Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Okuduğu kitaplar ve konuşmalarıyla gündem olan 10 yaşındaki Atakan Kayalar ile ilgili Özyeğin Üniversitesi’nde görevli Erkan Naldemirci’nin paylaşımları infial uyandırdı. Üniversite, bu paylaşımların ardından Naldemirci’nin işine son verdi. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca “müstehcenlik” suçundan soruşturma başlatılan Naldemirci, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Konuyu köşesine taşıyan ve adını "sapkınlık" olarak koyan Altaylı, böyle bir kişinin takibe alınması gerektiğini yazdı. Altaylı'nın "Sapkın" başlıklı yazısı:

Benim medyadan uzak tutulmasını önerdiğim Atakan isimli çocuk için bir üniversitenin ulaştırma servisinde görevli birisi abuk sabuk bir şeyler yazmış sosyal medya hesabında.
Yazılanları insanlık dışı buldu herkes.
Belli ki sapkın.
Diyor ki, “Tecavüz etsinler, o şokla aramıza döner”.
Bu belli ki tecrübeye dayalı bir öneri.
Kendisi o şoku yaşamış olmalı ki, böyle bir öneri yapıyor.
Yoksa en insanlık dışı insanın aklına bile böyle bir şey gelmez.
Ancak o şokun işe yaramadığını da göstermiş oldu bize.
Üniversiteye de bu sapkını “Uzatmadan kovduğu” için ayrıca teşekkür.
Bir tecavüz meraklısının bir eğitim kurumunda işi yok.
Ve bence yakın takibe alınmalı.
Tehlikeli bir tip.

Toplumun her kesiminden büyük tepki gören Naldemirci ile ilgili avukatlar ve psikologlar da Habertürk’e konuştu.

Avukat Dr. Rezan Epözdemir
Avukat Dr. Rezan Epözdemir

Avukat Dr. Rezan Epözdemir, "Buradaki ifadelere baktığımızda failin kastının müstehcenlik kastı olmadığı tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açık" diyerek hem verilen kararı değerlendirdi hem de yöneltilebilecek suçları anlattı: 

MÜSTEHCENLİĞİN CEZASI NE?

Hukuk tekniği bakımından tartışılacak olan şey acaba, müstehcenlik suçunun maddi unsurunun vücut bulup bulmadığı. Öncelikle savcılıktan yapılan açıklamayla birlikte ve burada TCK'nın 226. maddesi ilgili fıkrası uyarınca müstehcenlik suçundan bir gözaltı işlemi yapıldığı daha sonra Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesince adli kontrol talebi net bir şekilde betimlenmiş. Türk Ceza Kanunu'nun 226. maddesinin 2. fıkrasına baktığımızda müstehcen içerikli görüntü yazılı veya sözlü basın yayın imkanlarıyla yayımlamak yahut buna aracılık etmek 6 ay ile 3 yıl arasında hapis ve 5 bin lira kadar adli para cezası gerektiren bir suç.

İKİ AYRI HÜKMÜN İHLALİ VARSA

Türk Ceza Kanunu'nun 326. maddesinin 2. fıkrasından adli kontrol işlemi yapılmış. Bu da müstehcen yazı ve sözleri basın ve yayın yoluyla yayan veya yayınlanmasına aracılık eden 6 ay ile 3 yıl arasında hapis ve 5 bin lira kadar adli para cezası cezalandırılır deniyor. Burada zannediyorum somut olayda bir sosyal paylaşım sitesinde yayınlamak söz konsu olmuş. Bu yönüyle bir aleniyet unsuru burada gerçekleşmiş. Fakat hukuk tekniği ve maddi ceza hukuku açısından meseleye bakarsak acaba burada basın yayın yoluyla bir hakaret suçu mu var yoksa müstehcenlik mi var? Aslında TCK'nın 125. maddesi uyarınca burada Atakan için sarfedilen sözlere baktığımızda hakaret suçunun da subut edebileceğini görüyoruz. Fakat fikri içtima dediğimiz kanunun iki ayrı hükmünün ihlal edilmesiyle şedit olandan işlem yapılıp cezalandırma cihetine gidiliyor. Burada bir fikri içtima söz konusu olabilir. Müstehcenlik nedeniyle adli kontrol kararı verilmiş olabilir.

