Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Keşfet Bisiklet konforunu neden ıskalıyoruz?

        Habertürk.com Yayın Koordinatörü Mesut Toptan ile sohbet ederken, geçtiğimiz hafta seyahat ettiğim Londra'da bisiklet kullananlara tanınan hakların, yollardaki önceliğin ve altyapının her geçen gün nasıl daha da artırıldığını anlattım.

        Zira bu artırımların sonucunda düzenli olarak bisiklete binenlerin oranı 2019'a oranla %43 arttı. 2025'te yaklaşık 10 milyon nüfuslu Londra'da düzenli olarak bisiklet kullananların sayısı nüfusun %15'ine tekabül eden 1,5 milyon kişiye ulaştı.

        İNGİLTERE'NİN BİSİKLET VERİLERİ

        Bisikletin ucuz, hızlı ve pratik yapısıyla şehir içi ulaşımın vazgeçilmez bir parçası haline geldiği ülkelerin başında İngiltere geliyor. Ülke genelinde en fazla pedal çeviren yetişkin yaş aralığı, yüzde 49'luk oranla 40-49 yaş grubu olarak öne çıkıyor.

        • 17-20 yaş... %41

        • 21-29 yaş... %31

        • 30-39 yaş... %38

        • 40-49 yaş... %49

        • 50-59 yaş... %44

        • 60 ve üzeri... %2

        İngiltere'nin bisiklet ekosistemini ve günlük yaşamdaki yerini gözler önüne seren çarpıcı veriler, ülkenin bu alandaki kararlılığını açıkça gösteriyor.

        • Hanelerin Yarı Sahip Olma Oranı... Ülkedeki hanelerin %50'si en az bir bisiklete sahip.

        • Yıllık Kat Edilen Mesafe... Ülke genelinde yılda kişi başına bisikletle kat edilen mesafe 85 kilometreye ulaşıyor.

        • Düzenli Kullanıcı Kitlesi... Yaklaşık 58 milyon nüfusa sahip ülkede, 7,5 milyon kişi haftada en az bir kez bisiklete biniyor.

        Londra'da şahit olduğum tablo, bu kültürün dev metropollere nasıl uyarlanabileceğinin en somut göstergelerinden biri. Sadece işe ya da okula gidip gelenler değil, hayatın her anında bisiklet üzerinde olan çeşitli statülere sahip geniş bir kitle bulunuyor. Şehir yönetimi, bu kitlenin güvenliğini sağlamak için yolları yeniden tasarlıyor, araç şeritlerini bisikletliler lehine dönüştürüyor ve kavşakları tamamen iki tekere göre kurguluyor.

        Bisiklet kullanımının şehrin trafiğini nasıl gözle görülür biçimde rahatlattığını, temiz hava oranının nasıl arttığını ve Londralılara sunduğu o eşsiz ulaşım konforunu anlatırken, bir bisiklet tutkunu olan Mesut Toptan, "Güzelmiş, bunu kesinlikle yazmalısın" dedi.

        BİR YAŞAM BİÇİMİ

        Avrupa'da artan trafik yoğunluğu, karbon salınımı, hava kirliliği ve hareketsiz yaşam tarzı gibi sorunlarla mücadele etmek için bisiklet kullanımı köklü bir geçmişe sahip.

        KÖKLÜ BİR ŞEHİR KÜLTÜRÜ

        Ancak Avrupa'nın farklı metropollerini dolaşırken, bisikletin sadece bir spor aracı veya alternatif bir ulaşım yöntemi olmadığını, aksine yaşamın merkezine yerleşmiş köklü bir şehir kültürü olduğunu çok daha net anlıyorsunuz. Bu anlamda sıra insanın içini hem ferahlatan hem de derin bir imrenmeyle dolduran ülkeler arasında bulunan Almanya, Hollanda, Danimarka, Avusturya ve İsveç de birer model sunuyor.

        Sonuç ne mi?

        • Trafikte Rahatlama... Milyonluk metropollerde sıkışıp kalan araç trafiği, bisikletli ulaşımın yaygınlaşmasıyla birlikte derin bir nefes alıyor.

