ALİHAN MESTÇİ/HT PAZAR

Ortadoğu’da bir IŞİD belası var ki dünyanın gündemine oturmuş durumda. Örgüte dair kafalarda pek çok soru işareti bulunuyor. Örgütün boğaz keserek, kurşuna dizerek yaptığı infaz görüntüleri, az sayıda silahlı militanla koca koca askeri birlikleri dağıtması korku yaratıyor. IŞİD, militanlarını nereden buluyor? Kim bunlar? Nasıl bu kadar rahat ilerliyor ve neden bu kadar vahşice hareket ediyorlar? Hangi savaşa hazırlanıyorlar ve savaş planları ne? Nasıl para buluyor, kimler tarafından destekleniyorlar? IŞİD benzeri El Kaide mahsulü örgütler dünyanın hangi bölgelerinde terör estiriyor? Bulundukları bölgelerde, ilki 1980’de gösterilen Mad Max filmindeki gibi bir terör dünyası yaratarak neyi amaçlıyorlar? İşte A’dan Z’ye IŞİD dosyası...



Mad Max, 1979 yapımı bir Avustralya filmi. 1980’de vizyona girdi ve ardından serinin 3 devam filmi yapıldı. Mel Gibson bu filmle karşımıza çıktı ve biraz da bu film sayesinde bugünün Mel Gibson’ı oldu. Film yakın bir gelecekte geçiyordu. Toplumun tabanı, tavanı çökmüş, cinayetler almış başını gitmiş, intikam yaşamaya sebep tek şey haline gelmiş... Bir bidon benzin için her yerde kıtır kıtır insan kesiyorlar. Petrol en değerli şey, bir varil benzine sahip olan sanki her şeye sahiptir.

Kirli bir anarşizm her yere hâkimdir. Bütün toplumsal grupların şaftı kaymış, hayatın her alanına kimsenin sonucunu kestiremediği bir belirsizlik sinmiştir. Mad Max dünyasında kahramanların üzerine deri kıyafetler yapışmış, yüzlerindeki kir mi, sakal mı artık belli değildir. Ama hepsinin ruhu savaşçıdır, sanki herkes savaşmak için doğmuştur. O ruha yaralı bir bilinç de eşlik eder mi? İşte film, bu kadar derin bir soruya cevap arayan bir filmi değil.

Ama son günlerde, tıpkı Mad Max dünyasının geçtiği o çöllerdeki gibi yerlerde, bilhassa kadim Mezopotamya coğrafyasında o filmin kahramanlarına benzer insanlar türedi. Filmdeki gibi el yordamıyla silahların takıp takıştırıldığı araçlara biniyor, tozu dumana katıyorlar. Hemen hemen hepsi sakallı, yüzlerine oturmuş paslı bir öfke ve kilitlendikleri bir hedef var. Önlerine geleni kesip biçiyor, kurşuna diziyor, kafasını koparıyor, ciğerini söküp çiğ çiğ yiyor ve modern Moğollar misali hızla ilerliyorlar. Haberlere bakılırsa 3-5 bin kişiyle 30-40 binlik orduları ezip geçiyorlar.

Mayalandıkları coğrafya da belalı... Sanki Mad Max’in platosu. Filmdeki gibi toz bulutlarının içinden çıkıp geliyorlar. Dudaklarında ayet ve ölüm sloganları... Petrol kuyularının, tankerlerinin, boru hatlarının peşindeler. Bankaları soyuyor, cephaneliklere dalıp yeni silahlar alıyorlar. Dahası, filmdeki senaryonun ötesinde bir devlet olduklarını da iddia ediyorlar ve bütün Mezopotamya coğrafyasını kendi devletlerinin sınırlarına dahil etmek istiyorlar. İlerledikleri coğrafyada, mezhepler, halklar ve petrol adında üç dinamik var. Sünni mezhebine mensup insanları bir araya getirip bir tür terör ülkesi, adeta bir Mad Max devletinin temellerini atmak istiyorlar. Üvey evlat gibi hissetmelerinden mi, bilinçlerindeki derin yaradan mı, başka amaçlar için kullanıldıklarından mı bilinmez; ilerliyorlar işte... Nereye varırlar kimsenin fikri yok. Ama bilinen bir şey var: Eğer bütün gemileri yakmış, intikam ateşiyle tutuşan, savaşçı ruha sahip böylesine bir güruhun somut bir hedefi varsa, orada durup düşünmeli. Hedefe kilitlenmiş, kaybedecek bir şeyi olmayan bir kitleden daha tehlikeli hiçbir şey yoktur çünkü! (Muhsin KIZILKAYA)



'TARİHTE BİR İSLAM DEVLETİ BUNU DENEMEYE KALKTI MI?'

