Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Şefler ve restoran sahipleri, hijyen koşullarını denetlemek için gelen müfettişlerden hiç haz etmezler. Ellerinden geldiği kadar yüzlerine kibar davranmaya çalışırlar ama içlerinden söver dururlar. Hele bir de servisin tam ortasında gelmişlerlerse. Müşterilere yemek mi yetiştireceksin, yoksa müfettişin bitmek bilmez sorularını mı cevaplayacaksın? Müfettişler kapıdan içeri girdiği andan itibaren, arka planda büyük bir panik başlar. Karşılayan kişi abuk sabuk sorularla müfettişi ne kadar oyalayabilirse, arka taraf o kısa sürede bir şekilde düzene sokulmaya çalışılır. HT Pazar'dan Murat Bozok'un haberi...

GORDON RAMSAY’E 5 ÜZERİNDEN 2 VERİLDİ

Şeflerin hoşuna gitmese de müfettişlerin halk adına yaptıkları ciddi bir sorumluluk içeren görevleri var. Her yıl yetkileri de daha fazla artırılıyor. Dünyanın birçok şehrinde, gıda müfettişlerinin verdiği notları, kapıya asmak bir mecburiyet oldu. Gordon Ramsay ile çalışırken, 5 üzerinden aldığımız 2 puanlık not kapıya asılmakla kalmayıp basında da bayağı konuşulmuştu. Daha da ileri gidip restoranı kapatmaya, lisansını iptal etmeye uzanan yetkileri de var.

Hep karşı tarafta gördüğüm müfettişlerle, açık konuşmak gerekirse bugüne kadar hiç empati kurmamıştım. Ta ki bu hafta New York Times Gazetesi’nde, bir gıda müfettişiyle yapılan röportajı okuyana kadar. Röportaj boyunca, tüm sorularda müfettiş ne kadar yalnız olduğunu anlatıyor. Her gün tek başına ortalama dört veya beş restoranı ziyaret ediyormuş. Ziyaret ettiği restoranlarda, ona içten ve sevgi dolu davranmadıklarının da açıkça farkında. Yumuşak ve fazla cana yakın bir duruş sergilerse, insanların onunla oyun oynamaya başlayacağını düşünüyor. Bu sebepten dolayı, her daim mesafeli bir ifade takındığını belirtiyor.

KARMAŞIK DUYGULAR YAŞIYORUM

Bir restoranı mühürlediğinde, karmaşık duygular yaşıyormuş. Bir tarafta halk sağlığını tehdit eden bir işletme, diğer tarafta oradan ekmek parası kazanan işletmeci ve çalışanları. Derisinin yıllar içinde kalınlaştığını söylüyor. “Artık en büyük suçluluk duygusunu, denetlediğim ve olumlu olduğunu düşündüğüm bir restoranın, günler sonra insanları zehirlediğini öğrendiğimde yaşıyorum” diyor.

Restoranın kapısından içeri adımını atar atmaz, panik içinde koşuşan insanlar görmeye alışmış. “İnsanların benden nefret ettiğini bile bile, her gün o restoranlara gitmek ve işimi yapmak zorundayım” diye ekliyor. İşinin en kötü tarafı, restoranların arkasında neler olup-bittiğini çok iyi bildiği için dışarıda yemek yemek istememesiymiş. Eşi ile bu sebepten bolca kavga ediyorlarmış. Bazen kendi bencilliğimizden, karşımızdakinin halini anlamayı gerçekten unutuyoruz. İyi ki varlar ve iyi ki işimizi daha doğru bir şekilde yapmak için bizi zorluyorlar...