Deprem Çalışma Grubu'ndan "depreme hazır mıyız?" açıklaması
Deprem Çalışma Grubu, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Barosu, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, İstanbul Dişhekimleri Odası ve SES İstanbul Şubeleri 15 Şubat 2026 tarihinde, Kadıköy İskele Meydanı'nda "Marmara-İstanbul Depremine Hazırlıklı mıyız?" başlıklı bir basın açıklaması gerçekleştirdi
Kadıköy İskele Meydanı’nda açıklama yapan Deprem Çalışma Grubu Yürütme Kurulu’ndan Dr. Hasan Oğan, Deprem Çalışma Grubu olarak 3 yıldır bu süreçte adım adım da olsa bir demokratik kitle mücadelesi sürdürmeye çalıştıklarını vurguladı. Oğan, “1999 yılında bu bir milat olacak dediler ama 2023 yılında tüm uyarılara rağmen 11 ilde meydana gelen depremde ne yazık ki hiçbir önlemin alınmadığını gördük. Marmara’da yaşayanlar olarak aynı akıbeti yaşamak istemiyoruz” dedi.
İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Osman Küçükosmanoğlu da şu açıklamayı yaptı: “Marmara bir deprem bekliyor. Ve biz ‘bu depreme hazır mıyız?’ diye topluma sormak istiyoruz. Hazır olmadığımızı biliyoruz aslında. 1999 depreminden sonra ‘hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ denildi ama her şeyin eskisi gibi olduğunu şubat depremlerinde gördük. Arama kurtarma çalışmalarının ne kadar yetersiz olduğunu, hastanelerin yıkıldığını, birçok meslektaşımızın enkaz altında kaldığını ve yardıma koşamadığını gördük. Çürük binalara izin verenlerin, bunların sorumlularının adil yargılanmadığını gördük. Ve biz bugün toplumu uyarmak istiyoruz; toplum olarak buna hazırlanmalıyız.”
İstanbul Barosu’ndan Avukat Eren Can, Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Derneği’nden Hüseyin Karadağ ve Ses İstanbul Şubelerinden Fadime Kavak Sevim de yaptıkları konuşmalarda Marmara-İstanbul depremi için önlemlerin bir an önce alınması gerektiğini söyledi. Açıklamada şunlar kaydedildi: "Yaklaşık 7,4 büyüklüğünde olması beklenen Marmara–İstanbul depremi, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’ndeki birçok ili etkileyecektir. Beklenen yıkım ve can kayıpları, Türkiye ekonomisini ve sosyal yaşamını yıllarca sürecek derin bir kaotik ortama sürükleyecektir. Bu gerçekler 1999 yılından beri biliniyor olmasına rağmen, Marmara–İstanbul depremine hazır mıyız sorusunun cevabı, aradan geçen uzun süreye rağmen ne yazık ki açık biçimde olumsuzdur."
Açıklamada şunlar kaydedildi: "Bizi ne bekliyor... Binlerce insan yaşamını kaybedecek ve yaralanacak. Çocuklarımız kaybolacak. Evlerimiz ve işyerlerimiz yıkılacak, evsiz ve işsiz kalacağız. Yıllarca sürecek barınma sorunu ile karşı karşıya kalacağız. Başka illere göç etmek zorunda kalacağız. Yıllarca kolay erişilebilir ve nitelikli kamusal sağlık hizmeti alamayacağız. Yeterli beslenemeyeceğiz; çocuklarımız gelişimsel bozukluklar yaşayacak. Moloz taşıma ve depolama süreçlerinde yoğun toza maruz kalacağız; bu durum uzun vadede ciddi halk sağlığı sorunlarına ve kanser vakalarına yol açacaktır. Olağan koşullarda dahi ayrımcılığa uğrayan kırılgan gruplar afet sonrası çok daha ağır ayrımcılıklara maruz kalacaktır. Aile içi şiddet artacak; kadınlar ve çocuklar daha fazla şiddet riski altında kalacaktır. Sosyal yaşamlarımız fiilen ortadan kalkacaktır. Hazırlık çalışmaları yetersizdir. Bilgi paylaşımı şeffaf ve düzenli biçimde yapılmamaktadır."