÖZ

        Alman devlet kanalı ARD’nin haber bülteni Tagesthemen, şubattan itibaren Pınar Atalay’a emanet. 16 yıldır habercilik yapan, 2006’dan beri NDR kanalında çalışan ve 2010’dan beri de “Phoenix Runde” isimli tartışma programında moderatör olan Atalay, ülkenin en ünlü haber bültenini diğer 2 spiker arkadaşıyla dönüşümlü olarak sunacak. 1 Şubat’ta sunmaya başlayacağı ana haber bülteni için hazırlıklarını sürdüren Atalay’la İstanbul’da buluştuk.

        İstanbullu musunuz?

        Babam Tekirdağlı, annem Manisalı. Ben Almanya ’da Lemgo diye küçük bir şehirde doğdum. Annem ve babam hâlâ Almanya ’da yaşıyor ama İstanbul’ da arkadaşlarım ve akrabalarım olduğu için onları görmeye sık sık gidiyorum..

        Peki daha çok Türk müsünüz Alman mı?

        Kendimi sırf Türk ya da Alman olarak görmüyorum, Alman-Türk karışımı diyebilirim. Çocukken, okurken ve sonra çalışırken Türk olduğum için zorlanmadım. Kimse “Bu Türk kızı, olur mu hiç” demedi.

        Haberciliğe nasıl başladınız?

        Liseyi bitirdikten sonra 19 yaşında radyoda çalışmaya başladım. Yavaş yavaş röportajlar yapmaya başladım ve 1 yıl sonra da haberler sunmaya... Ardından sabahları radyoda kendi programı mı sundum. Sonra da televizyona geçtim.

        Niye habercilik?

        Tam olarak ben de bilmiyorum ama çocukken de gazete okumaya çok meraklıydım. Haberciliği merak ediyordum. Gazetede okumak ya da televizyonda dinlemek yerine haberi yazan olmak güzel. Ancak başlarken kafamda sunucu olmak, ünlü olmak gibi bir niyet yoktu.

        Radyo biraz romantik bir başlangıç olmuş.

        Radyo da zordu. Saat 4’te kalkıp 5’te haber sunmaya başlıyordum. 5 saat yayın da sertti, sonuçta işin içinde politika vardı. “Hey günaydın, şimdi size bir şarkı çalayım” gibi bir formatım yoktu. Araştırıyor, bilgiler alıyor, röportajlar yapıyordum. Sırf müzikle ilgili bir şey olsa keyifli ve romantik olurdu ama hep haberdeydim.

        Almanya ’da Aydan Özoğuz, Uyum ve Göçten Sorumlu Devlet Bakanlığı görevini alarak hükümette yer aldı. Siz Alman devlet kanalında ana haberi sunacaksınız. Oradaki Türkler açısından bir misyon üstleniyor musunuz?

        Normal karşılanmalı artık, 50 sene olmuş. Yeşiller Partisi ’nde Cem Özdemir senelerdir politika yapıyor. Yeni bakan güzel bir gelişme. Sırf bu Türk diye değil işini iyi yaptığı için o görevi vermişlerdir. Benim için bu göreve getirilmek önemli ama “örnek olayım” diye gayem yok. Çünkü sabahları “Ben Türk’ üm” diye uyanmıyorum. Türk tarafımı da Alman tarafımı da yaşıyorum. Doğal karşılanmalı bunlar.

        Çalıştığınız kanalda sadece Türkler yok sanırım...

        Arap kökenliler var, İtalyan kökenliler var... Almanya kozmopolit bir ülke. Ancak yine de Türk kökenli biri şimdiye kadar ana haber bültenini sunmadı. Almanya’nın en meşhur haber bültenini sunacağım için gurur duyuyorum.

        'ÜNİVERSİTE OKUMADIM, ON DOKUZUMDA ÇALIŞMAYA BAŞLADIM'

        Sizin için belki çok doğal ama Türkler için güzel bir etiket değil mi?

        Evet olabilir, bu yönde Facebook’tan güzel yorumlar geliyor. Seviniyorlar, gurur duyuyorlar. Almanya’da hepimiz bir olduk. Ayrıca Türkler niye başarmasın ki? Dili bildikten sonra herkes bunu yapabilir.

        Gazetecilik mi okudunuz?

        Hiç okumadım, üniversiteye gitmedim. 19 yaşında radyoya başladım. Annemler okumamı istiyordu ama ne okuyacağımı bilemedim. “Önce çalışayım, sonra karar veririm” dedim. Radyoda kontrat yaptılar ve 2 yıl da eğitim verdiler. Staj gibi değil, okula gidiyorsunuz ve çalışıyorsunuz. 2005’te “Okusam mı” dedim ama okursam iş hayatından kopacaktım, o yüzden devam ettim, okumadım.

