Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Anadolu kulüpleri ne işe yarar ?

Giriş: 05.01.2016 - 12:10 | Güncelleme:

Ajax ve Porto gibi Avrupa'nın pekçok büyük kulübünden fazla yayın geliri olan Anadolu takımlarının Türk futboluna ne katkısı var ?

ALPER ÖCAL - HABERTURK.COM

aocal@haberturk.com

6gün süren Yılmaz Vural ve Gençlerbirliği birlikteliğinin ardından, Türk futbolunun "kronik teknik direktör kovma" hastalığı uluslararası medyanın da dikkatini çekmişti. 2015-16 sezonu başladığından bu yana Süper Lig'de koltuğundan olan teknik adam sayısı 14. PTT 1. Lig'deyse 17 hocanın yerinde yeller esiyor.

Aynı dönemde Premier Lig, Bundesliga, Ligue 1 ve Rusya'da 5; La Liga, Serie A ve Portekiz'de ise 6 kez teknik direktör değişikliği yaşandı. Hollanda Eredivisie'de teknik direktör kovmayı çare olarak gören kulüp sayısı sadece 3 olurken, her hafta Türkiye'ye getirilen Lucescu'nun çalıştığı Ukrayna Ligi hiç hoca değiştirmeyen tertemiz siciliyle en sabırlı lig konumunda.


Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'tan sıradan vatandaşlara, akademisyeninden gazetecisine herkes, bu süre zarfında Türkiye'de bölüm sonu canavarına dönen başkanların leblebi yer gibi teknik direktör yemesinden rahatsızlığını dile getirdi. Yılların hastalığı birden yeniden ortaya çıkmış gibi davranılmaya başlandı. Oysa gündemin olay adamı İlhan Cavcav geçen sezon öncesinde Kemal Özdeş'i 12 gün içinde kovmuş, yerine getirdiği Mustafa Kaplan'ı da ligin 2. maçından sonra görevinden alıp antrenörlük dersi vereceğini söylemişti. Al karalar geçen yıl 4 hoca eskitmişti.

Tek fark bu sezon her şeyin üst üste gelmesi. Yılmaz Vural'ın imzası soğumamışken, Hakan Kutlu'nun 1 günün ardından Mersin'de eşi benzeri az görülmüş bir şekilde kontrolden çıkmış bu trenin altında kalması gibi. O tren, önüne Nurullah Sağlam'ı da katarak son sürat yolculuğuna devam ediyor ve kendine daha fazla kurban bulması işten bile görünmüyor.

Teknik direktör kıyımının yanı sıra ülkenin futbol ajandasının başlıca maddeleri arasında yabancı hakemler ve transferler üzerinden görülen futbolcu kalitesi öne çıkıyor. Tartışmaların hepsi daha iyi bir lige sahip olmak için yapılıyor. Oysa çok daha derin ve kronikleşmiş ancak bir türlü konuşulmayan bir mesele var. Anadolu kulüplerinin işlevi.

Hani rekabet nerede ?

Futbol, bir sinema filmi gibi. Yıldız başrol oyuncuları, yardımcı rolleri ve figüranları var. Ortaya izlenebilir bir sanat eseri çıkması için hepsinin doğru bir senaryo ve kurgu üzerinde buluşması, performanslarının iyi yönetilmesi gerek. Başroldekilerin döktürdüğü ama yardımcıların ve figüranların döküldüğü bir film festivalde en fazla bireysel ödüller kategorilerinde öne çıkabilir.

Süper Lig'in başrol oyuncuları 20 sene öncesine nazaran Avrupa'da kendine saygın bir yer edindi. İsimleri biliniyor. Aşağı yukarı her sezon bir iki tanesi Avrupa kupalarında son 8 ya da 16 takım arasında kendine yer buluyor. En kötü kapısına dayanıyorlar. Fakat yardımcı ve figüranlar tokat yemeyi, ağlamayı dahi bilmeyecek seviyede berbat oyunculuk sergiledikleri için filmin tamamı izlemek işkence hâline gelebiliyor.

Oysa nasıl iyi bir takıma sahip olmak için iki üç yıldıza sahip olmak yetmiyor ve kadronun geriye kalan görev adamlarının da belirli bir vasatın üzerinde kaliteyi barındırması, tüm sezonu götürecek çeşitlilikte olması gerekiyorsa; tüm bir ligin kalitesi için de iki üç tane üst düzey takıma sahip olmak yetmiyor. Tüm kast iyi ya da dengeli olmalı. Süper Lig toplamda sınıfta kalıyor. Daily Mail gazetesinin geçen yıl son 10 yılı baz alarak 10 kategori üzerinden yaptığı lig sıralamasında Türkiye ancak 28. oldu.