        • Çevre Dostu Dönüşüm... Karbon salınımındaki düşüş ve hava kalitesindeki artış, doğrudan insan sağlığına yansıyor.

        • Ekonomik ve Pratik Ulaşım... Akaryakıt masrafından, park yeri bulma çilesinden ve toplu taşıma kalabalığından bağımsız yepyeni bir özgürlük alanı yaratılıyor.

        BİZİM ŞEHİRLERİMİZ NEDEN GERİ KALIYOR?

        Her seyahat dönüşünde, aynı soru zihnimi kurcalıyor; "Milyonlarca insanın yaşadığı metropollerimizde neden hâlâ bisiklet güvenli ve konforlu bir ulaşım aracı değil de sadece bir hobi olarak görülüyor?"

        RAKAMLARLA TÜRKİYE'NİN BİSİKLET GERÇEĞİ

        Türkiye'de son 5 yılda satılan bisiklet sayısı, sektör verilerine göre %35 oranında artarak yıllık üretim kapasitesi 1,3 ila 1,7 milyon adet seviyelerinde seyretti.

        Ne var ki satın alınan bisikletle sokaktaki manzara arasındaki uçurum, çelişkiyi net bir şekilde gözler önüne seriyor.

        • Sahip Olunan Bisiklet... Nüfusu yaklaşık 86 milyon olan ülkemizde yaklaşık 25 milyon bisiklet bulunuyor; bu da nüfusun %29'una tekabül ediyor. Ne var ki bisiklete sahip olmakla onu günlük hayatın bir parçası olarak kullanmak arasında uçurumlar bulunuyor.

        • Düzenli Kullanım Oranı... Ülkede bisikleti düzenli olarak kullananların sayısı, nüfusun yalnızca %3'üne karşılık gelen 2,4 milyon kişi. Üstelik bu oranın %70'ini 18 yaş altı çocuklar ve gençler oluşturuyor; yani yetişkin nüfusta iki tekerle ulaşım neredeyse sıfırlanıyor.

        Yokuşlu yollar, düzensiz şehirleşme veya trafikteki agresif sürücü profili gibi gerekçeler, aslında köklü bir zihniyet değişiminin eksikliğini perdelemekten başka bir işe yaramıyor. Hollanda'nın düzlükleri kadar Fransa'nın ya da Avusturya'nın engebeli coğrafyalarında bisiklet teknolojileriyle bu engeller çoktan aşıldı bile.

        SORUN COĞRAFYADA DEĞİL

        Bugün modern dünyada iki teker, hayatın tam merkezinde yer alan bir şehir kültürü olarak kabul görürken; bizim şehirlerimizde hâlâ otomobil öncelikli bir zihniyetin hüküm sürmesi en büyük handikabımız.

        Yaklaşık 18 milyonluk nüfusuna karşılık bünyesinde barındırdığı 24 milyon bisikletle, Avrupa'da iki tekerin insan nüfusunu aştığı nadir ülkelerden biri Hollanda.

        HOLLANDA: BİSİKLET SAYISI NÜFUSTAN FAZLA

        Ülkenin dünyanın bisiklet başkenti olarak anılması ise kesinlikle tesadüf değil. Kanalların etrafını saran çok katlı bisiklet park alanları, araç trafiğinden tamamen izole edilmiş özel güzergâhları ve her yaştan insanın günlük yaşamın bir parçası olarak pedal çevirdiği sokaklarıyla Hollanda, insan odaklı şehir tasarımının dünyadaki en kusursuz örneğini sunuyor.

        Hollanda'da bisiklet sadece bir ulaşım aracı veya çevre dostu bir alternatif değil; ülkenin damarlarına işlemiş millî bir kültür. Çarpıcı istatistikler bu devasa ekosistemin boyutlarını net bir şekilde gözler önüne seriyor.

        • 35 Bin Kilometrelik Ağ... Ülke genelinde motorlu araçlardan tamamen bağımsız, düz ve güvenli 35 bin kilometreden fazla özel bisiklet yolu ağı bulunuyor. Bu ağ, neredeyse ülkenin bir ucundan diğer ucuna kesintisiz pedallama imkânı tanıyor.