Amerikan işgali boyunca bozguna uğratılan El Kaide örgütü, Irak’ta bir Sünni İslam Devleti kurma hayali kurmuyordu. El Kaide bünyesinde doğan ama örgüt değil devlet olduğunu ilan eden IŞİD ( Irak Şam İslam Devleti) “tarihin gördüğü en gaddar Şii ve Alevi düşmanı yapı” olarak nitelendiriliyor. Irak nüfusunun (32- 33 milyon) yüzde 20-25 kadarı Sünnilerden oluşuyor. Ülkedeki Şii nüfusuysa yaklaşık 20 milyon. Adını Irak’ın Amerikan işgali altında olduğu dönemde duyuran Ürdünlü asker Ebu Musab Zerkavi, 2004’te Irak’ta “Tevhid ve Cihat” adında bir örgüt kurdu. Usame bin Ladin’le doğrudan ilişkisi de bu dönemde başladı. Bin Ladin liderliğindeki El Kaide’ye katıldı ve örgüte “Irak El Kaide’si” dedi. Bin Ladin, Amerikan askerlerinin bulunduğu Irak’ta Zerkavi’nin El Kaide’yi genişleteceğini düşünüyordu. Zerkavi içinse bu birleşme, El Kaide’nin kara bayrağı altında savaşacak daha fazla gönüllü bulma fırsatıydı.

EL KAİDE'NİN MERKEZİ ARTIK IRAK

O zamanlar Bin Ladin’in sağ kolu olan, El Kaide’nin bugünkü lideri Aymen el Zavahiri’yse Zerkavi’nin katı eğilimlerine karşı gönülsüzdü. Bu rahatsızlığının önemli bir sebebi, Şiileri saplantı haline getiren Zerkavi’nin kana susamışlığı; dolayısıyla Sünni hareketinin kabul edilebilirliğini zedelemesiydi. Zevahiri, 2005’te Zerkavi’ye yazdığı mektupta “Mücahitler Irak’taki tüm Şiileri öldürebilir mi ki” diye sordu ve şöyle ekledi: “Tarihte herhangi bir İslam devleti bunu denemeye bile kalktı mı?” Zevahiri, tutsakların kafalarının kesilmesine de karşıydı. El Kaide’nin Irak cephesi, Zerkavi’nin zamanla Zevahiri’nin önünde bir aktöre dönüşmesine zemin hazırladı. El Kaide, Afganistan’dan ziyade Irak’taki varlığıyla dünya gündemindeydi artık. Usame bin Ladin’in öldürülmesinden sonra El Kaide’nin merkezi de Irak oldu.

AMAÇ MÜSLÜMANLARI 'ARINDIRMAK'

Ebu Musab Zerkavi’ye göre Müslümanlara karşıda acımasız şiddet kullanılmalı. Zerkavi’nin başını çektiği, Ürdün-Suudi Arabistan gibi vahabiliğin güçlü olduğu yerlerden geçen El Kaide hattı, Müslüman dünyayı “arındırmak” gibi bir amaç ediniyordu. Zerkavi’nin “kontrolsüz şiddet” içeren savaş metotları vardı. Irak El Kaide’sinin stratejistlerinden Ebu Bekir Naci, Zerkavi’nin 2004’te yazdığı metotları kullanmayı önerdi. Yöntem basitti: Direnen Müslüman devletleri yıldırana dek sürekli taciz etmek. Turistlerin yoğun olduğu bölgelerde, ticaret merkezlerinde eylemler yapmak... Bu saldırılarla ortaya bir “vahşet bölgeleri” ağı çıkacak, devlet kuvvetleri bu ağa dağılacak ve insanlar da nihayetinde işgal güçlerinin, yani örgütün boyunduruğu altına girecekti. Naci, İslam dünyasına yayılmış bir iç savaşın, köktenci Sünni hilafet devletinin doğmasıyla sonuçlanacağına inanıyordu. 