"ASLİYE CEZADA YARGILANACAK"

Başsavcılık makamı burada paylaşılan ifadelerin müstehcen yazı olduğu kanaatine varmış. Dolayısıyla hakaretten değil de müstehcenlikten işlem yapmak suretiyle adli kontrol kararı verilmiş. Söylediğim gibi burada ek olarak TCK'nın 125. maddesi uyarınca hakaret suçu da 'şeref ve haysiyetin rencide edilmesi' kullanılan galiz ifadeler dikkate alındığında ve alenen basın yoluyla hakaret suçundan da bir değerlendirme yapılması gerekebilirdi. Adli kontrol kararı var. Tutuklamanın koşulları var. Somut olgulara dayanan kuvvetli suç şüphesi var. Tutuklama nedeni de var. Fakat tutuklamaya alternatif olarak koruma tedbiri olarak adli kontrole hükmediyoruz demek bu. Bundan sonra adli kontrollü bir şekilde soruşturma işlemi yürüyecek. Zannediyorum bir kabul ve ikrar olduğu için de en kısa zamanda iddianame hazırlanabilir. Şüpheli asliye ceza mahkemesinde sanığın yargılanması başlayacaktır.

"HAKARET VEYA TAHKİR SUÇU VAR"

Suçun önemli unsurlarından bir tanesi de manevi unsurdur; yani kusurdur. Buradaki ifadelere baktığımızda failin kastının müstehcenlik kastı olmadığı tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açık. Bunun yerine değerlendirilebilecek iki ayrı suç tipi var. Bir tanesi TCK'nın 125. maddesi uyarınca basın yoluyla alenen hakaret olabilir; çünkü bu ifadeler sosyal medyada paylaşılmış. İkincisi de TCK'nın 214. maddesinde 214/1 tartışılabilirdi burada. Tahrik suçu var. Kullanılan ifadeler 'Bunu, bunu, şunu şunu yapmak lazım' gibi kendi içerisinde tahrik unsuru da barındırıyor. Bu iki suç tipi yerine müstehcenlikten TCK'nın 226. maddesinin 2. fıkrası uyarınca işlem yapılması, adli kontrol kararı verilmesi kanaatimce uygun olmamıştır.

Avukat Elif Canbaz
Avukat Elif Canbaz

“SADECE MÜSTEHCENLİK DEĞİL”

Avukat Elif Canbaz, sözlü şiddetin, hakaretin, taciz ve mobingin toplumda yaygınlaştığına dikkat çekerek, bu suçların sosyal medyada sıklıkla ve kolayca işlendiğini söyledi. Av. Canbaz, 10 yaşındaki Atakan’a yönelik söz konusu ifadelerin istismara özendirici ve cinsel taciz olarak nitelendirilebileceğini belirterek Naldemirci hakkında “müstehcenlik” suçundan başka suçların da söz konusu olabileceğine dikkat çekti. TCK 105 kapsamında cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan cinsel taciz suçu işlendiğine veya TCK madde 125-131 arasında düzenlenen ‘şerefe karşı suçlardan’ hakaret suçunun varlığına gidilebileceğini kaydeden Canbaz, şöyle devam etti:

İNTERNETTEN CİNSEL TACİZ

“Halk arasında ‘laf atma’, ‘sözlü taciz’ olarak bilinen davranışlar cinsel taciz suçunun maddi unsurlarının oluşmasına yol açar. Cinsel taciz suçu, telefonla, sosyal medya üzerinden veya internet yoluyla başka bir yöntem kullanılarak da işlenebilir. Cinsel taciz suçu, e-mail, internet üzerinden sosyal medya hesaplarına yorum yazma, kapalı veya açık sosyal medya grupları üzerinden sesli, görsel veya yazılı iletiler gönderme yoluyla işlenebilmektedir. Ayrıca instagram, facebook, twitter, whatsapp gibi internet üzerinden kullanılan bilişim sistemi uygulamaları aracılığıyla sesli, görsel veya yazılı ileti göndermek yoluyla işlenebilir.”



CİNSEL TACİZİN CEZASI NEDİR?

Cinsel tacizin tespit edilmesi durumunda bu suçun yaptırımının TCK Madde 105 kapsamında olacağını hatırlatan Canbaz: “Mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezası olacaktır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen 105. maddede bahsolunan cinsel taciz suçu, 765 sayılı TCK madde 421’deki bedeni temas olmaksızın sarkıntılık, söz atma suçunun karşılığıdır. Bedeni temas mevzu bahis olduğu takdirde eylem cinsel tacizden çıkıp, cinsel saldırı şartları varsa cinsel istismar suçunu oluşturacaktır. Burada söz konusu mağdura bedeni temas olmaksızın şahsın vücut dokunulmazlığını ihlal niteliği taşımayan cinsel nitelikli davranışlardır” dedi.

