Altay çağı: Türkiye, savunmada kendi dönemini başlatıyor
Türkiye, yıllar süren mühendislik, yatırım ve ulusal iş birliği sonucunda kendi ürettiği ana muharebe tankı Altay'ı operasyonel aşamaya taşıyarak savunma sanayiinde yeni bir dönemi başlattı. 600'den fazla yerli şirketin emeğiyle geliştirilen bu proje, Ankara'nın "tam bağımsız savunma gücü" hedefinin somut göstergesi. Altay, sadece bir zırhlı araç değil; Türkiye'nin bölgesel ve küresel düzeyde stratejik caydırıcılığının zırhlı imzası. Habertürk TV Güvenlik Politikaları Koordinatörü Çetiner Çetin yazdı..
ABONE OLUzun yıllar boyunca büyük güçlerin tedarik zincirlerine bağımlı kalarak savunma kabiliyetini dışa bağımlı kaynaklarla sınırlamak zorunda kalan Türkiye, bugün kendi savunma çağını başlatıyor. Savunma Sanayii Başkanlığı’nın koordinasyonunda yürütülen Altay Ana Muharebe Tankı Projesi, sadece bir teknik veya mühendislik başarısı değil; aynı zamanda sanayi, strateji, diplomasi ve ulusal özgüvenin bir bileşimi, bir bağımsızlık manifestosu olarak görülüyor.
2000’li yılların sonunda atılan ilk adımlar, Türkiye’nin zırhlı platformlar alanında kendi okulunu kurmasının başlangıcıydı. Güney Koreli Hyundai Rotem ile yapılan iş birliği, teknoloji transferi sürecinde önemli bir öğrenme evresiydi; ancak bu dönem, kalıcı bağımlılık yerine yerlileşmenin eşiğini aşmak için bir basamak oldu. 2018 itibarıyla üretim sorumluluğunun BMC Defence’e devredilmesiyle proje tamamen milli bir kimlik kazandı ve yerli güç grubu, zırh teknolojisi, elektronik sistemler, sensör ağı ve komuta mimarisiyle birlikte entegre bir yapıya dönüştü.
Bugün Altay, yalnızca bir savaş aracından ibaret değil; Türk mühendisliğinin kararlılığının, sanayi kapasitesinin olgunluğunun ve devlet stratejisinin vizyoner yönünün bir yansıması. Tankın geliştirilmesinde 600’den fazla yerli şirketin emeği bulunuyor. Her biri; güç aktarım sistemlerinden balistik zırhlara, kompozit malzemelerden yapay zekâ tabanlı komuta sistemlerine kadar farklı alanlarda katkı sağladı.