Sık değişen hava şartları nedeniyle soğuk algınlığına yakalananların sayısı hızla artıyor. Habertürk’ten Ceyda Erenoğlu’nun haberine göre, gerekli olmadıkça antibiyotik ve ağrı kesici kullanmaktan kaçınanlar, doğal tedavi seçeneklerinden yardım alıyor. Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, “Bu konuda destek alınması gerekenler arasında ilk sırada pastiller bulunuyor. Güncel araştırmalar şekerli boğaz pastillerinin mikropların beslenmesi ve gelişimine yol açtığını ve biyofilm oluşturarak enfeksiyonun şiddetlenmesini sağladığını ortaya koyuyor” diyor.

PASTİLİNİZ ŞEKERLİ OLMASIN!

Daha bilimsel ifade etmek gerekirse, mikroorganizmalar, yapılarında bulunan glikozil transferaz enzimini kullanarak şekeri biyofilm haline dönüştürüp ağız-boğaz ve dişlerin üzerini kaplıyor. Oluşturdukları biyofilm üzerine yapıştıktan sonra çoğalarak hastalığa neden oluyor. Bu nedenle öncelikle seçilecek pastilin şeker taşımaması çok önemli görülüyor. Mikropların çoğalmak için bazı proteinler sentezleyerek birbirleri ile haberleştiği için ikinci aşamada seçilecek ürünün, mikropların çoğalması için birbiriyle iletişimini kesecek içeriğe sahip olması gerekiyor. 

ZENCEFİL KÖKÜ, ADAÇAYI VE YEŞİL ÇAY

Yapılan araştırmalar, nar kabuğu özütü ve zerdeçal rizomunun bu tip etkileri bulunduğunu ortaya koyuyor. Böylelikle mikropların çoğalması önlenip, üçüncü aşamada kalanların da yok edilmesi gerekiyor. Bu noktada; zencefil kökü, adaçayı ve yeşil çaydan yardım alınıyor. Demlenen adaçayı içerisindeki uçucu yağda bulunan sineol, mikropların yok edilmesine yardımcı oluyor. Yeşil çay içindeki kateşinler, mikropların hücre çeperinin parçalanmasını sağlarken, biyofilm oluşturulmasını engelliyor. Bu uygulamaların gün içinde sıklıkla tekrarlanması gerekiyor. Bu yardımlar sonucunda ertesi sabah sorunsuz şekilde günlük hayata dönüş yapmak mümkün olabiliyor.

ÖNLEMLER MİKROPLAR GELİŞMEYE BAŞLAMADAN ALINMALI

Yapılan çalışmalar sorunun virüs kaynaklı olması durumunda, nar meyve kabuğu içerisindeki punikalagin ve zerdeçalın içindeki kurkuminoitler ile zencefilin, virüslerin çoğalmasını engellediğini gösteriyor. En önemli hususun, önlemlerin mikroplar (bakteri veya  virüs) gelişmeye başlamadan önce alınması ve mücadeleye hızlı başlanması olduğu belirtiliyor. Biyofilm oluştuktan ya da virüsler geliştikten sonra hastalığın bu şekilde tedavi edilmesi mümkün olamıyor. Hastalığa yakalanmadan bağışıklık sistemini destekleyici önlemler alınması bu tip risklerin en aza indirilmesini sağlıyor.