        • Devasa Kilometreler... Tüm ülkede yılda toplam 15 milyar kilometre pedal çevriliyor.

        • Günlük Rotalar... Hollanda genelinde bisikletle kişi başına günlük ortalama kat edilen mesafe 3 kilometreye ulaşıyor.

        • Sıkı Kurallar ve Cezalar... Trafikte düzenin ve güvenliğin kusursuz işleyebilmesi için kurallar da son derece net. Öyle ki, bisikletliler için ayrılan trafik ışıklarında kırmızıda geçmenin cezası bile 120 Euro gibi caydırıcı bir rakamdan başlıyor.

        Amsterdam, Utrecht veya Rotterdam gibi büyük şehirlerin sokaklarında yürürken en çok dikkat çeken şey, trafikteki eşitlik hissidir. Sabah işe giden profesörler, çocuklarını okula bırakan römorklu bisikletleriyle ebeveynler, takımlı elbiseleriyle toplantıya yetişen iş insanları ve çantaları sırtında öğrenciler aynı akışın birer parçası. Hollanda'nın bu başarısının arkasında sadece düz bir coğrafyaya sahip olması yatmıyor; onlarca yıldır sürdürülen kararlı şehircilik politikaları, toplumsal bilinç ve altyapı yatırımları yatıyor. Şehirlerin beton yığınlarından ibaret olmadığını, asıl sahiplerinin yayalar ve iki teker üzerindekiler olduğunu hatırlatan Hollanda modeli, ilham vermeye devam ediyor.

        REKLAM

        Sabah saatlerinde Kopenhag'ın caddelerine baktığınızda, otomobil kornalarının yerini zarif bir zincir tıkırtısının ve rüzgâr sesinin aldığını görürsünüz. Burada bisiklet, acil bir ulaşım alternatifi ya da sadece hafta sonu sporu değil; hayatın ritmini belirleyen, devlet politikalarıyla taçlandırılmış ve toplumsal DNA'ya kazınmış köklü bir medeniyet göstergesi.

        DANİMARKA: YEŞİL DALGASI

        Bisiklet trafiği için özel yeşil dalga ışık sistemlerinin kurulduğu Danimarka, haklı olarak dünyanın en önemli bisiklet cennetlerinden biri konumunda. Yetişkin nüfusun %30'u her gün düzenli olarak bisiklet kullanırken; haftada en az bir kez bisiklet sürenlerin oranı, yaklaşık 6 milyonluk toplam nüfusun %47,5'ini buluyor.

        İki tekerin toplumsal hayatın tam merkezinde yer aldığı ülkede, çarpıcı istatistikler bisiklet kültürünün köklülüğünü gözler önüne seriyor.

        • Günlük Mesafe... Her Danimarka vatandaşı günde ortalama 1,4 kilometre bisiklet sürüyor.

        • Yüksek Sahiplik Oranı... Ülkede her 10 kişiden 9'unun en az bir bisikleti bulunuyor.

        • Kısa Mesafeli Yolculuklar... Ülke genelinde 5 kilometreden kısa olan tüm kısa mesafeli yolculukların %25'i bisikletle gerçekleştiriliyor.

        • İşe ve Okula Ulaşım... İşe ve eğitim kurumlarına gidiş gelişlerin %44 ila %50'si tamamen bisikletle yapılıyor. Üstelik ülke genelindeki çocukların %45'i okula kendi bisikletleriyle giderek bu kültürü erken yaşta benimsiyor. Otomobil kültürünün köklü olduğu bir ülkede devlet destekli stratejik planlamalar ve dev altyapı yatırımlarıyla iki tekerin nasıl ana akım bir ulaşım gücüne dönüştüğünün bir somut örneğini de Almanya sunuyor.

        Avrupa'nın ekonomik devi Almanya, güçlü otomotiv sanayisine rağmen iki tekerlekli ulaşımda kaydettiği devasa mesafeyle dikkat çekiyor.