IRAK'TA 10 BİN KİŞİLER

IŞİD’in Suriye ve Irak stratejileri farklı. Suriye’de Esad güçlerinden alınmış diğer muhalif grupların zayıf kontrolü altındaki şehirlere yoğunlaşıyorlar. Irak’taysa Şii Başbakan Nuri el Maliki’ye karşı biriken Sünni memnuniyetsizliğinden faydalanarak diğer Sünni militan gruplarıyla birleşmeyi amaçlıyorlar. Örneğin,Saddam Hüseyin’in Baas Partisi’ne mensup Sünni askerler IŞİD’e bilfiil destek veriyor. Saddam rejiminin eski kurmayları IŞİD’in Irak lider kadrosunun yarısını oluşturuyor. Saddam rejiminin askeri teçhizatını devralan IŞİD’in, özellikle Suriye’de Suudi Arabistan ve Katar’la da işbirliği yaptığı belirtiliyor. İslami hareketler uzmanı Ürdünlü yazar Hasan Ebu Haniye,“En tehlikelisi, bu farklı grupların bugün aynı amacı taşıması” diyor. “IŞİD, ülkedeki memnuniyetsizliği kendi avantajına çeviriyor ve bu grupları Şiilere karşı savaşmaya yönlendiriyor”. IŞİD’in Irak’ta 10 bin adamı olduğu tahmin ediliyor 

HER ŞEYİ KAYIT ALTINA ALMIŞLAR

IŞİD’in Musul’u ele geçirmesinden yaklaşık 2 gün önce Irak güvenlik güçleri çeşitli sorgu ve soruşturmalarda IŞİD hakkında bugüne dek elde edilen en detaylı bilgilerin bulunduğu 160 flash diskele geçirdi: Tüm yabancı savaşçıların, kıdemli yöneticilerin isimleri, kullanılan kodlar ve grubun tümmali hesapları... Guardian’a konuşan bir istihbarat yetkilisi, “Musul’u aldıktan sonra, ele geçirdikleri bankalar ve askeri teçhizatla 875 milyon dolarlık varlıklarına 1.5 milyar dolar daha ekleyebilirler” diyor.Aynı kaynak, flash disklerde IŞİD’in en küçük ayrıntısına kadar herkesi, her şeyi isim isim, kalem kalem kayıt altına aldığını belirtiyor.


PİKAPLARA MONTE RUS YAPIMI SİLAHLAR

- Musul’u ele geçiren IŞİD’in asker sayısı 800 civarında. 800 kişilik bu güç, 30 bin askerden oluşan Irak ordusunun iki bölüğünü dağıttı.

- IŞİD, hafif makineli tüfeklere, pikap türü araçlara monte edilen Rus yapımı Doçka tipi ağır makineli tüfeklere ve sınırlı oranda 23 mm uçaksavar silahlarına sahip. Tabii artık bir de Irak ordusundan ele geçirdikleri kimi zırhlı araçları var.

- Ayrıca IŞİD, Irak’taki Muthanna’da Saddam Hüseyin döneminde kimyasal silah üretilen bir tesisi ele geçirdi. ABD Dışişleri sözcüsü Jen Psaki, tesiste askeri değer taşıyacak materyal olmadığını düşündüklerini söyledi. ABD’li yetkililere göre bu tesisteki eski ve bozuk kimyasal silahlar etkisiz ve taşıması zor.

IŞİD'İN PASAPORTU BİLE VAR

Amerikan bağımsız araştırma kuruluşu “Institute for the Studyof War”dan (Savaş Araştırmaları Enstitüsü) analist Alex Bilger’ıngeçen mayısta tamamlanan IŞİD raporunda ilginç bilgiler var:

IŞİD, 2012 başından beri Irak’ta askeri komuta düzeni uyguluyor ve bu örgüt bir terör şebekesinden ziyade bir ordu gibi çalışıyor. Üstelik IŞİD, bir devletin devlet olması için gereken enstrümanlara sahip. Ordusu, hukuk sistemi ve maddi kaynaklarının varlığı açıkça bilinen IŞİD, vergi memurları, polisleri, okulları, cezaevleri, belediye çalışmaları, kimlik ve hatta pasaport belgeleriyle bir devlet mekanizmasını profesyonelce işletiyor.
 