        Avrupa ya da Amerika’da idol kabul ettiğiniz haberciler var mı?

        Pek yok. Almanya’da izlediğim programlar var. Tagesthemen’i de izliyordum, çok iyilerdi. Ancak “Onun gibi olsam” dediğim biri yok. Bizimki devlet televizyonu ama TRT gibi değil, sanırım. Biz devlete bağımlı değiliz, baskı yok. Ne söylemek istersek söyleyebiliyoruz. ARD’nin 30 ülkede temsilciliği ve kendi muhabirleri var, anında sıcak bilgi alıyorsunuz.

        Ana haber sunmaya başladıktan sonra mutfakta da olacak mısınız?

        Ekiple beraber hazırlıyoruz, epey uzun bir gün oluyor. 11.30’da ilk toplantıda tüm dünyada nerede ne olmuş bakıyoruz. Editörlerle birlikte ben de o toplantıya katılıyorum. Röportajları düşünüyoruz. Sonra ben yazmaya başlıyorum. Yardımcı olan asistanlar var ama metinleri ben yazıyorum. Ancak herkes bilgisini ve görüşünü benimle paylaşıyor, bu bir takım çalışması. Küçük, 6-7 kişilik bir takımımız var.

        Türkiye’yi takip ediyor musunuz? Buradaki haberciliği oraya göre nasıl değerlendiriyorsunuz?

        Onun yorumunu yapmak istemem. Türk gazetelerini okuyorum, internetten takip ediyorum. Gezi olaylarını da takip ettik, röportajlar yaptık. Türkiye’ye daha bir ilgim var ama daha iyi ya da daha kötü diyemem. Her ülkenin farklı dinamikleri var, Türkiye’de medyayı çok iyi tanımıyorum, yorum yapamam.

        Türkiye’de sancılı günler yaşıyoruz. Bu haberleri verirken canınız sıkılıyor mu?

        Habercilikte zor diye bir şey olmamalı, tabii ki kötü bir kaza okuyunca üzülüyorum ama bir mesafe oluyor. Türkiye, Almanya, Şili fark etmiyor. Bir mesafe koymam gerekiyor. Haber yaparken yorum yapmıyorum, haberi veriyorum, insanlar kendisi yorum yapabilir. Bir de tartışma programı sunuyorum orada, rolüm seyircilere anlatılanları anlaşılır kılmak. Yorum yapmayacağım diye de pasif olmamam gerek. Bir gazeteci olarak düşündüklerimi söyleyebilirim ama yorum yapmak farklı bir şey.

        Sosyal medya var artık. Pek çok sır açığa çıkıyor. Habercilik hâlâ önemli mi?

        Önemli çünkü çok hızlı bir dünyadayız. Bir sürü bilgi paylaşılıyor ama gazeteci bunların gerçek olup olmadığını gidip araştırıyor. Sosyal medyadakini paylaşamam, doğru mu bilmiyorum. Doğruluğunu kanıtlamam lazım. Ancak sosyal medya da önemli elbette. Mısır’daki insanlar Facebook üzerinden haberleşti, çünkü gazete yazamıyordu. İnsanlar bir şeylerin olduğundan haberdar oldu.

        'DİKİŞTEN KUMAŞTAN ANLARIM'

        Ablanız da evli, siz de bir Türk’le evlisiniz. Anne babanız “Çocukları evlendirdik dönelim artık memlekete” demiyor mu?

        Burada teyzemler var, gidip geliyorlar. Dönmeliler mi bilmiyorum, ama artık mesafe uzun değil, eskiden otomobille 4 günde gelirdik. Şimdi uçakla 2.5 saatte buradasınız, rahat. Yazın gelip uzun uzun kalıyorlar. İleride ne olur bilmiyorum.

        Anneniz terzi, giyime meraklı mısınız?

        Dikkat ediyorum ama modayı deli gibi takip etmiyorum. Hoşuma gideni, yakışanı alıyorum. Eskiden annemin dükkânı vardı, ona yardım ederdim. Kumaştan, dikişten anlarım.

        Mutfakla aranız nasıl?

        Fırsat bulursam giriyorum mutfağa, ama genelde dolap boş. Hem Türk hem de Alman yemekleri yapıyorum. Şimdi Noel zamanı Almanya’da çok güzel yemekler oluyor. Ama biraz ağır.

        Dolap boş olduğuna göre çok seyahat ediyorsunuz...

        Almanya içinde iki kanalda çalıştığım için hem Hamburg hem Berlin’de yaşıyorum. İki ev var, gidip geliyorum. Arada başka ülkelere de gidiyorum.

        Eşiniz ne diyor?

        Habercinin hayatı bu. ‘

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