Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem 3. Sayfa Çok acı tesadüf! Beşiktaş'daki terör saldırısında şehit düşmüştü...

        İstanbul'da 10 Ekim 2016'da oynanan Beşiktaş-Bursaspor karşılaşmasının ardından Vodafone Park çevresinde gerçekleştirilen ve 39'u emniyet mensubu 46 kişinin şehit edildiği, 243 kişinin de yaralandığı terör saldırısına ilişkin 10 sanığın yargılandığı davada, müştekiler dinlenildi.

        İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, tutuklu 7 sanığa iki ayrı cezaevinden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yöntemiyle bağlanıldı. Duruşmada, çok sayıda şehit yakını, müşteki ve avukat da hazır bulundu. Duruşmada beyanları alınan müştekiler, sanıkların idam edilmesini istediklerini dile getirirken, bazı müştekiler, olayda ihmali olan polis amirlerinden şüphelendiklerini söyleyerek bu kişilerin de soruşturulmasını talep etti.

        Patlama sırasında Kadıköy-Taksim minibüsünde olduğunu anlatan müşteki Nilgin Emek, yanında arkadaşlarının öldüğünü, kendisinin de ağır yaralandığını kaydetti. Emek, tedavisi nedeniyle bir yıl okuldan geri kaldığını söyleyerek, sanıkların cezalandırılmasını talep etti.

        Müşteki polis memuru Mehmet Ali Kesen de normalde Akatlar'da görevli olduğunu, olay günü stat çevresinde Çevik Kuvvet olarak görevlendirildiğini anlattı. Müşteki Kesen, "Herkesin ağzında tek bir laf vardı. 'Niye bu kadar polis görevlendirildi?' Ben Bursaspor araçlarının oradaydım. İşin içinde bir sıkıntı var ama ne olduğunu bilmiyoruz. Normalde maçtan sonra o kadar beklemedik ama o gün epey bekletildik. Şikayetçiyim." ifadelerini kullandı.

        Müşteki Yunus Önay ise normalde Küçükçekmece'de görevli olduğunu ve o gün stat çevresinde Çevik Kuvvet'de destek olarak görevlendirildiğini belirtti.

        "FETÖ BAĞLANTISI VAR MI?"

        Önay, "Maç bitti. Önce Beşiktaş taraftarları çıkarıldı. Sonra Bursaspor taraftarı tahliye edildi. Bu derece önlem alındığını ilk defa gördüm. Taraftar dağıldıktan sonra trafik açıldı. İlk geçen 4. ya da 5. araçta patlama oldu. Sağ ayağımdan yaralandım. 6 ay üstüne basamadım." diye konuştu.

        Olayda şehit olan eşiyle aynı şubede görev yaptığını anlatan polis memuru Çiğdem Dalgılıç ise şunları anlattı:

        "Normalde eşim o gün izinliydi. Göreve çağırdılar. Yadırgamadık, bu genelde olağan bir şey. Çocuğumla şubeye gidip çalıştıktan sonra bir akrabamın evine gittim. Bütün WhatsApp polis gruplarında varım. Motosiklet gruplarından patlamaya ilişkin fotoğraflar gelmeye başladı. Eşimi aradım, ulaşamadım. Amirleri aradım. Önce eşimin iyi olduğunu söylediler. Sonra bana cevap vermemeye başladılar. Durumun vahametini anladım. Normal şartlarda eşim maç görevinden sonra erken gelir. Ben bunun hesabını çok yaptım. Saldırıyı TAK/PKK üstlendi deniyor ama bu işte FETÖ bağlantısı var mı? İçimizde hainler var, ihraçlar sürüyor. Sanıkların ve tırnak ucu kadar zafiyeti olanların bulunarak en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum."

        Şehit polis memuru Mehmet Zengin'in annesi Birsen Zengin de oğlunun olay tarihinde 6 aylık polis olduğunu belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti'nin ekmeğini yiyen bu hainler, askeri, polisi arkadan kalleşçe vurdular. 1 maç için 46 tane fidan öldü. Hiç mi evladınız yok hainler! Hepsi idam edilsin." dedi.