İNTERNET YOLUYLA HAKARET

Amacın cinsel taciz olmaması durumunda hakaret suçunun gündeme gelebileceğini kaydeden Canbaz, şöyle devam etti: “İnternet yoluyla hakaret, kolay ispatlanabilecek bir suç çeşididir. Hakaret suçunun basit şekli takibi şikayete bağlı suçlar kategorisinde yer alır. Suçun mağduru, hakaret edeni ve hakareti öğrendiği tarihten başlamak üzere 6 ay içerisinde şikayet hakkını kullanmak zorundadır. 5237 sayılı TCK’nın 125/2 maddesi, ileti yoluyla hakaret edilmesini suç olarak kabul etmiştir. İleti yoluyla yapılan hakaretlerin ceza miktarları aynı olsa da; bir kısmı huzurda hakaret suçu, bir kısmı da gıyapta hakaret suçu kapsamında cezalandırılmaktadır. TCK m.125/2 anlamında ileti olarak kabul edilen iletişim vasıtalarına Mektup, E-mail, Whatsapp mesajları, Whatsapp gruplarına gönderilen mesajlar, cep telefonuyla SMS, telefon konuşmaları, instagram, twitter, facebook vb. sosyal medya hesaplarından DM (Direct Message) yoluyla mesajlaşma örnek gösterilebilir. “

HAKARETİN CEZASI NEDİR?

Hakaret suçunun huzurda işlenmiş gibi cezalandırılması halinin ise ileti yoluyla hakaret olduğunu kaydeden Canbaz, “TCK’nın 125/2. maddesinde, ‘Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur’ demek suretiyle, tahkir edici nitelikteki fiilin, ileti yoluyla mağduru hedef alması durumunda failin huzurda hakaret etmiş gibi cezalandırılacağı belirtilmiştir. Buna göre, hakaret içeren bir mektup, telefon konuşması veya yazılı bir mesaj huzurda söylenmiş gibi cezalandırılacaktır. Bu suçun yaptırımı, suçun basit veya nitelikli şekillerinden hangisinin işlendiğine göre farklılık arz eder. Suçun basit şeklinde, yani kamu görevlisi olmayan bir kişinin yüzüne karşı hakaret halinde, hakaret suçunun cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Hakaretin alenen işlenmesi halinde, hakaret suçu nedeniyle öngörülen ceza 1/6 oranında ayrıca arttırılacaktır” ifadelerini kullandı.

Avukat Osman Erusta
Avukat Osman Erusta

‘MÜSTEHCENLİK’ OLMASI İÇİN…

Soruşturma sürecini değerlendiren Avukat Osman Erusta, “Öncelikle belirtmek gerekir ki, her ne kadar şahsın yapmış olduğu paylaşımlar nedeniyle soruşturması savcılıkça re’sen yürütülen suçlar kapsamında olan müstehcenlik suçundan dolayı başlatılmışsa da, kanaatimce; ilk etapta Savcılık, toplumsal infial uyandıran bu hareket nedeniyle, re’sen takip edilen suçlardan olan Müstehcenlik suçu nitelemesini yapmış olabilir. Ancak, gerçekleşen eylem, bahsi geçen suçun vasıf ve mahiyeti itibarıyla ortada, Türk Ceza Kanunu’nun 226. Maddesinde tanımlanan müstehcenlik suçunun unsurları bulunmamaktadır. Müstehcenlik suçu oluşabilmesi için, müstehcenlik içeren, görüntü, ses, yazı, kayıt olması ve bu materyallerin suçun mağduruyla, fail tarafından doğrudan veya dolaylı olacak şekilde, buluşturulması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

“SUÇ İŞLEMEYE TAHRİK SUÇU”

Avukat Erusta, şöyle devam etti: “Bu nedenlerle, failin yapmış olduğu sosyal medya paylaşımı, ahlaken hiçbir şekilde tasvip edilemeyecek boyutta insanlık dışı bir paylaşım olsa da; TCK 226. Madde kapsamında müstehcenlik suçunun oluşmayacağı, bunun yerine failin yapmış olduğu paylaşımının, Türk Ceza Kanunu’nun 214/1. Maddesi kapsamında ‘suç işlemeye tahrik suçu’nu oluşturacağı kanaatindeyim. İnsanları suç işlemeye tahrik etmekte ve doğrudan hedef göstererek, yönlendirme yapmaktadır. Suç işlemeye alenen tahrik eylemi, iştirak iradesinden bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır. Burada bir tehlike suçu söz konusu olduğundan, suç işlemeye tahrik suçunun tamamlanabilmesi için, tahrik konusu suçların işlenmesi gerekmemektedir. Suç işlemek için tahrik, aslında tahrik konusu suça bir hazırlık hareketi niteliğindedir. Aleni olarak gerçekleştirilen bu tür fiillerin, kamu barışı açısından oluşturduğu tehlike nedeniyle, zararlı neticenin doğmasını beklemeden ve iştirak kurallarından bağımsız olarak ceza yaptırımı altına alınması amaçlanır.”

