Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

Havayolu şirketleri için bir iyi, bir de kötü haber... Önce iyi haber; Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) tahminlerine göre, önümüzdeki 20 yıl içinde havayoluyla seyahat edenlerin sayısı iki katına çıkacak. Kötü haber ise “uçuş utancı” akımının giderek yayılıyor olması. Uzak rotalar için pek inat edilesi olmasa da, geçen yıl ilk İsveç'te başladığından o dilde “flygskam” diye anılan bu yeni trend iç hatlarda ve kısa mesafelerde Avrupa'yı da sardı, demiryoluna rağbet arttı.

Hareketin İsveç çıkışlı olmasının nedenleri arasında, iklim değişikliğine karşı siyaset ve iş dünyasının harbiden eyleme geçmesi için tek kişilik okul grevi başlatan 16 yaşındaki Greta Thunberg'in etkisi de var. İsveç'te ünlülerle iş dünyasından yüksek profilli figürlerin de bir nevi statü belirleyen tavrı haline gelen “flygskam”ın bu kesimdeki önderliğini ise 2010 Olimpiyat şampiyonu kayakçı Björn Ferry yapıyor. Halen İsveç TV'sinde yorumcu olan Ferry, son iki yıldır Avrupa'daki bütün iş seyahatlerini trenle yapıyormuş, geceleri uyuyarak süren uzunca yolculuklarla.

İsveçli şampiyon kayakçı Björn Ferry, sadece trenle yolculuğun öncülüğünü yapıyor.
İsveçli şampiyon kayakçı Björn Ferry, sadece trenle yolculuğun öncülüğünü yapıyor.

Havayoluyla iç hat yolculukları azalırken, uzun tren maceraları artık prestijli bir davranış sayılıyor. Nitekim Greta Thunberg, Dünya Ekonomik Forumu toplantıları için ta Davos'a 30 saatlik tren yolculuğuyla gitmiş ve herkesi pek şaşırtmıştı. Ancak yaptığı tercih, küresel ısınmayla mücadele misyonuyla gayet uyumluydu. Çünkü iklimin geleceği uğruna, özellikle sanayileşmiş zengin ülkelerde karbon ayak izinin küçülmesi için bireylerin de katkısı gerekiyor.

Greta Thunberg, 30 saatlik tren yolculuğundan sonra Zürih'te.
Greta Thunberg, 30 saatlik tren yolculuğundan sonra Zürih'te.

O katkı da sosyal medya kanalıyla giderek yayılıyor. İsveç'te alternatif seyahat önerilerinin yer aldığı Facebook grubunda üye sayısı kısa sürede 30 bine ulaştı. İş insanlarından hekimlere grup üyeleri deneyimlerini paylaşıyor, trenle gece yolculuğu yaparak bütün randevu ve toplantılara yetişmenin mümkün olduğunu söylüyorlar. Bir başka grup ise #flygskam kavramıyla ortaya çıktı ve hareket İsveç sınırlarını aştı; İngilizce #flyingshame etiketiyle uluslararası dilini de buldu.

Almanya'da #flugscham, Hollanda'da #vliegschaamte etiketleriyle sosyal medyada bir harekettir gidiyor. Online imza kampanyalarının yanı sıra Instagram'daki 62.4 bin takipçili “aningslosainfluencers” hesabından da yine bir İsveç hareketi yürüyor.

Neticede, havayolu şirketlerinin bilet satışlarında yüzde 3'lük bir gerileme meydana gelirken, İsveç demiryolu şirketi SJ'nin bazı hatlarında talep yüzde 100 artış göstermiş, şirketler yeni yatırımlara girişip bağlantı ve destinasyonları genişletmeye başlamışlar.

EN ÇOK ONLAR UÇUYOR

İsveçlilerin daha az uçması için çok geçerli bir sebep var. Dünyada havayolunu en fazla kullanan uluslar arasındalar. Onların uçakla seyahat sayısı Avrupa ortalamasının yedi katı. Ülkedeki karbondioksit salınım miktarının yüzde 61'i hava taşımacılığından kaynaklanıyor.

Paris İklim Anlaşması uyarınca küresel ısınmanın iki dereceyle sınırlı tutulabilmesi için karbondioksit emisyon hacminin kişi başına iki tonun altına düşürülmesi gerekiyor. O “kişi”lerin de yoksullar arasında yaşamayıp, Londra-New York seferi yapabilenlerden oluştuğu kesin. Atlantik aşırı tek bir uçuş, kişi başına iki tonu atmosfere salıyor zaten. Örneğin Almanya'da kişi başına düşen ortalama 9.6 ton ki, bu hacmin büyük bir kısmı havayolu taşımacılığıyla meydana geliyor. Gerçi uçaklarda enerji tasarrufu hayli gelişti; son 20 yılda her 100 kilometrede kişi başına yakıt tüketimi 6.3 litreden 3.7 litreye kadar düştü. Ancak yine de havayolu çevreye en zararlı taşımacılık olarak gösteriliyor. Bu durum, IATA tahminlerinin gerçekleşmeyeceği anlamına gelmiyor; hava trafiği her geçen gün artmaya devam ediyor ve edecek de.

İsveçliler ve leyleklerle yarışan diğer hava gezginlerinin demiryoluna transfer olması, kendi kotalarını düşürmeleri katkıdır yine de...

TRENLE MACERANIN DA BİR SINIRI VAR

Greta Thunberg etkisi, Avrupa üzerinden Türkiye'ye kadar uzandı. Ankara Koleji öğrencileri de “Gelecek İçin Cuma Günleri” grevine destek verdi, gezegeni yok oluş sürecine sürükleyen politikalara "dur" çağrısında bulundu bir bildiriyle. Greta'nın misyonu binlerce kilometre ötede Avustralya'ya da vardı; 100 bini aşkın öğrenci katılıyor cuma grevlerine. Fakat Avustralya medyası “flygskam”a da dikkat kesilmiş; “Çocukların çevre duyarlılığı ortada ama bizler uçuş utancına nasıl dahil oluruz. Dünyanın öbür ucunda akrabalar, dostlar var. Melbourne'dan Londra'ya uçuş, adam başı 16.8 ton yazıyor karbon hanesine” diyor.

Merle Dietz-Steven Wesley çifti Almanya'dan Avustralya'ya dokuz ayda gitmiş.
Merle Dietz-Steven Wesley çifti Almanya'dan Avustralya'ya dokuz ayda gitmiş.

Avustralyalılar uçmaya mecbur ama “trenle yolculuk da imkansız değil” diyerek, biri Avustralyalı diğeri Alman bir çift bulmuşlar. Aile bağları nedeniyle seyahat zorunluluğu olan bu çift, Almanya'dan Avustralya'ya trenle gitmiş! Önce feribotla Letonya, oradan otobüsle Estonya ve Rusya. Trans-Sibirya demiryoluyla ver elini Kore ve Japonya, sonra feribotla Çin. Laos, Kamboçya, Tayland ve Malezya'ya otobüs yolculukları ve Bali'ye feribot, oradan da iki saatlik bir uçuşla Avustralya'ya varış.

Yolculuk beklediklerinden ucuza gelmiş ama dokuz ay sürmüş! Ona artık yolculuk değil, macera derler. Ya da dokuz ayda devriâlem...