Türkiye ile İsrail'i askeri ilişkiler ve afetler yakınlaştırdı
İki ülke ilişkileri geçmişte olduğu gibi bugün de reelpolitik üzerine kurulu, denge/çıkar ilişkisi gözeten ve Filistin sorununa göre şekillenen bir yapıya sahip bulunuyor
ABONE OLMavi Marmara baskınının ardından Türkiye-İsrail ilişkilerinde 6 yıldır yaşanan krize, yoğun bir diplomatik mesai harcanarak son nokta konuldu. Bölgenin 2 önemli ülkesi Türkiye ve İsrail krizinin, 2 ülke ilişkilerinin yanı sıra bölgesel dengelere de olumsuz yansımaları oldu. Şimdi ilişkileri normalleştirmek ve Arap Baharı sonrası türbülansa giren bölgede yeni bir güç dengesi kurmak için Türkiye ve İsrail’in yoğun çaba harcaması bekleniyor. İki ülke ilişkileri geçmişte olduğu gibi bugün de reelpolitik üzerine kurulu, denge/çıkar ilişkisi gözeten ve Filistin sorununa göre şekillenen bir yapıya sahip bulunuyor. Bu yazı dizisiyle, kurulduğu günden bu yana İsrail ile yaşanan kırılmalar, özellikle İsrail’in 2008 yılındaki Dökme Kurşun Harekâtı ile başlayan kopuş, 2009’da Davos’taki “One Minute” çıkışı ve 2010 yılında Mavi Marmara krizi gibi art arda gelen krizler ile normalleşme çabalarını ve bundan sonra beklenenleri ele alacağız.
Yahudiler ve Türkler denince akla gelen ilk önemli olay, 1491 yılında 200 binden fazla Yahudi’nin, engizisyon tarafından İspanya’dan sınır dışı edildiğinde Osmanlı Devleti’nin onları topraklarında yerleşmeye davet eden tek ülke olması akla geliyor. Türkiye her ne kadar Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun Filistin’in bölünmesini öneren planına olumsuz oy vermiş olsa da, İsrail’i 1949 yılında tanıyan ilk Müslüman ülke oldu. Türkiye’nin İsrail’deki ilk diplomatik misyonu 7 Ocak 1950 tarihinde açıldı ancak 1956 yılındaki Süveyş kriziyle ilişkiler maslahatgüzar seviyesine indirildi. 1967 yılındaki ikinci Arap-İsrail savaşına Türkiye müdahil olmamayı tercih etti; sert tepki göstermesine rağmen ilişkilerin tamamen kopmasına da izin vermedi. 1980 yılında İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgal ederek “ebedi” başkenti ilan etmesinin ardından ilişkiler geriledi ve Türkiye, başkonsolosluğunu kapatarak diplomatik ilişkilerini ikinci kâtip seviyesine indirdi.