        Müşteki beyanlarının tamamlanmasının ardından tanık Mehmet Şirin Bayrak'ın ifadesi alındı. Sanıkların bir kısmını tanıdığını, sanık Tufan Beyhan'ın da komşusu olduğunu belirten Şirin, "Bağcılar'da oturuyorum. Orada sık sık olaylar çıkıyor. O dönem de Demirtaş ile ilgili bir şeyler vardı. O gün ve o günden önceki süreçlerde Tufan'ı fazla görmedim. Tufan tekstil işinde çalışıyordu. Tufan'ın gözaltında olduğunu da çok sonradan öğrendim" ifadelerini kullandı.

        Mehmet Şirin, "Patlamada kullanılan araç Tufan Beyhan'ın üzerine kayıtlı. Tufan'ın bu aracı alacak gücü var mıydı?" sorusunda, "Araba alacak gücü yoktu." diye yanıt verdi.

        Duruşmada söz alan bir müşteki avukatı, "Olayda ihmali olduğunu düşündüğümüz emniyet görevlilerinin burada dinlenilmesini, FETÖ ile bağlantılarının olup olmadığının araştırılmasını istiyoruz. O gün orada kaç tane polis görevlendirildiği emniyetten sorulsun. Polislerin bekletilmesi ve trafiğin açılması emirlerini verenlerin kim olduğu araştırılsın." diye konuştu.

        Taleplere ilişkin görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, müştekilerin katılma taleplerinin kabul edilmesini, tutuklu sanıkların ise bu hallerinin devamına karar verilmesini istedi.

        Savcının talebine karşılık diyecekleri olup olmadığı sorulan sanıklardan Fırat Kise, suçsuz olduğunu öne sürerek, "Sizin vicdanınızı hafifletmek için bizi burada tutuklu tutuyorlar. Bu olay aydınlanana kadar tahliyemi istemiyorum." dedi. Diğer sanıklar da suçsuz olduklarını savunarak tahliyesini istedi.

        Sanık Tufan Beyhan'ın henüz savunmasını yapmadığını ve suçsuz olduğunu söylediği sırada Mahkeme Başkanı Mustafa Çakar, "Biz bu dosyayı her okuduğumuzda 3 gün etkisinde çıkamıyoruz. Bize vicdandan bahsetmeyin. İlk geldiniz özel avukatımız var, gelmediler dediniz. Sonra geldiniz Kürtçe savunma yapacağız dediniz." şeklinde ifadeler kullandı.

        Sanık avukatları ise müvekkillerinin tahliyesini istedi.

        HEYET, İHMAL İDDİALARINA İLİŞKİN BİLGİ İSTEDİ

        Mahkeme heyeti, müştekiler ve avukatlarının katılma talebini kabul ederek, sanıklar Fırat Kise, Hikmet Ölçer, Necip Yılmaz, Raşit Beyhan, Sercan Bingöl, Tufan Beyhan ve Zeki Yılmaz'ın tutukluluk halinin devamına hükmetti.

        Heyet, müşteki ve katılan vekillerinin, olay günü emniyet personelinin bekletilmesi, araçla yapılan patlama öncesi yolun araç trafiğine açılması, sayıca fazla polis memurlarının görevlendirilmesi ve ihmal iddialarına ilişkin açılmış bir soruşturma, dava veya iddianame varsa gereğinin ifası için mahkemeye bilgi verilmesine karar verdi.

        Olay günü görevli olan rütbeli emniyet personeli Z.A'nın bir sonraki celsede tanık olarak dinlenilmesini kararlaştıran heyet, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı yazılarak olay günü eylemi gerçekleştiren teröristlere bomba düzeceği ve buna benzer patlayıcı madde temini yapan şüpheli ya da şüphelilerin tespit edilip edilmediği, buna ilişkin herhangi bir soruşturma olup olmadığı, varsa ivedi şekilde mahkemeye gönderilmesini istedi.

        Heyet, davanın bir sonraki celsesinin 20 ve 21 Eylül 2018'de Silivri ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki 1 No'lu salonda yapılmasını kararlaştırdı.

        Duruşmanın sona ermesiyle bazı şehit yakınları, Beşiktaş Spor Kulübü'nün duruşmaya katılmamasına tepki göstererek, "Bu insanlar kimi koruyordu? Bugünkü duruşmaya kadar tamamen yalnız bırakıldık. Bu davaya, 15 Temmuz davaları kadar ilgi gösterilmiyor. Bu insanlar da şehit değil mi?" ifadelerini kullandı.

