Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

PJD, siyasi tezinin büyük bir kısmını normalleşmenin reddedilmesine dayandırıyordu. Parti, kendisi hükümetteyken normalleşmeyle ilgili böyle bir adım atılmasıyla kendisini "darboğaz" dan çıkamayacak halde buldu.

Parti şu anda bir yol ayrımında; 2021'de parlamento ve yerel seçimlerde ödeyeceği "ağır siyasi bedele" rağmen, yapısında değişikliğe yol açarak, normalleşmeyi kabul etme rotası izleyebilir ya da mevcut aşamadan minimum kayıpla çıkacak bir "siyasi taktik" izleyebilir.

Fas Kralı 6. Muhammed, 10 Aralık'ta İsrail ile resmi ikili temasların ve diplomatik ilişkilerin "mümkün olan en kısa sürede" yeniden başlayacağını duyurmuştu.

- PJD içerisindeki tutum farklılığı

PJD ve partiye bağlı kurumların. tutumu değişiklik gösteriyor. Parti normalleşmeye karşı doğrudan bir açıklama yapmazken, PDJ'nin gençlik kolları ile partinin sivil kanadı ve ülkenin en önemli sivil toplum hareketlerinden Tevhid ve Islah Hareketi bu adımı reddettiklerini açıkladı.

Rabat'ın normalleşme açıklamasından birkaç gün sonra PJD, ülkedeki İsrail ile normalleşme adımını doğrudan ele almayan bir açıklama yaptı.

Açıklamada, İsrail'in Filistin halkına karşı işlediği suçlar kınanarak bunların başında, "Mescid-i Aksa'ya dönük mükerrer saldırılar, Filistinlilerin topraklarına el konulması, tüm uluslararası tüzük ve kararlar açık bir şekilde ihlal edilerek Filistinlilerin ülkelerine geri dönüş hakkının inkar edilmesi ve İslam toplumlarına nüfuz ederek ilişkileri normalleştirme girişimlerinin yer aldığı" ifade edildi.

Açıklamada, partinin, Fas Kralı 6. Muhammed'in liderliğinde Batı Sahra meselesinde elde edilen tarihi başarılar ile stratejik dönüşümlerden gurur duyduğu aktarıldı.

Tevhid ve Islah Hareketi'nden yapılan açıklamada ise Rabat'ın normalleşme konusunda attığı adım "kabul edilemez ve üzücü bir gelişme" olarak nitelendirildi. Ayrıca açıklamada,"tüm normalleşme girişimlerini ve Siyonist nüfuzu" reddettikleri kaydedildi.

Rabat'a açıklanan tedbirlerin gözden geçirilmesi ve başta Filistin davasının geldiği savunmasız halkların haklı davalarını ele almada tarihsel sabitelere dönme çağrısı yapılan açıklamada, "ülkeyi Siyonistlerle normalleşme dairesine sokan, topluma ve devlete nüfuzunun kapısını açan ve toplumsal doku ile vatanın istikrarı ve birliğine yönelik tehdit oluşturan söz konusu tedbirlerin tehlikesi ve olumsuz sonuçları" konusunda uyarıda bulunuldu.

PJD'nin Gençlik Örgütü'nden yapılan açıklamada da işgalcilerle (İsrail) "normalleşmeyi reddeden ilkeli tutumları" vurgulandı.

- Belirsiz durum

PJD yetkilisi Abdulaziz Eftati, "Olayları önceden tahmin etmeye gerek yok. Bugün belirsiz bir durumdayız. Faslıların normalleşme ve nüfuzu reddeden sabit tutumunu görünür kılmak gerekiyor." ifadelerini kullandı.

"Partinin tutumu, Siyonist oluşumu ve onunla herhangi bir normalleşmeyi reddeden Faslıların tutumuyla örtüşüyor." diyen Eftati, Siyonist işgale son verilmesi, mültecilerin topraklarına dönmesi, başkenti Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulması için gerekenler elde edilene kadar Filistin direnişini desteklemeye devam edileceğini belirtti.

Partinin tutumunun değişmediğini, değiştirilemeyeceğini ve pazarlık konusu olmadığını vurgulayan Eftati, Siyonist işgali ve Siyonistlerle normalleşmeyi reddettiklerini aktardı.

- Zor bir denklem

Faslı siyasi analist Abdussamed Bilkebir, "PJD zor bir denklemle karşı karşıya. Kötü ile en kötü arasında seçim yapmak zorunda. Ülke aşamalı olarak normalleşme karşılığında Batı Sahra meselesini stratejik ve kararlı bir şekilde kazandı. Fas daha önce 1994 yılında İsrail'de irtibat bürosu açmış ancak sonra kapatmıştı." dedi.

PJD'nin kraliyet kurumuna karşı yükümlülüklerine saygı duyduğunu çünkü dışişleri ve din meselelerinin sarayın yetkileri dahilinde olan egemenlikle alakalı konular olduğuna işaret eden Bilkebir, "Normalleşme meselesini PJD'yi istifaya zorlamak, hesaplaşmak için kullanan taraflar var." şeklinde konuştu.

PJD'den olan bakanların İsrailli mevkidaşlarını kabul etme ihtimaline ilişkin Bilkebir, aynı durumu Sosyalist Halk Güçleri Birliği (USFP) partisi bakanlarının da yaşadığını, İsrailli mevkidaşlarını kabul etmediklerini ve bu konu için diğer bakanların görevlendirildiğini kaydetti.

PJD'nin normalleşme karşıtı siyasi tezinin değişmeyeceğini savunan Bilkebir, partinin siyasi olarak süreci yürüttüğünü, Tevhid ve Islah Hareketi'nin normalleşmeyi reddetme konusundaki tutumunu açıkça ifade ettiğini belirtti.

- Pragmatik yöntem

Faslı akademisyen Reşid el-Ezrak, "PJD iktidarda kalma ve seçim kitlesini koruma denkleminde pragmatik bir şekilde başa çıkmaya çalışıyor." dedi.

AA'ya konuşan Ezrak, partinin, İsrail'e yönelik hamlede büyük bir tartışma çıkacağını bildiğini söyledi.

Ezrak, "Parti ve kurumlarının, vatanın çıkarlarıyla çelişen tutumları, İsrail ile ilişkilerin yeniden başlaması da dahil tüm ülke meselelerine bağlılığı hakkında bir soru işareti ortaya koyuyor." diye konuştu.

İçindeki iki kanadın arasındaki tartışmaları (Osmani ve Benkiran) odaklanmak yerine parti, her şeyi temize çıkardığını ve partinin zulme uğradığını iddia ettiğini söyleyen Ezrak, partiyi siyasi sorumluluğu üstlenmeye ve temize çıkarma tutumunu terk etmeye çağırdı.

BAE ve Bahreyn, 15 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen törenle İsrail'le ilişkileri normalleştirme anlaşması imzalamıştı. Bu iki ülke, 1979’da Mısır’ın, 1994’te de Ürdün’ün ardından İsrail ile normalleşme anlaşmasına varan üçüncü ve dördüncü Arap ülkeleri olmuştu. Daha sonra Sudan ve Fas da bu normalleşme sürecine katılmıştı.