Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Gazze’de soykırım, Kafkasya’da manipülasyon: İsrail’in ‘Ermeni Meselesi’ kartı kime hizmet ediyor? | Dış Haberler

        Tasarının gerekçeli metninde, sözde Ermeni meselesi”nin Nisan 1915’te İstanbul’da yüzlerce Ermeni aydının, toplum liderinin ve eğitimli kesimin tutuklanması, sürülmesi ve öldürülmesiyle başladığı ileri sürülüyor. Metin, kapsamlı tarihsel belgeleme savına rağmen konunun hâlâ örgütlü bir inkâr ve küçümseme kampanyasının hedefi olduğunu öne sürerek bunu, başta Türkiye olmak üzere “tarih kitaplarının manipülatif biçimde yeniden yazılması” olarak tanımlıyor.

        Tasarıda ayrıca 32 ülkenin bu olayı yasama kararları, parlamento kararları veya yürütme açıklamalarıyla tanıdığı, İsrail’in de aynı adımı atmasının zamanının geldiği vurgulanıyor. Ancak bu “ahlaki görev” söyleminin, İsrail’in kendi işlediği fiillerle taban tabana zıt bir tablo oluşturduğu gözden kaçmıyor.

        REKLAM

        Trump’ın “Dostum Erdoğan” Çıkışı

        Tasarının gündeme gelmesinden kısa süre önce ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları dikkat çekmişti. Trump, Türkiye ile İsrail arasında bir çatışma ihtimaline ilişkin soruya, “Erdoğan benim çok iyi bir dostum ve birlikte çok iyi çalıştık, kendisini çok severim, olağanüstü bir lider ve güçlü bir insan” şeklinde yanıt vermiş; “Türkiye ile böyle bir şeyin yaşanacağını sanmıyorum, en azından ben başkanken olmaz, çünkü o bana saygı duyuyor, ben de ona saygı duyuyorum” diyerek iki ülke arasında çatışma beklemediğini belirtmişti.

        Trump ayrıca Erdoğan’ı, İran’la savaşta İsrail safında çatışmaya girmemesi için kendisinin caydırdığı bir lider olarak tanımlamıştı. Saar’ın tam da bu tabloyu gölgeleyecek bir tasarıyla ortaya çıkması, İsrail’in Washington-Ankara hattındaki yumuşamadan rahatsız olduğu yorumlarını güçlendiriyor.

        Gazze’de Tablo: Rakamlar Konuşuyor

        Saar’ın “tarihi sorumluluk” söylemi, İsrail’in bugün Gazze’de yarattığı yıkımla yan yana okunduğunda tam bir tezat oluşturuyor. Ekim 2025 itibarıyla İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki operasyonlarının en az 66.148 kişinin ölümüne yol açtığı doğrulanmış durumda; kurbanların büyük bölümü sivil, önemli bir kısmı da kadın ve çocuklardan oluşuyor.

        170.000’den fazla kişi yaralandı ve Gazze, dünyada kişi başına en yüksek çocuk ampütasyon oranına sahip bölge haline geldi. Bağımsız değerlendirmelerde, sağlık hizmetlerinin aksaması, gıda güvensizliği ve yetersiz su-sanitasyon koşullarından kaynaklanan travma dışı ölümler hesaba katıldığında gerçek rakamın çok daha yüksek olabileceği, enkaz altında hâlâ binlerce cesedin bulunduğu belirtiliyor.

        REKLAM

        Yıkılan Evler, Yok Edilen Bir Şehir

        Konut ve altyapı tarafında durum da aynı ölçüde ağır. The Guardian’ın Temmuz 2025 tarihli raporuna göre Gazze’deki binaların yüzde 70’i yıkıldı veya ağır hasar gördü.

        BM raporlarına göre eğitim binalarının yüzde 90’ı, sağlık merkezlerinin de büyük bölümü hasar görmüş ya da tamamen yok edilmiş durumda; 5.000’den fazla öğrenci, 261 öğretmen hayatını kaybetti, 625.000’den fazla öğrencinin eğitime erişimi kalmadı.