Uzman Klinik Psikolog Merve Savaşkan
Uzman Klinik Psikolog Merve Savaşkan

“AŞAĞILIK KOMPLEKSİ DEVREDE”

Uzman Klinik Psikolog Merve Savaşkan ise Atakan Kayalar’ın bir insan ve bir çocuk olduğunun unutulduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Atakan’ın farklı görünmesinin tek nedeni okuduğu kitapların onu dönüştürdüğü konuşma şekli ve çocuksu davranışlarının olmayışıyla, olağanüstü ilan edilmesi. 10 yaşında, 5 ayda 250 kitap okumuş. Okuduğu yazarlar Aristo, J.J. Rousseau, Bauman olması Atakan’ın okumayı seven, ezberinin kuvvetli ve taklit yönünün gelişmişliğini gösteriyor. Ancak zekasını değil. Öncelikle Atakan’ın enteresan gelen bu hali normal dışılıktan ziyade, azınlık olduğu için eleştirilere maruz kalmakta ve anlaşılmamakta. Atakan’ın çok kitap okuması, bilgi ezberlemesi, ezberlediklerini aktarması ve yetişkin tarzı konuşması onun üstün zekalı olduğunun bilimsel göstergesi için yeterli değildir. Atakan’ın yetiştiriliş biçimini, ortamını ve ailesi hakkında derin bilgilere sahip olunmadan; genetik özelliklerini, yapısını bilmeden ve gerekli testlere tabi tutmadan kılıfa sokmaya çalışılıyor. Çünkü Atakan çoğu yetişkinin bile adını duymadığı kitapları okuduğu için insanların kanayan yarası aşağılık komplekslerini kaşıyor ve bilgisizliklerini yüzlerine çarpıyor. Belki de eğitimsizliğin ve bilgisiz gelişimin, olumsuz olanakların ve travmaların hatırlanma nedeni. Çoğu insan bu durumu kaldıramayıp farklı eksiklerinden onu vurmaya üzerinden eşik altı mesaj vermeye çalışıyor. Böylelikle çocuk istismarlarını yaşıyor.”

“ÇOCUK İSTİSMARI NİTELİĞİNDE”

Atakan’a yapılan hakaretlerin ciddi boyuta ulaştığını kaydeden Savaşkan, “Atakan’ın bir kıyas malzemesi değil, bir çocuk olduğu ve yaşına uygun olmayan birçok yazı okumasının sonucu anormal görüldüğü toplumun bilinçli olması gerektiği bir dönemdeyiz. Nice Atakanlara doğrudan teşhis koyulması bir kategoriye sokulmak istenmesi doğru değildir ve zarar vericidir. Özellikle son haberlere göre Atakan’ın fazla bulunan aklının, tecavüzle yerine gelmesi gibi ağır sözler ve küfürlü yorumlar tamamen işin boyutunu aşmış ve çocuk istismarı niteliğinde yaralayıcıdır” diye konuştu.

“ATAKAN ACİL KORUNMALIDIR”

Atakan için kullanılan bazı ifadelerin çocuğa karşı düşmanca bakışa yol açabileceğini söyleyen Savaşkan, “Atakan için neler yapılabileceğini düşünmek yerine onu malzeme görerek eleştirmek, hırçın ve saldırgan, ahlaktan uzak fikirler ihmal ve istismar içermektedir. Tüm bu ağır sözler Atakan’ın geleceği için olumsuz etki bırakacak ve arkadaşları tarafından küçük düşürücü tavırlarla karşılaşacağı durumları meydana getirebilir. Devletimizin ilgili bakanlıkları acilen devreye girip Atakan’ı öncelikle medyadan uzak tutmalı. Ve gerekli eğitim olanakları sağlamalı. Atakan çocuk istismarından korunmalıdır” diye konuştu.

Psikolog Rukiye Kıvılcım
Psikolog Rukiye Kıvılcım

“MEDYADAN UZAKLAŞTIRILMALI”

Psikolog Rukiye Kıvılcım da Atakan’ın 10 yaşında bir çocuk olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Çocuğun o yaşta kontrolsüz şekilde felsefe kitapları okuyor olması alkışlanabilir bir hale getirilmemelidir. O yaştaki çocuğun her filmi her diziyi izleyemediği gibi her kitabı da okumaması gerekli. Çünkü kitaplardaki kâr-zarar analizini bizler kadar iyi yapamazlar. ‘Toplumun sorununu çözmek için ülkeleri yok etmek gerektiğini’ söylediğinden de anlıyoruz ki henüz problem çözme yeteneği gelişmemiştir. Geleceğin bilim adamı, filozofu, üstün yetenekli vs. diyerek çocuğa kendisini öyle zannettiriyoruz ki röportajlara, TV programlarındaki hal ve tavırlarına da baktığımızda bunu çok net bir şekilde görebiliyoruz. Anne- babanın ciddi anlamda destek alarak sağlıklı kararlar verip çocuklarını sosyal medyadan uzaklaştırarak sahneden alması gerekiyor. Bu çocuklarının mutluluğu ve oturup düşünebilmesi için daha sağlıklı bir karar olacaktır.”