IŞİD'İN BAĞDAT İÇİN SAVAŞ PLANI: BAĞDAT KEMERLERİ

- 2006’da öldürülen Irak’taki El Kaide’nin lideri Ebu Musab Zerkavi’nin üstünden taslak bir harita çıkmıştı: Bağdat kemerleri planı... Bu, “Irak’taki El Kaide”,diğer adıyla “Irak İslam Devleti”nin, başkent Bağdat’ı çevreleyen 5 stratejik bölgeyi kontrol altına alma, kenti kuşatma altında pesetmeye zorlama ve buarada kentin içine silah, bomba, para ve savaşçı yollama planıydı.

IŞİD’in bugünki operasyonları Zerkavi’nin cebinde bulunan haritaya benzer ilerliyor. Şöyle ki, IŞİD’in operasyon planlarını hazırlayan Savaş Bakanı Ebu Süleymanel Nasır, Bağdat kemeri planını başlatan “Irak İslam Devleti”nin lideriydi. Selefi Ebu Eyüp el Masri’nin Nisan 2010’da Irak ve Amerikan güçleri tarafından öldürülmesinden biray sonra El Kaide tarafından bu göreve getirilmişti. Dolayısıyla IŞİD’in stratejisinin “Bağdat kemerleriplanı”yla eşgüdümlü ilerlemesi tesadüfdeğil.

Plan, Bağdat ve çevresini 5 bölgeye ayırıyor. “Güney kemeri” Babil kentini ve Diyala’nın güneyini; “batı kemeri”Enbar vilayetinin doğusunu; “kuzey kemeri” Selahaddin’in güneyini; “Diyala (vilayeti) kemeri” Baküba kentini ve Halis ilçesini; “doğu kemeri”yse Bağdat’ın kırsal kesimlerini içine alıyor. IŞİD bugün Irak’ta Bağdat’ın batısındaki Felluce’den kuzeydeki Musulve Suriye’nin kuzeyindeki Rakka üçgeninde etkin veIrak’ın 3’te 1’ini işgal altında tutuyor.


 
IRAK'TAKİ SÜNNİ ÖRGÜTLER AMERİKAN İŞGALİNDE KURULDU 


- IŞİD, Nuri el Maliki Hükümeti veIrak Ordusu’na savaş ilan eden tekSünni örgüt değil, aslında Irak’taki Sünniayaklanmasının bir parçası. Ancak örgüt,vahşi eylemleri sayesinde sadece yereldeğil küresel alanda da “cihadçıların” çekim merkezine dönüşüyor. Bugünülkede, aralarında Irak Aşiret Devrimcileri Askeri Konseyi, Ensar-ul İslam, 1920 Devrimi Tugayları gibi 10’larca irili ufaklı silahlı faal örgüt var. Irak El Kaide’side dahil bu grupların Irak Ordusu’na başkaldırmaktan başka bir diğer ortak noktalarıysa hemen hepsinin 2003-2011 arasındaki Amerikan işgali zamanındakurulmaları.

- Irak’taki Sünniler, Şiilerin işgalialtında olduklarını düşünüyorlar. Irakgüvenlik güçlerinin Sünni halka yöneliktoplu tutuklamaları ve ev baskınları; ordu içindeki Sünni asker ve komutanların“ayıklanması” ve yerlerine İran destekli Şii komutanların geçirilmesi bu öfkeninsebeplerinden. Ayrıca Sünnilerin yereltalepleri Maliki tarafından reddedildi. Ülkenin kuzey ve batısında yoğunlaşanSünni topluluk üzerinde baskı kuruldu. Sünnilerin yoğunlukla bulunduğubölgelerde halk ile ordu güçleriarasındaki düşmanlık, 2012’de Maliki’ninpolitikalarına karşı gösterilerin yapıldığı meydanların abluka altına alınması;Ramadi, Kerkük ve Havice’de onlarcakişinin öldürülmesiyle tırmandı. Mezhepçi bir idare sürdürmekle suçlanan Malikiyönetimiyse bu iddiaları reddediyor.

