Türkiye ekonomisi 2018 yılının dördüncü çeyreğinde özel tüketim ve yatırımda görülen düzeltme ile yüzde 3 daraldı. Bu oran 2009 yılının ikinci çeyreğinden bu yana en yüksek rakam. Ekonomi 2018 yılında ise bir önceki yıla göre yüzde 2.6 ile beklentilerin hafif üzerine ancak 2019-2021 Yeni Ekonomi Programı (YEP) tahmininin altında (YEP Büyüme Tahmini yüzde 3.8) büyüdü.

YEP'te 2018 yılı büyümesinin yüzde 3.8 olacağı öngörülmüştü

Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH, 2018'de bir önceki yıla göre yüzde 19.1 artarak 3 trilyon 700 milyar 989 milyon lira oldu. GSYH'yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde, 2018 yılında zincirlenmiş hacim endeksi olarak tarım sektörünün katma değeri yüzde 1.3, sanayi sektörünün yüzde 1.1 artarken, inşaat sektörünün yüzde 1.9 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri de 5.6 artış kaydetti.

BÜYÜMENİN İTİCİ GÜCÜ İHRACAT OLDU

Türk Lirası'nda Ağustos ayında yaşanan sert değer kaybı ve finansal koşullardaki sıkılaşmanın iç talep ve yatırımları olumsuz etkilemesi son çeyrekteki verilere yansıdı. Bu dönemde büyümenin itici gücü yüzde 11 büyüyen ihracat oldu. İthalattaki sert düşüşle birlikte net ihracat ana kalemi büyümeye 8.4 yüzde puan destek verdi.
 

İNŞAAT MOLA VERDİ

Üretim yönünden bakıldığında, 2018 son çeyreğinde, tüm ana sektör gruplarında daralma yaşandı. En sert daralma kaydeden sektör faiz hadlerine duyarlı inşaat oldu. Son yıllarda güçlü büyüme performansı sergileyen inşaat sektörü 2018 yılının Ağustos ayında yaşanan kur atağı sonrasında faizlerdeki yükseliş ile birlikte sektörel bozulmaların etkisiyle son çeyrekte yüzde 8.7, yıllık yüzde 1.9 daraldı. 2017 yılında büyümenin lokomotifi olan inşaat sektörü 2009'un üçüncü çeyreğinden bu yana en sert daralmayı kaydetse de 2001 ve 2009 yılındaki kadar küçülmedi.

2001 yılının son çeyreğinde  inşaat sektöründeki daralma yüzde 32.2'yi bulmuştu. Küresel mali krizin hemen ardından 2009 yılının ikinci çeyreğinde de inşaat yüzde 20.3 ile ikinci en yüksek daralmasını kaydetmişti. Keskin daralmalardan sonra yine sert büyüyen sektör 2002 yılının son çeyreğinde yüzde 39.1 büyüyerek rekor kırmıştı. İkinci en yüksek büyüme oranı ise 32.3 ile 2010 yılının üçüncü çeyreğinde yakalanmıştı. İnşaat 2001'de 5 çeyrek , 2009' da da 7 çeyrek dalgalanmıştı.

Tarım sektörünün toplam katma değeri, 2018'in dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre, zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 0.5 azaldı. Sanayi sektörünün toplam katma değeri yüzde 6.4, inşaat sektörünün yüzde 8.7 ve hizmetler sektörünün yüzde 0.3 geriledi.

Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksinde, 2018'in dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3.2, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksinde de bir önceki çeyreğe göre yüzde 2.4 azalış görüldü.

KURDAKİ 10 KURUŞLUK FARK NEREDEN KAYNAKLANIYOR?

Açıklanan büyüme verilerinde ortalama dolar kuru 4.72 olarak alındı. Oysa Merkez Bankası 2018 yıl ortalaması olarak dolar kurunu 4.83 olarak açıklamıştı. Aradaki fark Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) dolar kuru olarak dış ticaret istatistiklerindeki döviz kurunu baz almasınden kaynaklandı. TÜİK, dış ticaret istatistiklerinin döviz olarak takip edilen ithalat rakamını yine Türk Lirası olarak takip edilen ithalat rakamına bölerek 4.72 rakamına ulaştı. Bunun nedeni Merkez Bankası’nın rakamlarında işlemin gerçekleşip gerçekleşmediğinin belli olmaması.

Oysa dış ticaret rakamlarında işlemler net olarak gerçekleşiyor. Yani o fiyattan alım gerçekleşiyor. TÜİK şimdiye kadar hep aynı rakamı kullandı ancak bu yıl kur gün içinde de çok oynak olunca arada gözle görülür hissedilir bir fark oluştu.