        Öte yandan üzerinde, saldırıda şehit düşen Hamit Şahin'in adının yazılı olduğu TOMA aracının adliye binası önünde bekletilmesi dikkati çekti.

        İDDİANAMEDEN

        İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan 114 sayfalık iddianamede, tutuklu sanıklar Tufan Beyhan, Zeki Yılmaz ve Sercan Bingöl hakkında "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.

        Bu sanıklar hakkında ayrı ayrı "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 7 yıl 6 ay ila 15 yıl, 7 kez "tasarlayarak bombalama suretiyle öldürmeye yardım etme" suçundan 157 yıl 6 ay ila 210 yıl, 39 kez "tasarlayarak bombalama suretiyle ve kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle adam öldürmeye yardım etme" suçundan bin 315 yıl 9 ay ila bin 755 yıl, 35 kez "tasarlayarak bombalama suretiyle adam öldürmeye teşebbüse yardım etme" suçundan 340 yıl 9 ay ila 420 yıl, 208 kez "tasarlayarak bombalama suretiyle ve kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle adam öldürmeye teşebbüse yardım etme" suçundan 2 bin 28 yıl ila 2 bin 496 yıl, zincirleme olarak "patlayıcı madde kullanarak kamu malına zarar vermeye yardım etme" suçundan 3 yıl 6 ay ila 16 yıl 6 ay ve zincirleme şekilde "patlayıcı madde kullanmak suretiyle özel şahsa ait mala zarar vermeye yardım etme" suçundan da 3 yıl 6 ay ila 16 yıl 6 ay arasında olmak üzere farklı oranlarda hapis cezası isyteniyor.

        Sanıklardan Rıdvan Döner, Fırat Kise ve Necip Yılmaz'ın, "suç örgütüne üye olma" suçundan 7 yıl 6 aydan 15'er yıla, iki kez "terör örgütü propagandası yapma" suçundan 2 yıldan 10 yıla olmak üzere toplam 9 yıl altışar aydan 25'er yıla kadar hapis cezası talep edilen iddianamede, sanıklar Hikmet Ölçer ve Zemirhan Yılmaz'ın, "suç örgütüne üye olma" suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla, Nazim Beyhan'ın, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla, Sercan Bingöl ve Zeki Yılmaz'ın da iki kez "terör örgütü propagandası yapma" suçundan 2 yıldan 10'ar yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor.

        İddianamede, 10 Aralık 2016'da saat 19.00 sıralarında Beşiktaş'taki Vodafone Park'ta oynanan ve 20.45 sıralarında biten Beşiktaş-Bursaspor maçındaki taraftarların saat 22.10 sıralarında stadyumdan dağıldıkları belirtilerek, akabinde stadyumun arka kısmında, "eski Beleştepe" tabir edilen noktada TOMA aracının yanında, yaklaşık 40-45 kişilik taraftar grubunun güvenliğini sağlayan çevik kuvvet polislerinin beklediği, saat 22.29 sıralarında yolda seyir halindeki bomba yüklü otomobilin patlatıldığı anlatıldı.

        Patlama sonucunda grup halinde bekleyen 39 emniyet mensubu ile oradan geçen araçlardaki 7 sivil olmak üzere toplam 46 kişinin şehit olduğu ve 208 polis memuru ile 35 sivilin yaralandığı vurgulanan iddianamede, terör örgütünün internet sitesinde 11 Aralık 2016'da yapılan açıklamayla bu saldırının sahiplenildiği belirtildi.

        İddianamede, yine terör örgütünün 20 Aralık 2016'daki açıklamasıyla saldırıda ölen terör örgütü mensuplarının Kadri Kılınç ve Burak Yavuz olduklarının beyan edildiği ifade edilerek, eylemi gerçekleştirdiği belirtilen şahısların birinci derece yakınlarından elde edilen DNA örnekleri üzerinde yapılan moleküler genetik inceleme sonucunda teröristler Kılınç ve Yavuz'un eylemi gerçekleştirdiklerinin kesinleştiği kaydedildi.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