Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Avrupa kıtasının yeniden inşa edilmesi amacıyla ortaya çıkan, Soğuk Savaş yıllarının ardından SSCB'nin 1991 yılında yıkılmasıyla dünyadaki hakim siyasi ve askeri güç haline gelen 'Batı ittifakı' geri döndü. En azından Batı'nın güçlü liderleri böyle söylüyor.

Donald Trump'ın, başkanlığı süresince 'Önce Amerika' sloganı üzerine inşa ettiği izolasyonist dış politikası Avrupa ve ABD arasındaki ittifakı zayıflatmış, Batı İttifakı veya diğer bir deyişle Transatlantik İttifak'a parçası olan ülkeler arasındaki güven bağları hasar almıştı.

Oval Ofis'teki başkanlık koltuğuna Joe Biden'ın oturmasının ardından Washington'dan peş peşe gelen Avrupa ile ilişkilerin güçlendirileceği sinyalleri, dün çevrimiçi bir şekilde yapılan G7 liderler zirvesi ve onu takip eden Münih Güvenlik Konferansı'na da damgasını vurdu.

Konuşma sırası kendisine geldiğinde, "Dünyaya açık bir mesaj göndermek istiyorum" diyen Biden sözlerini "Amerika geri döndü" ifadeleriyle tamamladı. Bu sözler gün boyunca hem Biden hem de diğer liderler tarafından vurgulandı.

Hem G7 zirvesinde hem de Münih Güvenlik Konferansı kapsamında yapılan bir dizi konuşmada liderler birçok konu üzerinde birlikte çalışmak üzere uzlaştı: Pandemiyle mücadele, 'Rusya saldırganlığının' güçlü bir şekilde geri itilmesi, Biden'ın deyimiyle Çin'in ekonomik istismar ve baskısını azaltılması, iklim kriziyle mücadele edilmesi, İran'la yeniden bir araya gelinmesi, Afganistan'da istikrarın sağlanması, terörizmle mücadele ve dikte ederek değil ama iyi örnekler yoluyla demokrasinin teşvik edilmesi...

BIDEN'DAN İTTİFAK VURGUSU, MERKEL'DEN HAZIRIZ MESAJI

Şüphesiz her iki zirvenin de yıldız ismi ABD Başkanı Joe Biden'dı. Avrupa ülkeleri, ABD'nin yeniden güçlü şekilde ittifaka dönüşünü coşkuyla karşılarken, Biden da Avrupa ile güçlü işbirliği mesajları verdi.

"Avrupa ile Birleşik Devletler arasındaki ortaklık 20. yüzyılda yaptıklarımız gibi, 21. yüzyılda yapmak istediklerimiz için bir temel taşıdır ve öyle kalmalıdır" diyen Biden, selefi Trump'ın aksine hem ABD'nin NATO'ya olan bağlılığını güçlü bir şekilde vurguladı hem de Pekin ve Moskova'ya sert sözlerle eleştirdi.

Avrupa'nın en uzun süredir görev yapan lideri olan Almanya Şansölyesi Angela Merkel'in sözleri ise ABD'li mevkidaşına daha az coşku ve duygu taşıyordu ancak benzer iyimserlik belirtileriyle yüklüydü.

"Çok taraflılığın işaretleri, iki yıl önce olduğundan çok daha iyi" diyen Merkel, "Bunun Joe Biden'ın ABD başkanı olmasıyla ilgisi çok fazla. Şimdi yaptığı konuşma ve yönetiminden yapılan ilk açıklamalar bizi, söylenenlerin sadece sözden ibaret olmadığını, aynı zamanda icraat olduğuna dair ikna etti. Paris İklim Anlaşması'na dönüş, DSÖ'ye dönüş, BM İnsan Hakları Konseyi'ne katılım ve Yeni START anlaşmasının uzatılması çok taraflı işbirliğine dönük atılmış önemli adımlardı" ifadelerini kullandı.

Merkel konuşmasını, "Benim için, transatlantik perspektifi bu çabaların özüdür. Tüm söyleyebileceğim başarılacak harika şeyler olduğudur. Almanya, transatlantik ortaklığının yeni sayfasına hazır" ifadeleriyle sonlandırdı.

MACRON'UN GÜNDEMİ YENİDEN NATO

Merkel'in ardından konuşma sırası kendisine gelen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un gündeminde ise bir kez daha NATO'ya yönelik kaygıları vardı.