Hanehalkı nihai tüketim harcamaları 2018'de bir önceki yıl zincirlemiş hacim endeksine göre yüzde 1.1 arttı. Hanehalkı tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı yüzde 57.6 oldu. Geçen yıl devletin nihai tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı yüzde 14.4, sabit sermaye oluşumunun payı yüzde 29.7 olarak kayıtlara geçti. 2018'de zincirlenmiş hacim endeksine göre, devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 3.6 artarken, gayri safi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 1.7 azaldı.

VATANDAŞIN TÜKETİM HARCAMASI AZALDI

Hanehalklarının nihai tüketim harcamaları, 2018'in dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, zincirleme hacim endeksi olarak yüzde 8.9 ve gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 12.9 azalırken, devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 0.5 artış gösterdi.

YATIRIM HARCAMASI 53.4 MİLYAR LİRA AZALDI

Özellikle makine teçhizat yatırımlarının yüzde 25.8 azalması dikkat çekti. Kur şokunun ardından vatandaş ve şirketler ise yükselen fiyatlar ve belirsizlikle daha az harcamaya başladılar. Nominal olarak harcamalar artmış gibi görünse de enflasyon düşüldükten sonra harcamaların toplam 86 milyar lira, kişi başı ise bin 53 lira azaldığı görüldü.

Geçen yıl, 2017'nin zincirlenmiş hacim endeksine göre mal ve hizmet ihracatı yüzde 7.5 yükselirken, ithalat yüzde 7.9 düştü. Mal ve hizmet ihracatı, 2018'in dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre ise zincirleme hacim endeksi olarak yüzde 10.6 artarken, ithalatı ise yüzde 24.4 azaldı.

EN BÜYÜK DARBE ÖZEL TÜKETİMDEN

2018'in son çeyreğinde yüzde 3 daralan ekonomiye en büyük darbe "özel tüketim" kaleminden geldi. 2018'in son çeyreğinde özel tüketim harcamaları büyümeyi 5.4 puan aşağı çekti. Bu dönemde hanehalkının dayanıklı tüketim malı harcamaları bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 34.6 düştü. Yerleşik hanehalkı tüketiminde görülen yüzde 8.9'luk yıllık daralma küresel krizin etkilerinin görülmeye başlandığı 2009'un ilk çeyreğinden bu yana görülen en güçlü daralmayı yaşadı. Son çeyrekteki zayıf performansına rağmen tüketim harcamaları daha çok yılın ilk yarısındaki güçlü seyriyle 2018 yılı genelinde büyümeye 1.2 puan ile net ihracatın ardından en yüksek katkı sağlayan ikinci kalem oldu.

İŞ GÜCÜ ÖDEMELERİNDE YÜZDE 18.6 ARTIŞ

İş gücü ödemeleri 2018'de, bir önceki yıla göre yüzde 18,6, net işletme artığı/karma gelir yüzde 18.7 yükseldi. İş gücü ödemeleri geçen yılın dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16.5, net işletme artığı/karma gelir yüzde 10.6 artış kaydetti.  İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla gayrisafi katma değer içerisindeki payı 2017'nin aynı çeyreğinde yüzde 31.1 iken bu oran geçen yılın dördüncü çeyreğinde yüzde 31.2 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 53.9'dan yüzde 51.3'e düştü.

Geçtiğimiz yılın ilk çeyreğindeki yüzde 7.2'lik büyüme yüzde 7.4'e, üçüncü çeyrekte kaydedilen yüzde 1.6'lık büyüme de yüzde 1.8'e revize edildi. Bu revizyonlar yapılmasaydı ekonomi yıllık yüzde 2.4 büyüyecekti.

BU DURUMUN ADI NE ?

Büyüme verileri ekonomistler arasında kavram tartışmasına  yol açtı. Uzmanlar içinde bulunulan durumun resesyon mu, stagflasyon mu yoksa slumpflasyon mu olduğu konusunda bölündü. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH'nın üçüncü çeyrekte yüzde 1.6, son çeyrekte yüzde 2.4 daraldığına dikkat çeken uzmanlar ekonominin 'teknik resesyon'a girdiğini savundu.  Ekonomik büyümenin belirli bir süre negatif veya yavaş olması anlamına gelen resesyon ekonomide atıl kapasitenin olması veya ekonominin uzun vadeli büyüme oranından daha düşük bir oranda büyümesi olarak da tanımlanabiliyor. Ekonomik faaliyetteki daralmanın iki çeyrek üst üste sürmesi halinde kullanılılıyor.

Ekonomist Mahfi Eğilmez, blogunda Türkiye'nin "küçülen ekonomiyle beraber yükselen enflasyon" şeklinde tanımlanan ‘slumpflasyon'a girdiğini yazdı.


Bazı uzmanlarsa  durumu stagflasyon olarak niteledi. Bazı uzmanlarsa  durumu stagflasyon olarak niteledi.  Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın Terimler Sözlüğü'ne göre stagflasyon bir ekonomide üretimin düştüğü veya en azından artmadığı bir ortamda enflasyon yükseldiği zaman meydana gelen durumu ifade ediyor.