Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Ata Demirer, koltuğunun altında klavyesi taverna taverna dolaşıp piyanist şantörlük yapmak için iş arıyordu.
O günlerde Ümit Besen, Arif Susam ve Nejat Alp'e özeniyordu.
İşte o günler Demirer'in bugünlerinin temelini oluşturdu.

Ata Demirer, Habertürk'ten Mehmet Çalışkan ile yaptığı röportajda piyanist şantörlük ve animatörlük yaptığı günlerden filmlerinin senaryosunu da yazan, binden fazla gösteri sahneleyen sanatçı olduğu günlere nasıl geldiğini anlattı.
En fazla gösteri yapan komedyenlerden, filmleri en fazla izlenen senarist ve oyunculardan biri olan Demirer, kariyeriyle ilgili tek derdinin insanlara iyi gelmek olduğunu söyledi.

ATA DEMİRER'İN ROL ARKADAŞLARINDAN BİRİ GONCA VUSLATERİ... VUSLATERİ, 'HEDEFİM SENSİN'DE 'LEYLA'YI CANLANDIRIYOR'

Piyanist şantörlük ve animatörlük yaptığın günlerden bugünlere.. Rol aldığın 11 filmden 6'sının senaryosunu da yazdın. Senaryosunu yazdığın filmlerin toplam izleyici sayısı 14 milyon 610 bin kişi. Neler hissediyorsun?
Aslına bakılırsa o zamanlarda bugünleri hayal ederek 'İleride bir komedyen olurum, bir yerlere gelirim' diye düşünüyorum. Şimdi çok uzun bir yoldan geliyormuşum gibi hissediyorum. Ve önümde daha da çok uzun bir yol var. Bakalım nereye gideceğiz? Ama gittiğim noktalar hep böyle güzel olsun, insanları güldüreyim. İnsanların ciddiye alabilecekleri, hayal kurabilecekleri, üzerine düşünecekleri güzel yapımlar sunayım. İnsanlara iyi geleyim. Derdim bu...

O zamanlar en fazla belki de 100 kişiye hitap ediyordun, şimdiyse milyonlara...
Buradan bütün animatörlere selam olsun. İşleri ciddi emek isteyen bir iş. Orada da insanları eğlendiriliyor. Müzisyenlik, piyanist şantörlük... Onlar da çok büyülü işlerdi. Piyanist şantörlük yaptığım dönem, bütün bu işi yapan sanatçıların çok popüler olduğu bir dönemdi. Ümit Besen, Arif Susam, Nejat Alp... İnsan özeniyor. 'Ben de söylerim, ben de yaparım' diye. Türlü türlü maceralar... Kolumun altında klavyeyi alarak taverna taverna geziyordum.

"O İŞLERİ ÇOK KOMİK PARALARA YAPTIK"

Kolay iş bulabiliyor muydun?
Bursa'da düğün mevsiminde Emin Abi ile beraber düğün düğün geziyorduk. Onun iyi bir piyasası vardı. Bağlama çalardı. O işleri çok komik paralara yaptık ama çok eğlenceliydi.

Binden fazla gösteri de yaptın. Hiç 'Nereden nereye' diyor musun?
Ben buyum... Böyle olmalıydı, Allah böyle istiyordu. Yeteneklerimi heba etmektense insanların yararına kullanmak için en doğrusunun olması gerekiyordu. Ben de bunun için üstüme düşenleri yapmaya çalıştım. İçinizde öyle bir cevher varken hiç yokmuş gibi davranamazsınız. Öyle davranırsanız yetenekleriniz size zarar verir, alkolik olursunuz. Başka bir hayat yaşayamazsınız. Benim böyle olmam gerekiyordu. Allah da öyle istedi. Bir misyonu yerine getiriyormuş gibi hissediyorum.

Nasıl bir misyondan söz ediyorsun?
Mesela bir seyirci yanıma gelip 'Babam kötü bir hastalığa sahip. Hastane odasında sizin videolarınızı seyrederken çok güldü. Kendisine sizin filmlerinizi de izletmemizi istedi' dedi. Bu çok kıymetli bir şey. Ciddi bir hastalığa sahip bir kişiye iki saatliğine her şeyi unutturabiliyorsak zaten üstümüze düşeni yapmışız demektir. Ben yaptığım zaman mutlu oluyorum.

ATA DEMİRER, SENARYOSUNU YAZDIĞI FİLMLERDE DEMET AKBAĞ İLE BEŞİNCİ KEZ ÇALIŞTI

Sence bir filmin olmazsa olmaz özellikleri nelerdir?
Senaryo... Birincisi bu. Sonra diğer bileşenler geliyor. İyi yönetmen, o senaryoyu taşıyacak iyi oyuncular. Ve elbette Necati Akpınar... Yapımcının hikâyeye inanması ve senaristi, yönetmeni, oyuncuları rahat bırakması çok önemli.

'Hedefim Sensin' izleyicinin hangi duygularına hitap edecek?
Yazarken ben hangi duygulardaysam o duygulara hitap edecek. İzleyiciyi kendimden farklı biri olarak görmüyorum ki... İzleyicilerden biriyim. 'Ben buna gülüyorsam herkes güler', 'Ben buna ağlıyorsam herkes ağlar' diyorum. İzleyiciler, 'burada benim kadar duygulanırlar' diye düşündüğüm her yerde duygulandı. 'Burada gülerler' dediğim her yerde de güldü. Şimdiye kadar bir falso yok... Sonuç olarak ben izleyicinin aynısıyım. Yazarken de bu değişmiyor. Sadece kartları ben dağıtıyorum.

'Şu bilinirse mutlu olurum' dediğiniz ne vardır?
Gökçeada doğası yıpranmadan gelişirse çok mutlu olurum. Çünkü iki adamız var Kuzey Ege'de. Biri Bozcaada biri Gökçeada. Gökçeada çok özel bir yer. Yedi tane Bozcaada var içinde. O kadar renkli bir yer. Ama terk edilmiş. Mübadele yüzünden kötü şeyler yaşamış. Kıbrıs Harbi'nden sonra hatırlanması istenmeyen şeyler yaşanmış. Yavaş yavaş bir değişim var orada. Adanın eski halkının torunlar, çocuklar özellikle yaz aylarında geri geliyorlar. Vakıf var. O vakıf, bazılarına işletmeler vermiş. Kendi eski dedelerinden kalma muhallebici, pastacı çok şık, ufak esnaf hareketleri var. Bunlar gelişirse Cote d'Azur, Sicilya gibi olur. Okadar güzel ki... Kıvanç Baruönü'nün gözünden benim için de bir yenilikti. Gökçeada'ya 26 yıl sonra ilk kez gittim. Her yaz gittiğim bir yer değil. Hayran kaldım. Kıyısıyla deniziyle büyük dağlarıyla acayip bir yer. İnşallah hakkını bulacak.

Gökçeada, Çanakkale'nin bir ilçesi ve Türkiye'nin en büyük adasıdır. Ege Denizi'nin kuzeyinde, Saros Körfezi girişinde yer almaktadır. 91 Km'lik kıyı şeridine sahiptir. Yıllık yağış miktarı metrekareye 950 – 1050 mm arasında değişmektedir. 287 metre karelik alana sahip adanın batısında yer alan İncirburnu Türkiye'nin de en batı noktasını oluşturmaktadır. Nüfusu 8 bin 776 olan Gökçeada, Türkiye'de 2016 itibarıyla 11 tane olan Sakin kentlerden biridir.

#scroll#storymap##