Buz altında kalan felaket: ABD’nin "kayıp" 4 nükleer bombası
ABD ile Danimarka arasındaki anlaşma uyarınca 1951–1953 yılları arasında Grönland'da inşa edilen Thule Hava Üssü yakınlarında yaşanan olay, nükleer felaket ihtimalini tekrar akıllara getirmişti. Nükleer devriye operasyonuna katılan bir B-52G Stratofortress bombardıman uçağı, 21 Ocak 1968 sabahı Thule Üssü yakınlarında düştü. Uçakta, her biri nükleer başlık taşıyan 4 adet nükleer bomba bulunuyordu. Habertürk'ten Çetiner Çetin'in haberi...
Soğuk Savaş’ın en sert yıllarında, dünya nükleer bir kazayı fark etmeden atlattı. Grönland’da yaşanan ve uzun süre buzulların altında kalan bu olay, aradan 58 yıl geçmesine rağmen hâlâ ürpertiyor.
İkinci Dünya Savaşı’nın son aylarında, müttefikler arasındaki birlik görüntüsü hızla çatlamaya başlamıştı. Sovyetler Birliği ile Batılı güçler arasında özellikle nüfuz alanları konusunda ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıkmış, Kızıl Ordu’nun kontrol altına aldığı bölgelerde Moskova’ya bağlı yönetimlerin kurulması talebi, yeni bir küresel gerilimin habercisi olmuştu. Savaşın bitmesiyle bu gerilim, Sovyetler Birliği ve müttefikleriyle ABD liderliğindeki Batı bloku arasında Soğuk Savaşa dönüştü.
Bu dönemde ABD, Sovyetler Birliği’ni yakından izlemek amacıyla dünyanın farklı noktalarında askeri üsler kurmaya başladı. Bu stratejinin en kritik adımlarından biri, Grönland’ın kuzeybatısında, Kuzey Kutbu’na ve Sovyet topraklarına oldukça yakın bir noktada kurulan Thule Hava Üssü oldu.
Kutup soğuğunda kurulan nükleer gözetleme merkezi
ABD ile Danimarka arasında yapılan anlaşma çerçevesinde, 1951–1953 yılları arasında Grönland’da inşa edilen Thule Hava Üssü, Soğuk Savaş boyunca hem bir erken uyarı merkezi hem de stratejik bombardıman uçakları için ikmal noktası olarak kullanıldı. Üs, uzun menzilli uçuş kabiliyeti ve nükleer bomba taşıma kapasitesiyle bilinen B-52 tipi bombardıman uçaklarına ev sahipliği yapıyordu.
Ayrıca Thule, Sovyetler Birliği’nden gelebilecek olası füze saldırılarını tespit etmek amacıyla gelişmiş radar sistemleri ve erken uyarı mekanizmalarıyla donatılmıştı. Kısacası, dünya nükleer savaş korkusuyla yaşarken, Grönland buzullarının ortasında küresel felaket senaryoları için nöbet tutuluyordu.
1968: Buzun üzerine düşen nükleer yük
Ancak 21 Ocak 1968 sabahı, bu üssün yakınlarında yaşanan bir olay, nükleer felaket ihtimalini ürkütücü biçimde gerçeğe yaklaştırdı. Chrome Dome (Krom Kubbe) adlı sürekli nükleer devriye operasyonuna katılan bir B-52G Stratofortress bombardıman uçağı, Thule Üssü yakınlarında düştü.
Uçakta, her biri nükleer başlık taşıyan 4 adet nükleer bomba bulunuyordu. Kazada, yedi kişilik mürettebattan biri hayatını kaybetti. Yapılan incelemelerde, uçağın kokpitinde ısıtma sisteminden kaynaklanan bir yangın çıktığı, alevlerin kısa sürede kontrol sistemlerine zarar verdiği ve pilotun uçağın kontrolünü kaybettiği belirlendi. Bunun üzerine pilot, mürettebata paraşütle atlama emri verdi.
Patlamadı ama zehri yayıldı
Nükleer bombalarda bulunan yüksek güvenlik sistemleri, büyük bir patlamayı önledi. Ancak bombaların dış muhafazalarının çatlaması, plütonyum sızıntısına yol açtı. Bu durum, geniş bir alanın radyoaktif maddelerle kirlenmesine neden oldu. Olayın ardından, eksi 30 dereceyi bulan dondurucu soğuğa rağmen, ABD ve Danimarka acil bir temizlik operasyonu başlatmak zorunda kaldı.
Binlerce ton radyoaktif buz ABD’ye taşındı
Crested Ice adı verilen temizlik operasyonu kapsamında, radyoaktif maddelerle kirlenmiş binlerce ton buz ve kar kesilerek özel konteynerlere yerleştirildi. Resmî olmayan kaynaklara göre, 7 ila 10 bin ton arasında radyoaktif buz ve kar, Grönland’dan çıkarılarak ABD topraklarına taşındı.
Bu süreç, sadece çevresel değil diplomatik sonuçlar da doğurdu. Danimarka, kendi topraklarında nükleer silah bulundurulmasına ve taşınmasına sert şekilde karşı çıktı. Olay, Washington-Kopenhag hattında ciddi bir siyasi krize yol açtı. Artan baskılar sonucunda ABD, Chrome Dome operasyonunu sona erdirmek zorunda kaldı.
Buzullar unuttu, tarih unutmadı
Grönland’daki bu kaza, resmî söylemlerde “kontrol altına alınmış bir olay” olarak tanımlansa da, Soğuk Savaş’ın nasıl sessizce küresel bir felakete dönüşebileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak hafızalarda kaldı. Aradan geçen 58 yıla rağmen, nükleer silahların gölgesi hâlâ buzulların altında, tarihin soğuk sayfalarında duruyor.