"İspanya ve İtalya'da birçok maçı dinlenirken kazandım. Sezon boyunca 3-4 maç oynadık. Baskıyı hissediyorsunuz çünkü her maçı kazanmak zorundasınız yoksa şampiyon olamıyorsunuz. Büyüklerle diğerleri arasında dev uçurumlar var. İngiltere farklı." Jose Mourinho

İngiltere Premier Lig'in en pahalı ve en çok izlenen lig olmasının sebebi Manchester United, Chelsea, Arsenal ve Liverpool'dan oluşan büyük dörtlüye City ve Tottenham'ın da katılarak rekabeti sertleştirmesi. Hatta zirve altılının arkasına her sezon 4-5 takımın daha katılması. Southampton, Swansea, Stoke geçen sene; Leicester, West Ham bu yıl öne çıkanlar. Everton, Newcastle gibi ligin gediklisi geleneksel takımlarla birlikte en alttakilerin üsttekini al aşağı edebileceği, sınırsız kaynağı olan Chelsea ve United'ın dahi zorlanabileceği, yarışmacılıkta eşi benzeri olmayan bir ligin meydana geliyor.

Barcelona ile Real Madrid'in sürüklediği La Liga'yı son dönemde daha da izlenilir kılan Atletico Madrid'in rekabete girmesi ve Sevilla, Valencia, Villarreal, Athletic Bilbao gibi istikrarlı yardımcı oyunculara bu sezon Eibar ve Celta Vigo'nun eklenmesi oldu.

Türkiye'de ise İstanbul'un üç doğal şampiyonluk adayını, birazcık Trabzonspor dışında, zorlamaya çalışan bir kulüp yok. Böyle bir dertleri de yok. Hatta Avrupa kupalarına katılmayı amaçlayanlar dahi çölde vaha. Süper Lig'de son 5 sezonda istikrarlı olarak 3-6 sıra arasına oynayarak baş altı takım geleneği oluşturmaya çalışanlar Bursaspor, Başakşehir ve Kasımpaşa gibi görünüyor. 

"Ütopik hedefler koymak yerine gerçekçi olarak toplumla barışık ve birlikte yürümenin yolunu aramak lazım. Kümede kalmak birinci hedefimiz. 2. ve 3. hedefler çalışmamızın ürünü olarak karşımıza çıkarsa reddetmeyiz." Mustafa Reşit Akçay - Akhisar Belediyespor Teknik Direktörü

Kasımpaşa bir yatırım kulübü. Başakşehir ise borçsuz ve huzurlu kulüp ortamına ek olarak İstanbul'un sağladığı oyuncu çekebilme gücü sayesinde baş altında istikrarlı bir yer edindi. Sadece Bursaspor bir şehir projesi olarak yarışmaya çalışıyor. Arkadan sağlıklı adımlarla gelen bir tek Aykut Kocaman yönetiminde yeni bir yola giren Konyaspor var. Diğer Anadolu takımlarının yegâne sezon hedefi küme düşmemek. Ligdeki rekabeti zenginleştirmek, futbola katma değer sağlamak gibi önceliklerden çoğunlukla yoksunlar.

Ligde ilk sezonunu yaşayan takımlar için gayet makul bir anlayış ama 3-4 sezon sonunda hâlen hedef yükseltilemiyor ve ligde kalmanın ötesine geçilemiyorsa bu kulüplerin varlık sebebi tartışılır. Örneğin, Hamza Hamzaoğlu yönetimindeki ilk sezonunda 14. olarak lige tutunan Akhisar Belediyespor ertesi sezon aynı hocayla 10. sırada ligi tamamlayarak yerini sağlamlaştırmıştı. Hamza Hamzaoğlu önce milli takım yardımcı antrenörlüğüne ardından da Galatasaray teknik direktörlüğüne yükseldi. Yerine gelen Mustafa Reşit Akçay ise konumunu sağlamlaştırmış Akhisar'da hedef büyütmeyeceğini açıkladı. Aksini düşünenleri de ütopik olarak niteledi. 

Internet üzerinden "ligde kalmak" diye arama yapılınca oluşan manzara trajik.

Gelir bahanesi

Anadolu kulüplerinin rekabete yeltenmemesinin bahanesi az paralarının olması. Kısıtlı diye belirttikleri maddi imkânlar kartını sürekli oynamaktan hiç çekinmiyorlar. Her fırsatta sistemin adil olmadığını savunup, yayın gelirlerinden fazla pay istiyorlar. Eskişehirspor bu yüzden Rekabet Kurumu'na başvuracağını bile belirtmişti.

"Ana­do­lu ta­kım­la­rı­nın pay­la­rı yük­se­til­me­li. Ben­ce şam­pi­yon­luk pa­yı­nı da bir dü­zen­le­me gel­me­li. Bir sü­re ko­yul­ma­lı. O sü­re için­de şam­pi­yon olan­lar bu prim­den halk ka­zan­ma­lı. Bu farkla re­ka­bet edebil­me­miz çok zor." Mustafa Yolbulan - Kardemir Karabükspor Başkanı

Oysa şampiyonlar ve iki İstanbul takımı Başakşehir ile Kasımpaşa denklemden çıkarıldığında dahi 2014-15 sezonunda Anadolu kulüplerinin yayın havuzundan kasasına giren para ortalama 16 milyon €. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin 50, Beşiktaş'ın 40 ve Trabzon'un 30 milyon civarındaki geliri göz önüne alındığında 16 milyon € düşük gibi görünüyor fakat ligin geçen yıl yayından en çok kazanan Galatasaray, en az kazanan Balıkesir'den yaklaşık 3.5 misli fazla parayı kasasına koymuştu. Yani İspanya (11.6) ve İtalya (5.25), Fransa (3.85) liglerinden daha adil bir paylaşım söz konusu. 