IŞİD'İN 'İMAJ KAYGISI

El Kaide lideri Zevahiri, IŞİD’iSuriye’den uzak durması, ülkeyiEl Kaide’nin Suriye’deki temsilcisiEl Nusra’ya bırakması konusunda uyarmış, Ebu Bekir el Bağdadi, Nisan 2013’te Zevahiri’nin çağrısını reddetmişti. IŞİD,Suriye’nin kuzeyinde eylemlerini sürdürdü. Esad karşıtı Müslüman örgütlere karşı da acımasızca şiddet uyguladı. 2013’te petrol zengini Rakka’yı ele geçirdi. Bu,aslında Esad karşıtları adına önemli zaferlerden biriydi. Edindiği şöhretle IŞİD, Suriye ve Irakdışından cihadçıları da bünyesine topladı. Zevahiri, Şubat 2014’te IŞİD’in El Kaide’yle ilişkisini kesti. Madalyonun diğer yüzünde IŞİD’in El Kaide adını kullanmaktan gönüllü olarak vazgeçip örgüt çatısı altında kalmaktan ziyadebaşlı başına bir devlet olmayı tercih etmesi var.

MÜLTECİ SAYISI II. DÜNYA SAVAŞI'NDAN BERİ EN YÜKSEK SEVİYEDE

Dünya Mülteci Günü’nde yayınlanan BM verilerine göre savaş, işkence vekötü muamele nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan insan sayısı 2013yılı itibarıyla tüm dünyada 50 milyonu aştı. Bu rakam II. Dünya Savaşı’ndanbu yana ilk kez bu seviyede. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin hazırladığı rapora göre sayı 51.2 milyonla bir önceki yıldaki mülteci sayısını 6 milyon geçti. Suriye, Orta Afrika ve Güney Sudan’da yaşanan çatışmalarmülteci sayısındaki yükselişe sebep oldu.

GÖRÜNTÜLERİ ÖZENLE HAZIRLIYORLAR

IŞİD, yayınladığı görüntülerle kendini tanıtıyor. Örneğin özenle hazırlanmış“Kılıçların Tehdidi” diye çevrilebilecek bir saatlik video, aşırı vahşi bir propagandayöntemi. Bazı sahnelerde sakallı ve silahlı savaşçılar, geldikleri ülkeleri söylüyorve pasaportlarını yırtıyorlar. Bazı sahnelerdeyse camilerde liderleri Bağdadi’yebağlılık yemini ediyorlar. Ayrıca saldırılarını ve infaz edecekleri tutsak Irak Ordusuaskerlerini gösteriyorlar; boğaz kesme, kurşuna dizme görüntülerini korkuyuyaymak için kullanıyorlar.



EL KAİDE'NİN 20 YILLIK PLANLARI

Zerkavi’yle aynı koğuşta hapis yatanÜrdünlü gazeteci-yazar Fuat Hüseyin,“Ebu Musab Zerkavi: El Kaide’nin İkinci Kuşağı” (2005) adlı kitabında El Kaide’nin20 yıllık planının ana hatlarını ortaya çıkardı. Kitapta, El Kaide’nin Suriye,Türkiye ve İsrail’i kapsayacak bir planyapmakta olduğu vurgulanıyordu. Bu kitap yayımlandıktan bir süre sonra,Haziran 2006’da ABD güçleri Zerkavi’yi Irak’ta öldürdü. Aynı yıl IŞİD’in selefi, “Irak İslam Devleti” örgütü kuruldu. Bugün Ortadoğu’daki eylemleriyle bir Sünni Şii savaşının önünü açan Ebu Bekir elBağdadi’nin liderliğindeki IŞİD, Zerkavi’ninmirasını taşıyacaktı.


YAĞMALIYOR, YAKIYOR VE SATIYORLAR

IŞİD 2012 sonunda Suriye’nin doğusunda el koyduğu petrol sahalarından nakit akışı sağlıyor. Örneğin Suriye’de Rakka’dan petrol çıkarıyor ve satıyorlar. Bölgedeki tüm petrol ve su kaynaklarını çok iyi biliyorlar. Aynı zamanda arkeolojik kazılarda ele geçirdikleri paha biçilmez tarihi eserleri ve ayrıca fiilen çökmüş devletin hammadde kaynaklarını yağmalıyorlar. Sırf Suriye’deki el Nabuk arkeolojik alanındaki 8 bin yıllık kalıntılardan 36 milyon dolar gelir elde ettikleri söyleniyor.

IŞİD, en son Irak’ın üç büyük petrol rafinerisinden biri olan Selahaddin kentindeki Baiji rafinerisini ele geçirdi. Rafineride günlük 150 bin varil petrol işleniyordu. Bu petrol de Kerkük, Musul, Selahaddin ve Diyala’nın, kısmen deKürt bölgesinin yakıt ihtiyacını karşılıyordu. Çatışmalarda zarar gören ve depoları IŞİD tarafından ateşe verilen rafineriden petrol sevkiyatı durdu.



