Günümüzde gerekmediği halde çok sayıda hastaya kalp kapak değişim ameliyatı yapılıyor. Oysa dünyanın tıp alanında gelişmiş pek çok ülkesinde uygun hastaya kapak değişim ameliyatı yerine kapak tamiri öneriliyor. Habertürk’ten Ceyda Erenoğlu’nun haberine göre, dünyada kapak tamir oranı yüzde 90 iken Türkiye’de bu oranın sadece yüzde 20-30 arasında olması büyük eksiklik.

Türkiye’nin ilk özelleşmiş kalp kapak hastalıkları merkezi olan Bezmialem Vakıf Üniversitesi, Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, “Kalp - kapak hastalıklarında yaygın olarak yapılan cerrahi tedavi, kalp kapağının metal kapakla değişimidir. Eğer cerrahi seçeneği kalp kapağını metal kapakla değiştirmek ise doğru ameliyat zamanı için hastayı yakın takip edip doğru zaman için beklemek olmalıdır” diyor ve devam ediyor; “Günümüzde kapak hastalıklarının tedavisinde, geçmişte müdahale etmek için beklediğimiz ve bu nedenle kalp fonksiyonları bozulan mitral kapak hastalarına, açık kalp ameliyatının risklerini yüklemeden ve hastanın yaşam konforunu bozmadan küçük kesiyle müdahale edebiliyoruz.”

KAPAK HASTALIKLARININ BELİRTİLERİ

Kapak hastalıklarında özellikle mitral kapak hastalığında iki önemli belirti bulunuyor bunlardan ilkinin eforla gelen nefes darlığı, ikincisinin ise çarpıntı olduğu belirtiliyor. 40 yaşında bir hasta bundan 3 ay öncesine kadar 3 kat merdiveni rahatlıkla çıkabiliyorken artık iki kat çıkarken zorlanıyorsa bu bir sıkıntıya işaret ediyor ve bu sıkıntının mitral kapakta olma olasılığının çok fazla olduğuna dikkat çekiliyor.

HER MİTRAL KAPAK SORUNU AMELİYAT GEREKTİRMİYOR

Kişinin mitral kapak kaçırma veya çökme sorunu varsa mutlaka değişmesi (ameliyat) gerekmiyor. Kapağın kişinin kendi dokusu kullanılarak tamir edilmesi ömür boyu kan sulandırıcı kullanma zorunluluğunu ortadan kaldırabiliyor. Oysa kapağı değişen hastaların ömür boyu kan sulandırıcı kullanmaları gerekiyor.

DÜNYADA TAMİR TÜRKİYE’DE DEĞİŞİM

Kan sulandırıcıların gereğinden az kullanılması kapakta pıhtı oturmasına, fazla kullanılması beyin kanaması ya da başka tür kanamalara yol açabiliyor. Bu durum kapağı değişen birini bir hastalıktan kurtarıp başka bir hastalığa mahkum etmeye benziyor. Kan sulandırıcı kullanımı her hafta laboratuvar tetkiki gerektirdiği için hastaların her hafta hastaneye gitmesi gibi zorluklarla da karşılaşılıyor. Prof. Dr. Cengiz Köksal, “Bu nedenle kapakta çökme veya yetmezlik varsa kapağınızı tamir ettirin. Günümüzde kalp kapağı tamir edilmesi gereken bir çok hastaya gerekmediği halde ameliyat yapılıyor ve hastalar kan sulandırıcıya mahkum ediliyor” diyor.

KALBİ DURDURMADAN KAPALI YÖNTEMLE TAMİR

Prof. Dr. Cengiz Köksal, “Son yıllarda kalp cerrahisi ile ilgili mucizevi bir gelişme var mı sorusuna; “Evet var. Kalp cerrahisiyle ilgili mucizevi şey kalbin durdurulmadan, kapalı yöntemle tamir edilmesi anlamına gelen ‘Transapikal Neokorda’ yöntemidir” diyor ve devam ediyor;  “Bu uygulama ile sol meme altından 3 cm’lik kesi ile kalbin tepesine ulaşıyor ve oradan girerek, kalp ve akciğerleri durdurmadan ‘eko’ adı verilen bir cihaz eşliğinde kapak tamiri yapabiliyoruz.”

KALP CERRAHİSİNİN GELECEĞİ

Konuyla ilgili Avrupa’da uygulama, konuyla ilgili cerrah yetiştirme ve eğitim verme yetkisi bulunan 8 kişiden biri olan Prof. Dr Cengiz Köksal, en üzüldüğü şeyin kapalı kapak tamirine ihtiyacı olan çok sayıda hasta olmasına karşın hastaların bu şansı kullanamamaları olduğunu söylüyor ve “ İstediğim şey; kalp cerrahlarını, kardiyologları ve hastaları kapalı kapak ameliyatı ve kapak tamiri (Transapikal Neokorda) konusunda bilgilendirmek. Günümüzde kapak tamir ameliyatlarının safra kesesi ameliyatı kıvamında olmaya başlaması hastalar için çok büyük bir lükstür. ‘Transapikal Neokorda’ uygulaması bu anlamda kalp cerrahisinin geleceğidir” diyor.