Rafadan Tayfa 2: Göbeklitepe Filmi merak edilen filmler arasında yer aldı. Dünya tarihinde önemli yere sahip olan Göbeklitepe'de çeklien film büyük merak uyandırdı. Peki Göbeklitepe nerede, neden bu kadar önemli, Rafadan Tayfa 2: Göbeklitepe Filmi konusu nedir? İşte tüm ayrıntılar...

Rafadan Tayfa 2: Göbeklitepe Filmi

Göbeklitepe’nin keşfi ve devamında yapılan kazılar, tüm dünyada büyük bir heyecana neden olur. Akın, gözlerin Göbeklitepe'ye çevrildiği günlerde Şanlıurfalı arkadaşı Veysi’den gizemli bir paket alır. Akın, paketin içerisinden çıkan bakır siniye anlam veremezken Veysi’den gelen bir telefon durumu daha da karmaşık bir hale getirir. Panik içerisindeki Veysi, birilerinin peşinde olduğunu söylediği sırada telefon kesilir. Tayfa’nın ilginç motiflerle süslenmiş sininin Göbeklitepe’yle ilgili olduğunu anlaması çok uzun sürmez. Göbeklitepe’nin kaşifi Başkan Amca, Kuşçu Baba’nın yakın bir arkadaşıdır. Çocuklar hep birlikte hem siniyi Başkan Amca’ya göstermek hem de Veysi’yi bulmak için İstanbul’dan Şanlıurfa’ya uzanan bir yolculuğa çıkarlar. Bir kuyruklu yıldız olan Halley’in dünyamızı ziyaret ettiği bir dönemde çocuklar, yolculuklarının fantastik bir maceraya dönüşeceğinden habersizlerdir. Ve bir de davetsiz misafirleri vardır; Patron Kazım Amca...

 

GÖBEKLİTEPE'NİN ÖNEMİ

Göbeklitepe Mısır piramitlerinden 7 bin 500 yıl daha önce yapıldı. Yerleşik hayata geçişlerin ilk izleri için büyük bulgular barındırıyor. Çünkü yerleşik hayatı simgeleyen ve tarıma işaret eden buğdayın ilk izleri Göbeklitepe'de bulundu.

Dinler tarihini de etkileyen Göbeklitepe, bilinen ilk ibadet merkezi. Neolitik dönemde inşa edilen yapı, yeryüzündeki ilk inanç merkezi olmasının ve buğday kalıntılılarının yanında büyük kaya parçalarının şekilli bir biçimde buraya taşınmasından ötürü, yerleşik hayatın ilk dönemlerinin başlangıcı olarak kabul edildi. 1995'te Göbeklitepe izleri bulunmadan önce insanların o çağda avcılık, toplayıcılık yapıp göçebe yaşadığı tahmin ediliyordu.

Göbeklitepe'de yerleşik hayata geçilmesinin kanıtlarından biri buğday olsa da, diğer sebebinin dini merkezde toplanma ritüeli olduğu düşünülüyor. Kazı ekibinin başkanı Klaus Schmidt'e göre Göbeklitepe'deki insanlar kalabalık toplulukların ibadet merkezine yakın olma arzusu nedeniyle yerleşik hayata geçti ve topluluğun ihtiyaçları doğrultusunda tarıma başlandı.

GÖBEKLİTEPE NEREDE?

Göbeklitepe, Şanlıurfa il sınırları içinde yer alır. Kent merkezine 15 kilometre kuzeydoğuda bulunan bölge, tarihin yeniden yazımına neden oldu. Göbeklitepe mevkiinde bulunan bu tarihe alana ulaşmak için İstanbul'dan Şanlıurfa'ya uçak veya otobüs yolculuğuyla ulaşmak gerekiyor.

GÖBEKLİTEPE'NİN TARİHİ

Göbeklitepe veya Göbekli Tepe, Şanlıurfa il merkezinin yaklaşık olarak 22 km kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarında yer alan dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğudur. Bu yapıların ortak özelliği, T biçimindeki 10-12 dikilitaş yuvarlak planda dizilmiş, araları taş duvarla örülmüştür. Bu yapının merkezinde daha yüksek boyda iki dikilitaş karşılıklı olarak yerleştirilmiştir. Bu dikilitaşların çoğu üzerinde insan, el ve kol, çeşitli hayvan ve soyut semboller, kabartılarak veya oyularak betimlenmiştir. Söz konusu motifler yer yer bir süsleme olamayacak kadar yoğun olarak kullanılmıştır. Bu kompozisyonun bir öykü, bir anlatım veya bir mesaj ifade ettiği düşünülmektedir.

Hayvan motiflerinde boğa, yaban domuzu, tilki, yılan, yaban ördekleri ve akbaba en sık görülen motiflerdir. Bir yerleşim yeri değil, kült merkezi olarak tanımlanmaktadır. Buradaki kült yapılarının üretime geçiş aşamasına -tarım ve hayvancılığa- yakın olan son avcı grupları tarafından inşa edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Diğer anlatımla Göbekli Tepe, çevredeki oldukça gelişmiş ve derinlik kazanmış bir inanç sistemine sahip olan avcı-toplayıcı gruplar açısından önemli bir kült merkezidir. Bu durumda bölgenin en erken kullanımının Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ’ın (PPN, Pre-Pottery Neolithic) A evresine (MÖ 9.600-7.300),yani günümüzden en azından 11.600 yıl öncesine dayandığı ileri sürülmektedir. Bununla birlikte Göbekli Tepe'deki en eski faaliyetleri tarihlendirme olanağı şimdilik yok, fakat bu anıtsal yapılara bakıldığında Paleolitik Çağ'a kadar uzanan, birkaç binyıl daha eskiye, epipaleolitike kadar giden bir geçmişi olduğu düşünülmektedir. Göbekli Tepe'nin bir kült merkezi olarak kullanımının MÖ 8 bin dolaylarına kadar devam ettiği, ve bu tarihlerden sonra terk edildiği, başka veya benzer amaçlarla kullanılmadığı anlaşılmaktadır.

Bütün bunlar ve kazılarda ortaya çıkarılan anıtsal mimari, Göbekli Tepe'yi eşsiz ve özel yapmaktadır. Bu bağlamda UNESCO tarafından 2011'de Dünya Mirası geçici listesine alındı ve 2018'de kalıcı listeye girdi.

Bütün bu dikilitaşlar, stilize insan heykelleri olarak yorumlanmaktadır. Özellikle D yapısı merkez dikilitaşlarının gövdesinde bulunan insan el ve kol motifleri, bu konudaki her türlü şüpheyi ortadan kaldırmaktadır. Dolayısıyla "dikilitaş" kavramı, işlev belirtmeyen yardımcı bir kavram olarak kullanılmaktadır. Esasen bu "dikilitaş"lar, insan vücudunu üç boyutlu olarak betimleyen stilize tarzda yontulardır.

Buradaki kazılarda çıkartılan bazı heykel ve taşlar Şanlıurfa Müzesi'nde sergilenmektedir.