        Batı Şeria’da da yıkım sürüyor: İsrail, 2026 yılı başından bu yana Batı Şeria’da Filistinlilere ait 312 yapıyı yıktı. Ayrıca Gazze nüfusunun büyük bölümünü oluşturan 1,9 milyondan fazla Filistinli zorla yerinden edildi.

        Uluslararası Hukukta “Soykırım” İthamı İsrail’in Üzerinde

        Bu rakamların gölgesinde, İsrail’in kendisi de uluslararası mahkemelerde hesap veriyor. İsrail, Uluslararası Adalet Divanı’nda Güney Afrika tarafından açılan dava kapsamında soykırım suçlamalarıyla karşı karşıya; Uluslararası Ceza Mahkemesi de Başbakan Netanyahu dahil İsrail liderleri hakkında savaş suçu iddialarıyla tutuklama emri çıkarmış durumda.

        REKLAM

        Bu çerçevede, Saar’ın “tarihi gerçeği inkâr edilemez kılma” iddiasıyla sunduğu tasarı, gözlemcilerce bir taşla iki kuş vurma hamlesi olarak okunuyor: hem Ankara’ya siyasi bir mesaj, hem de Gazze’deki tabloyu gölgelemeye yönelik bir manevra. Eleştirel çevreler, İsrail’in tarih üzerinden ahlaki meşruiyet devşirmeye çalışırken bugünün hesabını vermekten kaçtığını vurguluyor.

        Hesap Kafkasya’da: İsrail’in Asıl Niyeti mi?

        Bölgesel dengeleri yakından izleyen analistlere göre Saar’ın hamlesinin zamanlaması tesadüf değil. Tam da Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan hattında normalleşme süreci hız kazanmışken İsrail’in bu kartı masaya sürmesi, Kafkasya’da yeniden huzursuzluk tohumları ekme girişimi olarak yorumlanıyor.

        İsrail’in son yıllarda Azerbaycan’la güçlenen askeri-enerji işbirliğine karşın Ermenistan meselesini öne çıkarması, bölgedeki kırılgan dengeleri yeniden gerginleştirme potansiyeli taşıyor; bu da Ankara’nın güvenlik çevrelerinde “istikrarsızlaştırma” şüphesiyle karşılanıyor.

        Erdoğan’ın “Tarihçilere Bırakalım” Çağrısı

        Türkiye tarafında ise resmi söylem değişmedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yıllar boyunca tekrarladığı çağrıyı sürdürüyor: “Bu iş tarihçilerin işidir, heyetler oluşturalım, onlar bu çalışmayı yapsınlar, bu işe bir siyaset gömleği giydirilmesin” diyen Erdoğan, çalışmalar tamamlandıktan sonra siyasetçilerin masaya oturup konunun adını koyabileceğini savunuyor.

        REKLAM

        Erdoğan ayrıca Türkiye’nin arşivlerini açtığını, bir milyonun üzerinde belgenin mevcut olduğunu, Ermeni tarafının ise bugüne kadar herhangi bir arşiv sunamadığını ifade ediyor Ankara’nın resmi hattı, konunun uluslararası mahkeme kararına ya da tarihçiler arası mutabakata dayanmayan siyasi bir söylem üzerinden tartışılmasına karşı çıkmayı sürdürüyor.

        Paşinyan’dan Türkiye ve Azerbaycan’a Uzlaşı Mesajları

        Bütün bu gerilim, paradoksal biçimde, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin son yıllardaki en hızlı normalleşme dönemine denk geliyor. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın partisi 7 Haziran 2026 seçimlerinde oyların yüzde 49,74’ünü alarak tek başına hükümet kurma çoğunluğunu elde etti; seçim kampanyası boyunca Paşinyan “barış ve refah” söylemini ön plana çıkardı, Azerbaycan’la barış anlaşmasını bağımsız bir gündem olarak tanımladı ve Türkiye’yle her türlü işbirliğine açık olduğu mesajını verdi.

        Paşinyan, “Türkiye ile ilişkilerimiz yoksa, bu terazinin bir tarafının boş olduğu anlamına gelir” diyerek bu eksikliğin kapatılmasının ülkesinin geleceği için hayati olduğunu vurguladı. Paşinyan ayrıca sınırın açılması konusunda topun artık Ankara’da olduğunu belirterek “her an açmaya hazırız, Türkiye’nin kararını bekliyoruz” demişti.

