Peşin ödeme yapmak mı avantajlı yoksa taksitlendirmek mi?
Paket, prim borçluları için neler vaadediyor? Sosyal Güvenlik Uzmanı Ali Tezel açıkladı.
ABONE OLDevlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan tarafından açıklanan kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin paketle ilgili olarak Gazete Habertürk Yazarı- Sosyal Güvenlik Uzmanı Ali Tezel, "En büyük af diyemeyiz" şeklinde konuştu.
Tezel, paketle ilgili olarak şunları söyledi:
"Kapsam, içerik, af bakımından en büyük af diyemeyiz. En büyük affın ilki1991 yılında Süleyman Demirel hükümeti zamanında çıkarılmıştı. Gerek SSK gerekse Bağ-Kur aflarında gecikme zam ve faizlerin tamamını silmiş; "Ana parayı öde ve git" demişti. İkinci büyük af Necmettin Erbakan hükümeti zamanında 1997 yılında çıkmıştı. Orada da aynı Süleyman Demirel hükümeti zamanında olduğu gibi, "Gel ana parayı öde, gecikme zam ve faizinin tamamını sildik" demişlerdi. Büyüklük anlamında eğer bu söyleniyorsa, onlar daha büyük, silmeyi içeren aflardı. Rakamsal büyüklük olarak belki daha büyük olabilir. 99 milyarlık vergi ve sigorta prim alacağının yeniden yapılandırılması var ama burada bu paranın yaklaşık 3'te biri, 33 milyarı ana para, 66 milyarı gecikme zam ve faizden oluşuyor. Bu eğer Süleyman Demirel ve Necmettin Erbakan aflarında olsaydı, 66 milyarı sileceklerdi, "33 milyar ana parayı getir, borcu sıfırlayalım" diyeceklerdi. Ama burada öyle olmamış. Değişik bazı durumlarda gecikme faizinden, bazı durumlarda ana paradan indirimler var ama "En büyük af niteliği kazanmış" diyemeyiz."
Gerek SSK gerekse Bağ-Kur primi toplamında ana para ve gecikme konusunda 99 milyar liralık alacak var. Trafik cezası, su parası, emlak vergisini sayarsak 100 milyar diyelim. Bunun 3'te biri, 33-34 milyar lirası ana para; geri kalan 66 milyar lira kadar gecikme zam ve faizi var. Gecikme zam ve faizlerde bazı durumlarda yüzde 90, bazı durumlarda yüzde 65'i kadarı siliniyor. Tamamı başvursa, herkes ödese gelecek olan gelir 50 milyar lira kadar. Bunların ne kadarının başvuracağını bilmiyoruz. Ama bu kriz süresince 2,5 milyon olan esnaf sayımızın 600 bini kepenk kapatınca, esnaf sayımız 1.9 milyona düştü. Öyleyse 600 bin esnafımızın Bağ-Kur prim borçları ve vergi borçları için, ellerinde para olup olmadığını bilmediğimiz için, işini devam ettiremeyecek kadar durumu kötü olan birisine "Gel yeniden yapılandırmaya başvur" diyemeyiz. İşini kaybetmiş olanlar mutlaka bir yerlerde asgari ücretle ya da ona yakın bir rakamla işe girmişlerdir, ancak kendi karınlarını doyuruyorlardır. Yani vergi ve prim borçlarını düşünecek durumda değillerdir. O sebeple de Sayın Babacan bir açıklamada bulunmak istemiyor. Çünkü asıl borçlular iflas edenler, kriz süresince, iki yıl boyunca yok olanlar, piyasadan çekilenler. Diğerleri ise rakamın yüzde 30'u civarında olduğunu tahmin ediyorum. Bu tahmine göre de gelecek rakamın azami 15 ila 20 milyar lira olabileceğini söyleyebiliriz. O yüzden Sayın Babacan rakam telaffuz etmekten çekiniyor. Zira bir ay önceden bu rakamın 50 milyar gibi bir beklenti oluşturacağını bakanlarımızdan biri ifade etmişti. Beklenti oluşturmak istemiyorlar, yeniden bir vergi ya da prim affı getirmekte çok zorluk yaşayabilirler. Biliyorsunuz 2006 ve 2008 yılında çıkarılan prim ve vergi affında da "Bu son, bundan sonra çıkmayacak" demişlerdi. Biz de Bloomberg HT ekranlarından "Çıkacak, üç ay içinde de çıkar" demiştik. İkinci ayda çıktı. Çünkü krizden çıkan bir ülkede insanlar dükkanlarını, iş yerlerini kapatıyorlarsa artık bunlara da "Sen vergini, primini canın istemediği için ödemiyorsunun" diyecek halimiz yok. SSK için söylüyorum, 50 milyara yakın alacağı vardı. 50 milyar alacağı toplayamayınca 50 milyar lira hazineden gelecek. Hazinede kuru para yok, o da iç ya da dış borçlanma yapacak. Burada da faizler yükseliyordu. Bu yüzden affın çıkması gerekiyordu. Ama 15-20 milyarı geçeceğini zannetmiyorum.