MAD MAX BİR KIYAMET SENARYOSU...

George Miller’ın yönettiği “Mad Max”,Avustralya sineması için dönüm noktası oldu. Nükleer felaket sonrası medeniyet çökmüştür,insanlar vahşi ve ilkeldir. Bu dünyada petrolen değerli maddedir, bir galonu için bile savaş çıkar. Artık polislikten uzaklaşıp kendi hayatınıkurmaya karar veren Max (Mel Gibson),karısıve çocukları motorlu bir çete tarafından öldürülünce intikam yemini eder. İntikamınıalırken o da perişan olur.

TERÖR KUŞAĞI

İngiliz ve ABD’li eski istihbaratçıların hazırladığı 2 Haziran 2014 tarihli rapora göre, Suriye’ye 5 kıta, 81 ülkeden savaşmaya giden 12 binden fazla insan var. Bunların bir bölümü Irak’a geçiyor. IŞİD, El Nusra ve Ahrar el-Şam örgütlerine katılan “ithal mücahitler” çok genç, pek çoğu savaşa yabancı. Batı’dan gelenlerse ya göçmen ya da yeni Müslüman olmuş.



Afganistan’da El Kaide ve Bin Ladin’in peşine düşen, 2005’te görevinden istifa eden Lübnan asıllı FBI ajanı Ali Soufan’ın kurduğu bir şirket var. Devletlere ve uluslararası kurumlara özel istihbarat hizmeti veren Soufan Grup, 2 Haziran’da eski İngiliz diplomat ve istihbaratçı Richard Barrett imzasıyla “Foreign Fighters in Syria” (Suriye’deki Yabancı Savaşçılar) adlı kapsamlı bir rapor yayınladı. Rapor, Suriye’deki Ahrar el-Şam, El Nusra ve IŞİD gibi örgütlere dünyanın dört bir tarafından katılan “ithal mücahitler” sosyolojisini, kim olduklarını; Suriye’ye nereden, neden ve nasıl geldiklerini, dolayısıyla terörizmin son kuşağının portresini çıkarıyor.

YENİ JENERASYON

 İç savaş başladığından beri, 3 yılda Suriye’ye 12 binden fazla yabancı savaşçı gitti. Bu sayı, 10 yıllık Afgan Savaşı’nda ve sonrasındaki şiddet ortamında Afganistan’a girenlerin sayısından fazla. Ve artmaya devam ediyor... Örneğin, Fransız yetkililer 2014’ün ilk yarısına dek Fransa’dan Suriye’ye savaşmaya 700’ün üzerinde gencin gittiğini tahmin ediyor. 1979’daki Sovyet-Afgan savaşından 2001’de Taliban rejiminin düşüşüne kadarki 22 yılda Fransa’dan Afganistan’a gidenlerin sayısı 20’den azdı.

Suriye’ye 81 ülkeden ve 5 kıtadan, yani dünyanın neredeyse tamamından savaşçı ulaştı. En çok katılım Arap dünyası, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden. Ancak Nisan 2014’te AB Terörle Mücadele Koordinatörü Filles de Kerchove, Birlik üyesi 28 ülkeden 2 bin kişinin Suriye’ye gittiğini tahmin ettiklerini açıkladı. Bir yıl önceki tahminleri 500’dü. FBI Direktörü James Comey de ABD’den Suriye’ye gidenlerin sayısının gittikçe arttığını söyledi. Ayrıca Singapur ve Japonya’dan da Suriye’ye gittiği anlaşılan 1’er kişi var.

“Cihad” ve “şerit mertebesine erişmek” Suriye’ye savaşmaya gidenlerin başta gelen motivasyonu.

Mayısta Suriye’de 100 Türk, 50-60 Cezayirli, 15 İspanyol ve 13 Hollandalı savaşçı öldü.

SAVAŞA YABANCI BATILI MÜCAHİTLER

- Suriye’ye ulaşan “ithal teröristler”en çok Ahrar el Şam, el Nusra ve IŞİD’e katıldılar. Bu 3 grubun iki önemli ortak noktası var. Birincisi eski el Kaide’liler tarafından kuruldular. İkincisi, hepsi de ılımlı muadillerinden daha disiplinli ve daha zengin olma eğilimindeler.