 

Ajax ve Porto'dan çok kazanıyorlar

Madalyonun diğer yüzündeyse, Süper Lig'de geçen sezon küme düşen üç takımın yayın geliri toplamının Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya, Slovakya, İzlanda, Bulgaristan gibi liglerin ürettiği toplam gelirden; Yunanistan, Avusturya, Romanya, Macaristan gibi Orta Avrupa ve İskandinav liglerinin de tüm havuz ihalesinden daha fazla olduğu gerçeği var. 

2014-15 sezonunda küme düşen Kayseri, Karabük ve Balıkesir dışındaki Anadolu takımları Porto ve Benfica'dan fazla yayın geliri elde etmiş durumda. Avrupa'da final oynama başarısı yakalamış, bu sezon grubunda Marsilya'nın önünde lider çıkan Braga'nın yayın geliri sadece 3,5 milyon €. Hollanda'nın üç devi Ajax, PSV ve Feyenoord ile Belçika'nın Avrupa kupalarında temsil edilen köklü takımlarının yayın geliri Anadolu kulüplerininkinin yarısından az.

Şampiyonlar Ligi'nde son 16'ya kalan Belçika şampiyonu Gent kulübü geçen yıl yayın haklarından kasasına sadece 6 milyon € koymuştu. Aynı dönemde 17.8 milyon € kazandığı halde bataklığa dönmüş Mersin İdman Yurdu'nun üçte biri. Villarreal'i geçip Avrupa Ligi'nde lider olarak üst tura yükselen Rapid Wien yayın ve ligin sponsorluk gelirinden geçen sene 3.1 milyon € elde etti. UEFA sıralamasında ilk 20 içinde olan, Avrupa'da her sezon düzenli olarak tur atlayan Basel havuz gelirlerinden yılda sadece 2 milyon € kazanıyor. 

Anadolu kulüplerinin yayın gelirlerinin az olduğu iddiası doğru olmadığı gibi rekabet için de yeterli. Sorun bu kulüplerin yayın dışında başka gelir üretememesi. Aşağıdaki tabloda Süper Lig'den çok daha az ciro yapan ve yüzüne bakmaya tenezzül etmediğimiz liglerin gelir dağılımı görülebilir. Dikkatli incelendiğinde oran olarak Süper Lig kulüplerinin ticari, maç günü ve ağırlığını transferin oluşturduğu "diğer" kaleminde çok geride kaldığı görünüyor. Hollanda bizden neredeyse iki misli, İsviçre de yarım misli fazla tribün geliri elde ediyor.

Üç büyükler ve devletin sırtında

Türkiye'de havuz haklarının toplam gelir içindeki oranı % 45. Üç büyük İstanbul takımı ayrıldığında bu oran % 70'i geçiyor (ki Avrupa genelinde İngiltere(%49) ve İtalya(%51) dahil daha yükseğe çıkan yok) ve iddaa, ebilet ve lig isim haklarının ağırlığını oluşturduğu % 23'lük sponsorluk payıyla birlikte bir Anadolu kulübünün kendi çabasıyla bütçesine yaptığı katkı % 7-10 gibi komik orana tekâbül ediyor.

Kısacası Anadolu kulüplerinin büyük bölümü gelir üretmek için hiçbir şey yapmıyor. Büyükler üzerinden gerçekleşen yayın ve diğer sponsorluk gelirler satışlarına konuyor. Ligi var etmelerinin bedeli olarak bu parayı alıyorlar ama böyle gitmeyeceği kesin.

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, geçtiğimiz haftalarda TFF ve kulüp temsilcileriyle yapılan toplantıda "Kulüplere gelir getirici bir takım çalışmaların hayata geçirilmesi konusunda iyi bir noktaya geldik." diyerek duruma el atılacağını belirtti. Başka türlüsü de beklenemezdi. Anadolu kulüplerinin büyüklerin sırtına binmekten daha çok sevdiği bir şey varsa o da devletin sırtına binmek.

Statlar, vergi ve kredi finansmanı üzerinden gerçekleşen, sadece Anadolu değil büyük kulüplerin de pekçoğu dahil olmak üzere tüm ligi kapsayan bu sömürü dudak uçuklatacak durumlara ulaştı.

Devam edecek...

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
Misafir - 6 yıl önce - Cevapla
3 0 +3
cok guzel bir arastirma ve enfes bir yazi.
Misafir - 6 yıl önce - Cevapla
6 0 +6
yazık çok yazık