HABERTURK.COM

Koronavirüs salgını başladığından bu yana dünyanın artık eskisi gibi olmayacağı söylenip duruyor. Uzun vadede nasıl değişimler yaşanacağını zaman gösterecek ancak ilk aşamada koronavirüsün tüketici davranışlarını dramatik bir şekilde değiştireceği muhakkak. Bunun ilk örneğini bu hafta Almanya'da yaşadık. 

Almanya 156 bin 513 vakayla dünyada en çok koronavirüs vakası tespit edilen 5. ülke. Buna karşılık ölüm oranı ise Fransa, İspanya ve İtalya gibi diğer Avrupa ülkelerinin 5'te 1'i seviyesinde. Uzmanlar Almanya'nın iyi bir salgın planı ve güçlü sağlık sistemi olmasının ölüm oranlarını düşük seviyede tuttuğunu belirtiyor. 

Alman hükümeti de hem yeni vaka hem de yeni ölüm sayısının düşüş eğilimi göstermesi üzerine bu hafta başı 800 metrekarenin altındaki dükkanlara sosyal mesafe kurallarına uymak koşuluyla açılma izni verdi. yerel ve uluslararası basının bildirdiğine göre dükkanların açıldığı ilk gün vatandaşların bir kısmı alışveriş için dışarı çıksa da dükkanların önünde uzun kuyruklar oluşmadı. İlk günün ardından ise çoğu dükkan neredeyse boş kaldı. 

TÜKETİCİNİN DÜŞÜNCE YAPISI DEĞİŞTİ

Yani Almanya örneğinde korkulduğu gibi dükkanlar açılır açılmaz bir yığılma yaşanmadı, virüsün yeniden yayılmasını sağlayabilecek izdihamlar yaşanmadı. Hâlihazırda eczane süpermarket gibi temel ihtiyaçları karşılayan yerler açıktı. Yine de kapalı geçen 1 ayın ardından dükkanlara daha fazla ilgi gösterilmesi bekleniyordu. 

Londra merkezli davranış bilimi danışmanlık şirketi Innovation Bubble'ın CEO'su Simon Moore konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede koronavirüs salgınını sebebiyle tüketici düşünce yapısının 'artırmaktan' 'eldekini korumaya' evrildiğini belirtti. Moore "Salgının etkisiyle insanlar bir ürünün fiyatına, o üründe indirim olup olmadığına bakmayı bıraktı. Daha defansif bir düşünce yapısına geçti" ifadelerini kullandı. 

'SOSYAL KANIT' GEREKİYOR

Moore'a göre ayrıca birçok tüketici ayrıca 'bekle-gör' stratejisini uyguluyor. Topluluklar alışverişe çıkmadan önce 'toplumsal bir kanıta' ihtiyaç duyuyor. Diğer bir deyişle birçok kişi 'birileri gitsin alışveriş yapsın, hastalık yayılmıyorsa ben de çıkarım' düşüncesiyle evde oturuyor. Çok sayıda kişi bu düşüncede olunca da dükkanlar boş kalıyor. Yani devletin tek başına 'tamam artık çıkabilirsiniz' demesi insanları alışveriş yapmaya teşvik etmiyor.

Belirsizlik zamanlarında insanların 'içgüdüleriyle' daha fazla hareket ettiğini belirten Moore "Harvard Üniversites'nin araştırmasına göre insanların satın alma kararlarının yüzde 95'i bilinç altımız tarafından alınıyor" ifadelerini kullandı. 

DAVRANIŞ VE DÜŞÜNCELER ARASINDAKİ TUTARSIZLIK

CNBC'ye konuşan tüketici psikolojisi konusunda Anglia Ruskin Üniversitesi'nde dersler veren Cathrine Jansson-Boyd ise virüs tehlikesinin tamamen geçtiğine inanmadan tüketicilerin davranışının normale dönemeyeceğini belirtti. Hükümetlerin her şeyin normale döndüğünü söylemediğine dikkat çeken Jansson-Boyd "Hükümetler aslında 'dışarı çıkabilirsiniz ancak sorun geçmiş değil' diyor. Bu da tüketici davranışını etkiliyor" dedi. Jansson-Boy insanların davranışları ile duygu ve düşünceleri arasında tutarsızlık olmasının ekstra stres yarattığına dikkat çekiyor. Yani bir kişi hayat normale dönmüş gibi alışverişe çıksa bile aklında koronavirüs sebebiyle bir korku yer alıyor. Bu tutarsızlık da huzursuzluğu artırıyor. 

Almanya perakende federasyonu Handelverband Deutschland'ın CEO'su Stefan Genth ise yaptığı yazılı açıklamada "Tüketici güveninin tarihi düşüklükte olduğu bir dönemde dükkanlar bir süre daha boş kalabilir. İstihdam pazarındaki belirsizlik de insanların harcama yaparken daha tutumlu davranmasına yol açıyor" ifadelerini kullandı. Stefan Genth bunun yanında sosyal mesafe için dükkanlarda alınan önlemlerin de tüketiciyi huzursuz ettiğini vurguladı. 

Almanya'da ilk koronavirüs vakası Türkiye'den yaklaşık 1.5 ay önce tespit edildi. Dolayısıyla bu ülkede atılan adımlar Türkiye açısından ders alınması gereken uygulamalar olabilir.