Ben patlamış mısırdan yanayım arkadaş
Habertürk yazarı Oray Eğin, "yapımcı-mısır" tartışmasını köşesine taşıdı: "Bu arkadaşların şimdiki dertleri de hala para, bütün bu tartışmanın çıkma nedeni de kazandıklarıyla hala yetinmiyor oluşları. Bağımsız sinemacılar, ödül alan filmciler bu uyduruk gişe filmleri yüzünden salon bulamazken sesleri çıkmıyordu. Sinema zincirinin tekelleşmesine karşı tek bir itirazlarını da duymadım bu büyük isimlerin" İşte Oray Eğin'in yazısı
ABONE OLSinemacılarla sinema salonunda tekel oluşturan şirketin kavgasını ilk duyduğum andan beri umutlanıyorum. Belki bundan sonra asla bir Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ya da türevlerinin salonlara egemen olan uyduruk filmlerini izlemeyiz diye…
2000’lerin ortasında tam anlamıyla patlama yaptı Türk sineması, salonlarda yabancı filmlerden daha çok yerli yapımlar yer almaya başladı. İyi mi oldu bu geçiş, emin değilim. Zira kalite çıtası da bir o kadar düştü. Milyonların izlediği bu birbirinden kötü yapımlar Amerikan sinemasının kötü birer kopyasının (yer yer birebir çalınmış hali) ötesine geçemeyen, bayağı esprilerle dolu ikinci sınıf filmler oldu çoğu zaman. İzleyici de bu gibi filmler dayatılarak aptallaştırıldı, başka seçeneği olmadığı için uyuşturuldu ve teslim alındı.