        ALMANYA: VİZYONER HEDEFLERİN ÜLKESİ

        Yaklaşık 83,5 milyon nüfusa sahip ülkede bisiklet sayısı 90 milyonu aşmış durumda; yani sokaklardaki ve evlerdeki iki teker sayısı insan nüfusunu çoktan geride bırakmış durumda. Almanya'da bisiklet, artık sadece alternatif bir ulaşım aracı olmaktan çıkıp ülkenin ekonomik ve lojistik damarlarından biri haline geldi.

        Öne çıkan çarpıcı veriler bu dönüşümün büyüklüğünü net bir şekilde ortaya koyuyor.

        • Şehir İçi Ulaşım Payı ve Hedefler... Günümüzde şehir içi ulaşım türleri içinde bisikletin payı ortalama %17 seviyesinde. Ancak Almanya bununla yetinmiyor; ilerleyen dönem için konulan ulusal hedef, bisikletin payını %45'e çıkararak şehirleri tamamen insan odaklı bir yapıya kavuşturmak.

        • Düzenli Kullanıcı Kitlesi... Ülke nüfusunun %40'tan fazlası haftada en az bir kez pedal çevirerek aktif bir yaşam sürüyor.

        • Devasa Turizm Rotaları... Federal Dijital ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından desteklenen, ülkeyi baştan başa saran 40 bin kilometreden fazla tescilli bisiklet turizm rotası bulunuyor.

        • Ekonomik Hacim... Sadece bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda güçlü bir sektör olan bisiklet kiralama pazarının yıllık toplam ekonomik hacmi 3,1 milyar Euro gibi devasa bir rakama ulaşıyor.

        Otomobilin başkenti sayılabilecek Avrupa coğrafyasında siyasi irade ve finansal kararlılıkla nelerin başarılabileceğini gösteren Fransa, bisikletli geleceğin en güçlü aktörlerinden biri olarak dikkat çekiyor.

        FRANSA: ENTEGRE ALTYAPI VE PARİS'TEKİ SESSİZ DEVRİM

        Bisiklet dostu politikalarıyla öne çıkan Fransa, birbirine kusursuz bir şekilde entegre edilmiş yol ağlarıyla adeta iki teker kullananlara sonsuz bir ulaşım huzuru vadediyor.

        Ülke genelinde bisiklet kültürünü kalıcı kılmak için atılan adımlar, sadece toplumsal alışkanlıkları değil, devlet bütçesinin önceliklerini de kökten değiştiriyor.

        • Milyarlık Devlet Yatırımı... Fransız hükümeti, bisiklet yollarını ülke genelinde iki katına çıkarabilmek amacıyla 2023 yılında 2 milyar Euroluk devasa bir ek bütçe ayırdı.

        • Sürdürülebilir Finansman... Sadece bir defaya mahsus yatırımlarla kalmayan Fransa, her yıl yeni bisiklet yollarının inşası, mevcut ağların entegrasyonu ve güvenliğin artırılması için düzenli olarak 250 milyon Euro harcıyor.

        • Paris'te Çarpıcı Dönüşüm... Yaklaşık 9,5 milyon nüfusa sahip başkent Paris, otomobil odaklı megakentlerden bisiklet cennetlerine dönüşümün en büyük kanıtı. Şehir merkezindeki yolculukların bisikletle yapılma oranı, kararlı politikalar sayesinde sadece 13 gibi kısa bir sürede %3 seviyesinden %11,2 seviyesine tırmandırıldı.

        • Milyonluk Bisikletli Ordusu... Yaklaşık 66 milyon nüfusa sahip ülkede, düzenli olarak bisiklet kullananların sayısı 9 milyonu aştı. Bu oran, ülke nüfusunun %13'ünün hayatını iki teker etrafında şekillendirdiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

        Tarihin kucakladığı dar sokakları ve büyüleyici meydanlarıyla bilinen Avusturya şehirleri, doğru planlama ve vizyoner yaklaşımla metropollerin sadece otomobillere ait olmadığını dünyaya kanıtlıyor.

        AVUSTURYA: TARİHİ DOKUNUN İKİ TEKERLE BULUŞTUĞU MODERN VİZYON

        Tarihi dokularını ve mimari miraslarını hiç bozmadan modern ulaşım hatlarına bisikleti kusursuz bir şekilde entegre eden Avusturya, yayaların ve iki tekerlilerin kenti ortakca paylaştığı muazzam bir kültür merkezi konumunda.

