Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Doğu Akdeniz’e geç kalan açılım: Şam’ın Chevron’lu deniz hamlesi ve yeni petrol arayışı | Dış Haberler

        Suriye Petrol Şirketi’nin (SPC), ABD’li Chevron International ve Katar merkezli Power International Holding bünyesindeki UCC Holding ile Suriye açıklarında petrol ve doğalgaz arama ile geliştirme faaliyetlerine yönelik bir ön mutabakat imzalaması, Şam yönetiminin savaş sonrası enerji politikasında dikkat çekici bir yön değişikliğine işaret ediyor. “İlk deniz petrol ve gaz sahası” hedefiyle duyurulan bu anlaşma, Suriye’nin uzun yıllardır kara sahalarına dayalı ve ciddi biçimde yıpranmış enerji yapısını aşma arayışının bir parçası olarak okunuyor. Aynı zamanda Şam’ın, Doğu Akdeniz enerji denkleminde bugüne kadar dışında kaldığı oyuna gecikmeli de olsa dahil olma isteğini ortaya koyuyor.

        REKLAM

        Diplomatik kaynakların aktardığı bilgilere göre imzalanan metin, henüz üretimi öngören bir sözleşme değil; daha çok Suriye açıklarındaki potansiyel alanların teknik ve ticari açıdan değerlendirilmesini hedefleyen bir çerçeve niteliği taşıyor. Bu tür ön mutabakatlar, deniz sahalarının ön incelemesi, sismik ve jeolojik çalışmalar, fizibilite analizleri ve olası yatırım-işletme modellerinin şekillendirilmesini kapsayan uzun bir sürecin ilk adımı olarak görülüyor. Dolayısıyla anlaşma, kısa vadede üretim artışından ziyade, siyasi ve ekonomik bir niyet beyanı anlamı taşıyor.

        Şam’ın bu adımı neden şimdi attığı sorusu, Suriye’nin savaş sonrası petrol politikasının yeniden yazıldığı bir döneme işaret ediyor. Ülkede petrol üretimi, 2011 öncesine kıyasla dramatik biçimde düşmüş durumda. Sahadan gelen değerlendirmeler, toplam üretimin 100 bin varilin altına indiğini, ülkenin en büyük sahalarından biri olan el-Ömer’de dahi altyapı yıpranması nedeniyle üretimin oldukça sınırlı seviyelere gerilediğini ortaya koyuyor. Bu tablo, Suriye yönetimini bir yandan mevcut kara sahalarını onarmaya ve elektrik üretimi için doğalgaz kapasitesini artırmaya, diğer yandan da orta ve uzun vadede yeni kaynak arayışına yöneltiyor.

        Kara sahaları, Şam açısından yalnızca teknik bir mesele değil; aynı zamanda güvenlik, kontrol ve siyasi maliyet anlamına geliyor. El-Ömer sahası etrafında yaşanan pay devri tartışmaları, üretimdeki düşüş ve yabancı şirketlerin sahadan çekilme eğilimleri, yeni dönemde “kaynak egemenliği” meselesinin Şam için hem hukuki hem de siyasi bir mücadele alanına dönüştüğünü gösteriyor. Bu nedenle deniz araması, kara sahalarındaki bu çok katmanlı risklere karşı daha kontrollü ve stratejik bir alternatif olarak görülüyor.

        REKLAM

        Suriye kıyıları, İsrail ve Mısır açıklarında son yıllarda keşfedilen büyük doğalgaz sahalarının bulunduğu Doğu Akdeniz havzasının bir parçası. Şam yönetimi, uzun süre savaş ve yaptırımlar nedeniyle dışında kaldığı bu havzayı yeniden gündemine almayı hedefliyor. Bu süreç Ankara tarafından da yakından izleniyor ve destekleniyor. Türkiye, Doğu Akdeniz enerji denkleminde Şam’ı yanında görmeyi, bölgesel denge açısından stratejik bir kazanım olarak değerlendiriyor.