- Bir Ahrar el-Şam örgütü üyesianlatıyor: “Nisan 2013’te ‘Irak İslamDevleti’, ‘Irak-Şam İslam Devleti’ adınıaldı. El Nusra’dakilerin yüzde 60’ı, Ahrarel-Şam’daki yabancı militanların yarısınayakını ve genelde bölgedeki yabancısavaşçıların yüzde 40’ı yeni kurulan IŞİD’ekatıldı.”

-Suriye’ye giden yabancıların yaşları18-29 arasında değişiyor. Ancak 15-17yaşlarında gidenler olduğuna dair de kayıtlar var. “Afgan Cihadı”na katılan yabancıların 25-35 yaş ortalaması düşünüldüğünde, şimdikiler epey genç. 2000’lerin ortasından bu yana köktencilere gittikçe daha genç yaşta katılım oluyor.

- Mart 2014’te Ahrar el-Şam üyelerinden biri, örgüte ayrı ayrı katılmış bir çifti tarifediyor: 22 yaşındaki İsveçli erkek, sonradan Müslüman olmuş. Türkiye sınırından İdlib’e giden bir insani yardım konvoyuna katılarak Suriye’ye giriyor. Bozuk bir Arapçası var.“Cihad etmeye geldim” diyor ve bir AK-47istiyor. Kadın ise 21 yaşında, benzer yollarla geçen yıl Suriye’ye girmiş bir İngiliz. Onunla gelecek kimseyi bulamayınca yola yalnız çıkmış. 4 yıl önce İslam’ı seçmiş. Bu ikili Suriye’de evlenmiş.

Gelen yabancı savaşçıların çoğunun herhangi bir askeri eğitimi yok. Yaşarttıkça, başka cephelerde savaş tecrübesi edinmiş kişilerin oranı da artıyor. Örneğin El Nusra ve IŞİD’e katılan 500 Suudi daha evvel Irak’ta savaşmış. Ruslar arasındaysa Kafkasya’dan tecrübeliler var. Kimi gençler temel eğitimden geçerek geliyor. Örneğin Ensar El Şeria örgütü Libya’da bir eğitim kampında Libyalı ve Tunuslu gönüllüleri eğitiyor.



MİLİTANLARIN YÜZDE 6'SI YENİ MÜSLÜMAN

IŞİD gibi örgütlere Batı ülkelerinden katılanların bir bölümü savaşla olduğu gibi İslam’la da yeni tanışmışlar. AB ülkelerinden gelenlerin yüzde 6’sı İslam’ı sonradan seçmiş. Batı ülkelerinden gelenlerin çoğu 2’nci veya 3’üncü jenerasyon göçmenler. Örneğin Belçika’dan katılanların yüzde 80’i Fasasıllı.

ÖSO VE HIRİSTİYAN MİLİSLERE KATILAN DA VAR

ÖSO’ya katılan yabancı savaşçılarda var. İspanya’dan savaşa gidenleri araştıran Fernado Reinares, Kasım 2013’te 25 kişinin radikal gruplara, 20 kişinin de ÖSO’ya katıldığını saptamış. Ayrıca,İsviçre ordusundan eski bir astsubay da Hıristiyan milislere katılmış. 

SURİYE'YE NASIL GİDİYORLAR?

- Yabancı savaşçı adayları, cephedeki diğer yabancılarla Kik, Tumblr ve ask.fm gibi internet mecralarında iletişime geçiyorlar. Bu sitelerde samimi ve güven verici portreler çiziliyor. Örneğin savaşçılar bu sitelere sıklıkla ellerinde tuttukları evcil hayvanlarla poz verdikleri fotoğraflar yüklemeyi tercih ediyorlar.

- Yabancı savaşçıların Suriye’ye gelişini gizli şebekeler sağlıyor. Ayrıca,yabancı savaşçıların pek çoğu Suriye’ye giriş-çıkış yapan insani yardım, nakliyat vb. organizasyonların üyesi oluyorlar. Suriye’ye kaçak yollardan giriş sağlayan şebekelerse, aracılar vasıtasıyla örgütlerin ileri gelenleriyle iletişim halinde oluyor.