        Eski ile yeninin bu kusursuz uyumu, ülkenin ulaşım felsefesinin de temelini oluşturuyor. Avusturya'da bisiklet, turistik bir aktivite olmanın ötesinde, günlük hayatın vazgeçilmez ve güvenli bir parçası.

        • Ulaşım Payı ve Hedefler... Avusturya genelinde bisiklet kullanımı, ulusal ulaşım payının %7'sini oluşturuyor. Hükümet ve yerel yönetimler, atılan yeni adımlar ve altyapı yatırımlarıyla bu oranı kısa süre içinde %13'e çıkarmayı hedefliyor.

        • Düzenli Kullanıcı Kitlesi... Yaklaşık 9 milyonluk nüfusa sahip olan ülkede, nüfusun %27'sine denk gelen 2,4 milyon kişi her gün veya haftada birkaç kez düzenli olarak bisiklete biniyor.

        • Viyana'nın Öncü Rolü... Nüfusu yaklaşık 2 milyon olan başkent Viyana'da şehir içi yolculukların %9'u bisikletle gerçekleştiriliyor. Şehir genelinde örümcek ağı gibi yayılan 1.400 kilometreden fazla özel bisiklet yolu ağı, sürücülere güvenli ve kesintisiz bir sürüş deneyimi sunuyor.

        Şehir merkezlerindeki yaya ve bisiklet öncelikli dönüşümlerle İsveç, modern şehirlerin karbon ayak izini silerken insanına nasıl daha sağlıklı bir yaşam alanı sunabileceğinin en ilham verici örneklerinden birini sergiliyor.

        İSVEÇ: İSKANDİNAV DİSİPLİNİNİN VE ÇEVRE BİLİNCİNİN İFADESİ

        İskandinav disiplininin kusursuz çevre bilinciyle buluştuğu, her köşe başı ve caddesi güvenli bisiklet yollarıyla örülü İsveç; sürdürülebilir kentsel yaşamın Kuzey Avrupa'daki en güçlü kalelerinden biri konumunda.

        Doğaya ve insana saygılı ulaşım felsefesi, ülkenin genelinde günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş durumda. İsveç'te bisiklet kültürü, toplumun demografik yapısına ve yaşam tarzına derinlemesine işlemiştir. Çarpıcı veriler bu geniş tabanlı sahiplenmeyi açıkça gözler önüne seriyor.

        • Devasa Sahiplik Oranı... Yaklaşık 10,6 milyon nüfusa sahip ülkede, evlerde ve parklarda yerini alan 8,2 milyon bisiklet bulunuyor; bu rakam nerdeyse her bireye bir bisiklet düştüğünü gösteriyor.

        • Düzenli Kullanıcı Kitlesi... Ülke nüfusunun %42'sine tekabül eden 4,4 milyon kişi, haftada en az bir kez pedal çevirerek aktif bir yaşam sürüyor.

        • Cinsiyet Dağılımı ve Metropol Dinamikleri... Ülke genelinde genel ortalamaya bakıldığında erkeklerin %34'ü, kadınların ise %28'i düzenli olarak bisiklet kullanıyor. Ancak Stockholm gibi büyük metropollerin şehir merkezlerinde bu tablo tersine dönüyor ve kadınların bisiklet kullanım oranı erkekleri geride bırakıyor.

        Londra'da yükselen Türk vizyonu
        Londra'da yükselen Türk vizyonu Haberi Görüntüle
        ÖNERİLEN VİDEO

        MasterChef şampiyonu Eren Kaşıkçı evinde ölü bulunmuştu... Arkadaşı kahreden anları anlattı

        MasterChef 2021 şampiyonu şef Eren Kaşıkçı, Sarıyer'deki evinde ölü bulundu. Kaşıkçı'nın cenazesi düzenlenen cenaze töreninin ardından memleketi Tokat'a gönderildi. Kaşıkçı'nın cansız bedenini bulan arkadaşı Mikail Malkoçoğlu konuştu. (DHA)  

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