Daha önce NATO'nun stratejik odağını kaybettiğini söyleyen ve hatta daha da ileri giderek beyin ölümünün gerçekleştiğini söyleyen Macron, "Güvenlik ajandasını ve yapısını birlikte yeniden inşa etmeliyiz. Bu NATO'nun yeni stratejik konseptidir. Geçtiğimiz yıl söylediğim her şey halen geçerli" ifadelerini kullandı.

Özellikle Afrika'daki gelişmekte olan ülkelere yapılacak olan yardımlar Merkel kadar Macron'un da gündemindeydi. Macron bu ülkelere sadece parasal yardım yapmanın yeterli olmadığını, Afrika kıtasındaki sağlık çalışanlarını aşılamak için 13 milyon doz aşıya ihtiyaç olduğunu söyledi ve bunun Batı ülkelerinin sipariş etttiği dozun yalnızca %0.43'üne tekabül ettiğini hatırlattı.

"Eğer bunu nasıl yapacağımızı biliyorsak Batı, Afrika'da var olacak ve saygı duyulacaktır" diyen Macron aksi taktirde Afrikalı liderlerin Çin ve Rusya'da aşı alacaklarını ve bunun da Batı'nın, Avrupa'nın ve Amerika'nın gücünün sadece kağıt üzerinde kalmasına neden olacağını belirtti.

Zirvenin bir diğer önemli aktörü Boris Johnson ise yaptığı konuşmada, Brexit sonrası Avrupa'da oluşan kaygıları hafifletmeyi hedefleyen bir görüntü çizdi. Johnson konuşmasında Birleşik Krallık'ın tüm müttefiklerine bağlılığını bir kez daha teyit etti. Zirve sonrasında ise G7 liderlerinin gelişmekte olan ülkelere aşı tedariki için 4 milyar dolar kaynak sözü verdiğini açıklayan isim oldu.

BIDEN: ÇİN İLE REKABETE HAZIRLANMALIYIZ

Cuma günü gerçekleşen G7 zirvesi ve Münih Güvenlik Konferansı şüphesiz hem Moskova hem de Pekin'de Biden'ın liderlik ettiği Batı İttifakı'nın ortak bir amaçla birleştiğinin bir işareti olarak takip edildi.

Zira konuşmasının bir bölümünde "Demokrasi kaza sonucu ortaya çıkmadı. Onu savunmak zorundayız" diyen Biden, ittifakın tüm bileşenlerini Rusya ve Çin ile mücadele etmeye de çağırdı.

"Çin ile uzun süreli stratejik rekabete birlikte hazırlanmalıyız. Çin ile rekabet çetin olacak" diyen Biden, Avrupa'nın 'Çin ekonomik istismarları ve zorlamalarının geri itilmesi için' ABD ile birlikte çalışması gerektiğini söyledi.

Merkel de benzer bir biçimde Çin konusunda ABD ile 'ortak ajandaya' ihtiyaç duyulduğunu belirtirken, Pekin yönetimini ise 'rakip' olarak tanımladı. Merkel, "Çin son zamanlarda uluslararası sahnede daha fazla güç kazandı. Biz transatlantik ittifakı olarak, demokratik ülkeler olarak, buna reaksiyon vermeliyiz" ifadelerini kullandı.

Biden'ın son sözleri ise hem geride kalan Trumplı yılları hem de Batı ittifakının gelecek hedeflerini özetler nitelikteydi:

"Geçtiğimiz dört yıl zordu. Ancak Avrupa ve Amerika bir kez daha inançla öncülük etmek zorunda"

MERKEL'E ÖZEL ÖDÜL

Cuma gününden geriye kalan detaylardan biri de siyasette son yılını geçiren Angela Merkel'e verilen ödül oldu.

Merkel, Münih Güvenlik Konferansı Başkanı Wolfgang Ischinger tarafından Ewald von Kleist Ödülü'ne layık görüldü. Yıllık olarak yapılan güvenlik konferansını başlatan isim olan Ewald von Kleist, aynı zamanda Adolf Hitler'e yönelik başarısız bir suikast denemesini planlayan bir Alman devlet adamıydı.

Münih Güvenlik Konferansı'nda devlet liderlerinin yanı sıra, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ve Bill Gates de birer konuşma yaptı.