Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, trafik sigortası yaptırmada amacın kaza sonrası oluşacak maddi-manevi hasarların yükünden korunmak olduğunu belirterek, "Kaza yapan sürücü, hasarı kendi ödeyecekse niye sigorta yaptırsın" ifadesini kullandı.

Palandöken, yazılı açıklamasında, Zorunlu Trafik Sigortası uygulamasında yapılan değişikliklerle, sigorta şirketlerinin korunarak vatandaşın cezalandırıldığını ileri sürdü.

Kendi kusuru sonucu kaza yapan ve vefat eden kişilerin tazminata mahkum olması durumunda bu paranın mirasçılarından talep edilebileceğini anımsatan Palandöken, "Eğer sigorta şirketleri bu tazminatları sürücünün mirasçılarından alacaklarsa araçlar niye sigorta yapılıyor. Sigortanın anlamı nedir? Bu uygulamayla sigorta şirketleri korunurken vatandaş iki taraflı olarak yük altına girmektedir. Araç sahipleri yeni düzenlemeyle hem sigorta primi ödeyecek hem de kaza halinde karşı tarafa tazminat ödeyecek" değerlendirmesinde bulundu.

Bu uygulamanın anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirten Palandöken, şunları kaydetti:

"Çünkü bir kesim korunurken bir kesim adeta cezalandırılıyor. Bu sistemde sigorta şirketleri öncelikli olarak korumaya alınmış. Sigorta şirketlerinin bugünden itibaren her kazada ağır kural ihlali dememesi için tanımların daha açık yapılmasının gerekir. Yapılan düzenlemede sürücünün alkollü, uyuşturucu kullanılması, ehliyetsiz olması gibi ağır kusuru sonucu meydana gelmiş hasarları sigorta şirketi ilk önce ödeyecek, sonra da sürücüden ya da mirasçısından ödediği tazminatı hukuk yoluyla talep edebilecek. Artık kaza anında yaptığınız bir kural ihlali, sinyal vermedin, uyarı tabelasını görmedin, hız sınırını aştın, öndeki araç mesafesini korumadın gibi durumlar sigorta şirketinin hasarı ödememesi veya üstlendiği tazminatı hatalı sürücüden istemesi için bir neden teşkil edebilir. Sonuç olarak rücu hakkının sigorta şirketinin inisiyatifine bırakılmaması ve ağır kusur tanımının açık bir şekilde tanımlanması taraflar arasında uzlaşmazlıkları azaltacaktır. Aksi halde bugünkünden fazla sorun yaşanır."
AA