        REKLAM

        Ağrı Dağı Silüetinin Kaldırılması ve Sembolik Adımlar

        Ermenistan tarafının attığı adımlar sembolik düzeyde de dikkat çekiyor. Paşinyan seçimlerden kısa süre önce resmî belgelerden Ağrı Dağı’nın silüetini kaldırdı ve Aras Nehri üzerindeki tarihi Ani Köprüsü’nün ortak restorasyonu kararı alındı.

        Paşinyan’ın yakasındaki “Gerçek Ermenistan” rozeti, toprak talepleri siyaseti gütmeyeceğinin bir göstergesi olarak okunuyor; seçmeni de Rusya destekli “savaşa devam” çizgisindeki muhalefet partilerine açık fark atarak Türkiye ve Azerbaycan’la barış çizgisini onayladı.

        Sınır Kapıları ve Zengezur Koridoru: Somut Adımlar

        Sürecin teknik tarafında da hareketlilik var. Türk Hava Yolları 11 Mart 2026’da İstanbul-Erivan seferlerine başladı, e-vizenin kapsamı genişletildi; şimdi kara sınırlarının açılması ve demiryolu seferlerinin başlaması bekleniyor. Türkiye ile Ermenistan arasında Kars’taki Akyaka/Akhurik ve Iğdır’daki Alican/Margara olmak üzere iki sınır kapısı bulunuyor ve bunların açılmasının sadece Kafkasya’ya değil, Orta Asya’dan Karadeniz Havzası’na, Orta Doğu’dan Doğu Akdeniz’e kadar geniş bir bölgenin siyasi-ekonomik ikliminin normalleşmesine katkı sağlayacağı değerlendiriliyor.

        REKLAM

        Paşinyan, Ermenistan üzerinden Türkiye ve Azerbaycan arasında yük taşımacılığına yol sağlamaya hazır olduklarını, TRIPP (Barış Kavşağı) güzergahının Ermenistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanmasını istediklerini belirtmişti.

        Yine de Ermenistan Anayasası’ndaki toprak talebi göndermelerinin kaldırılması, Azerbaycan’la kapsamlı barış anlaşmasının kalıcı hale gelmesi için kritik bir hukuki eşik olarak duruyor; bu değişiklik için gereken üçte iki çoğunluk Paşinyan’ın elindeki sandalye sayısının üzerinde kalıyor.

        Çift Standartlı Bir Tarih Okuması

        Tüm bu tablo bir araya geldiğinde ortaya çıkan manzara açık: Gazze’de bugün on binlerce insanın ölümüne, yüz binlerce evin yıkımına yol açan, uluslararası mahkemelerde soykırımla suçlanan katliamcı bir hükümet, yüzyıl öncesinin acısı üzerinden ahlaki ders vermeye hazırlanıyor.

        Bu arada Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan hattında sahada gerçek bir normalleşme ilerliyor; sınır kapıları, demiryolu hatları ve Zengezur/TRIPP koridoru üzerinden bölgesel barış adımları atılırken, Ankara hâlâ “tarihi tarihçilere bırakalım” çağrısında tekrar ediyor.

        Eleştirel gözlemciler, İsrail’in bu tasarıyla aslında bölgesel barışı değil, Kafkasya’da yeni bir huzursuzluk hattı açmayı hedeflediğini düşünüyor. Saar’ın tasarısının Pazar günü kabineden geçip geçmeyeceği ve Ankara’nın buna nasıl karşılık vereceği, hem İsrail-Türkiye ilişkilerinin hem de bölgesel diplomasinin önümüzdeki haftalarda izleyeceği rotayı belirleyecek.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Şalvarlarla pedal çevirip, yöresel müzikler eşliğinde kilo veriyorlar

        Kayseri'de fitness eğitmeni Gökhan Örer, sürdürülmesi zor olan yüksek tempolu müzikler ve değişen yoğunluk seviyeleri eşliğinde sabit bisikletlerle yapılan bir kardiyo egzersizi olan 'Spinning' sporunu, şalvar, kaşık gibi yöresel kıyafetler ve malzemelerle üyelerine sevdirdi (DHA)

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