        Suriye diplomatik çevrelerinde yapılan değerlendirmeler, bu sürecin tek bir saha üzerinden değil, daha geniş bir “blok” yaklaşımıyla ele alındığını gösteriyor. Chevron’un birden fazla offshore blokta arama ve yatırım ihtimalinin konuşulduğu, bunun da Suriye devletinin yatırım dosyasında bugüne kadar görülmemiş bir açılım olarak değerlendirildiği belirtiliyor. Daha önce Şam ile Chevron arasında yürütülen görüşmelerin varlığı da, bu ön mutabakatın ani bir gelişme değil, aylardır hazırlığı yapılan bir sürecin devamı olduğunu ortaya koyuyor.

        Amerikan düşünce kuruluşlarının analizleri ise daha temkinli bir çerçeve çiziyor. Washington merkezli değerlendirmelerde, yaptırımların kısmen gevşetilmesiyle enerji ve altyapı alanında bir hareketlenme yaşandığı kabul edilirken, bunun kalıcı sonuçlar üretmesinin Suriye’nin kurumsal kapasitesini artırmasına, bürokratik belirsizlikleri azaltmasına ve siyasi gerilimleri yönetebilmesine bağlı olduğu vurgulanıyor. Benzer şekilde, Suriye’nin petrol ve doğalgaz üretimini artırma potansiyelinin istikrar ve yeniden inşa açısından önemli olduğu, ancak yatırım ortamı, yönetişim ve güvenlik şartları sağlanmadan bu potansiyelin hayata geçmesinin zor olduğu ifade ediliyor.

        REKLAM

        Anlaşmanın ticari koşullarına dair ayrıntılar henüz kamuoyuna açıklanmış değil. Ancak sahadaki gerçekler, sürecin hangi eksenlerde şekilleneceğini net biçimde ortaya koyuyor. Yaptırımların hukuki çerçevesi, offshore aramanın yüksek maliyeti ve teknik gereklilikleri ile zaman faktörü bu başlıkların başında geliyor. Deniz aramacılığı, sismik çalışmalar, sondaj gemileri, lojistik ve liman altyapısı gibi yüksek maliyetli unsurlar gerektiriyor ve sonuçları kısa sürede alınamıyor. Bu nedenle Chevron gibi küresel bir operatör ve Körfez bağlantılı bir finansal hat, Şam açısından bu dosyanın temel dayanağını oluşturuyor.

        Suriye medyasında anlaşma “tarihi bir adım” olarak sunulsa da, geçmişte yaşanan deneyimler temkinli olunması gerektiğini hatırlatıyor. 2013 yılında Rus Soyuzneftegaz ile imzalanan offshore anlaşmanın savaş koşulları nedeniyle askıya alınması, Şam’ın deniz hayalinin ilk denemede sonuçsuz kaldığını gösteriyor. Bugün ise benzer bir dosya, bu kez ABD’li bir enerji devi ve Katar bağlantılı bir ortakla yeniden açılmış durumda.

        Ortaya çıkan tablo, Suriye’nin yeni petrol siyasetinin üç temel mesaj verdiğini gösteriyor: kara sahalarında toparlanma ve kontrolü güçlendirme, Doğu Akdeniz’de deniz aramasıyla yeni bir oyun kurma ve yaptırımlar sonrası dönemde yabancı yatırım çekme arayışı. Ancak Şam’ın “denize açılma” hamlesinin başarısı, en az denizin altındaki rezervler kadar, karadaki gerçekler tarafından belirlenecek. Güvenlik, kurumlar, hukuk ve altyapı güçlendirilmeden Doğu Akdeniz’deki enerji potansiyeline ulaşmak, Suriye için hâlâ zorlu bir sınav olmaya devam ediyor.

        *Fotoğraf: AA, temsilidir

        ÖNERİLEN VİDEO

        "Markete gidiyorum" dedi, sırra kadem bastı...Anneden yürek yakan çağrı

        Bursa'da 27 Aralık 2025 tarihinde "Markete gidiyorum" diyerek evden çıkan ve o günden bu yana kendisinden haber alınamayan 16 yaşındaki Sude Solak'ı arama çalışmaları sürerken, anne Selcan Solak'ın feryadı yürekleri dağladı. Kızının bir an önce bulunmasını isteyen acılı anne, "Bir mesaj yeter, sadec...
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