MEMLEKETLERİNE GERİ DÖNEN MÜCAHİTLER

- Irak’ın, Suriye’nin geleceği bir kenara bırakılsa dahi, El Kaide’nin memleketlerine geri dönen üyelerden kurabileceği yeni bir şebeke başlı başına küresel bir tehdit. Bunun en taze örneği, geri dönmüş bir savaşçının mayısta Brüksel’de Musevi müzesine gerçekleştirdiği silahlı saldırı... Bu saldırıda 3 kişi hayatını kaybetti.

- Gelişmiş teknoloji, iletişim,ulaşım araçları ve bölgedeki 10 yıllık çatışmalarda “geliştirilen” savaş taktikleri, geri dönenlerin çok küçük bir kısmının bile memleketlerinde feci etkiler yaratabileceğine işaret. Ancak pek çok ülke, bu kişilerin tamamını izlemeyeyetecek kaynaklara sahip değil.

- Üstelik geri dönenlerin sayısı hiçde az değil. El Nusra’dan üst düzeybir isim mart ortasında şöyle diyordu: “Ocaktan bu yana 2 binden fazla yabancı savaşçı vazgeçti, memleketine döndü.”Ahrar el-Şam’ın kıdemlilerinden biri de benzer bir durumdan bahsediyor: “İyi niyetlerle cepheye gelen yabancıların çoğu katıldıkları grupta vahşi savaş taktiklerine şahit oluyor. Bu yüzden ya başka gruplara gidiyor ya da evlerine geri dönüyorlar.”

DOĞU AKDENİZ'DE YENİ BİR AFGANİSTAN MI?

Rapora göre Irak ve Suriye bölünmeye devam ettikçe, radikal örgütler kendilerine daha aşırı yollar bulacak, daha güvenli sığınaklar kuracaklar. Bir başka tehlikeyse sığınmacılara ev sahipliği yapan ülkelerde büyüyor. Gençler, mülteci kamplarında ne kadar uzun süre vakit geçirir ya da başka bir şekilde evlerinden ve eğitimlerinden uzak yaşamaya devam ederlerse,terör örgütlerine katılmaya o kadar eğilimli hale geliyor.

ÖSO'DAN DAHA ETKİLİYİCİLER

Suriye’deki muhalif örgütlerin mücadele söylemi Özgür Suriye Ordusu’ndan çok daha davetkâr bir tona sahip. Dolayısıyla “mücahit adayları” üzerinde çok daha etkili. Öte yandan pratikte, sınırı aşıp Suriye’ye giren yabancılar ilk olarak köktenci gruplara temas ediyorlar ve bu gruplar yeni gelenleri ÖSO’dan çok dahahızlı savaşa hazırlıyor.

EL NUSRA ARAPÇA, IŞİD FARKLI DİLLERDE TWİT ATIYOR

- Vahşi radikal fikirlerin yayılmasında, özellikle IŞİD ve El Nusra gibi örgütlerin destek bulmalarında Twitter, Facebook gibi sosyal medya mecraları önemli rol oynuyor.

- Bölgedeki örgütler sosyal medyayı kullanış biçimleriyle de birbirlerinden ayrılıyor. El Nusra ve El Kaide liderleri Twitter ve Facebook’ta Arapça yazıyorlar. IŞİD ise destekçilerine ulaşmak için pek çok farklı dilde yazıyor.

- Farklı bölgelerde farklı sosyal medya mecraları kullanılıyor. Örgütler, Doğu Akdeniz’deki “hedef takipçileri”ne çok büyük oranda Facebook aracılığıyla ulaşırken Körfez bölgesinde Twitter’ı çok daha aktif kullanıyorlar.

- Bölgedeki gruplarla duygusal bağ kuran gençler, olan biteni geleneksel haber kaynaklarından takip etmiyorlar. Potansiyel yabancı savaşçılar kendi seçtikleri kaynaklar dışındaki diğer tüm haber-iletişim ağlarından izoleler.

REJİM YANLISI YABANCILAR

Suriye dışından rejim yanlısı savaşçılar ise en çok İran, Irak ve Lübnan’dan geliyor. Mayıs 2014 itibariyle Hizbullah’ın tek başına rejime 3-4 bin arasında destek güç sağladığı öngörülüyor. İnsan desteğinin yanı sıra İran Devrim Muhafızları, Suriye Ordusu, Iraklı milisler ve düzensiz Şabiha birliklerine eğitim veriyor.

1881 -
1938