Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HABERTURK.COM

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Grup Toplantısı'nda atılan sloganlara çok sert tepki gösterdi. Erdoğan, "Bunlar TBMM'de Cumhurbaşkanı'na ve milletvekillerine küfredecek kadar alçaldılar. Bunlarda ahlak diye bir şey yok. Bunlarda haysiyet diye bir şey yok. Bunlar kan emicidir, haysiyet katilidir. Cumhurbaşkanı'na ve iktidar partisi mensuplarına küfredecek kadar alçalanlara ben diyecek bir şey bulamıyorum. En büyük bedeli, en kısa zamanda milletim ödetecektir. Bunların bölücü terör örgütüyle ne farkı var. Bunlar parlamento içinde siyasi terör estiriyorlar" dedi. 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, paralel yapılanma hakkında Bakanlar Kurulu'na tavsiyede bulunduklarını belirterek, "Fetullahçı Terör Örgütü tavsiye kararı aldık ve Bakanlar Kurulu'na gönderdik. Bunlar PYD neyse, YPG neyse, PKK neyse bunlar da aynı kategoriden yargılanma sürecine girecekler" ifadelerini kullandı. 

Ahi Evran Üniversitesi'nde fahri doktora tevdi töreninde konuşan Erdoğan, TBMM'deki CHP Grup Toplantısı'nda atılan sloganlar için, "27 Mayıs darbesiyle kurulan vesayet sistemi bugün hale etkisini devam ettiriyor. CHP hala çıkar ve güç odaklarıyla iktidar devşirme çabası içinde. İçinde kan geçen cümleler bunun en büyük delilidir. Eskiler can çıkar, huy çıkmaz derlerdi. CHP'nin genlerine sirayet etmiş bu huyun silinmediğini görüyoruz. Kendileri değişmese de milletimiz ve ülkemiz çok büyük değişim yaşadı. Türkiye 1960'ların Türkiyesi değil. Kan üzerinden, sokak üzerinden, sermaye ve hatta terör üzerinden milletin tebiye etme üzerinden netice alınamayacağını öğrenmeli gerekiyor" dedi. 

Erdoğan, Kırşehir'de Ahilik Haftası kutlama törenine katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

AHİLİK TEŞKİLATI KUTLAMASI

"Selçuklu ve Osmanlı'da olduğu gibi Türkiye'de de esnaf ve sanatkarlarımız toplumun ana omurgası olmayı sürdürüyor. Bu tür yapıları ne kadar güçlü tutarsak, bu anlayışı yeni nesillere ne derece güçlü aktarabilirsek, geleceğimize de o denli güçlü bakarız. Tarihinden, geleneğinden kopan milletler, rüzgarın önünde savrulan kuru yapraklar gibi sürüklenmeye mahkumdur. Biz hiçbir zaman böyle bir millet olmadık. Ecdadımızdan aldığımız emaneti daha da zenginleştirerek, sonraki nesillere aktarmak için çalışıyor, çalışmaya devam edeceğiz. Ecdadımızın, Anadolu'yu yurt yapmasına yardımcı olmak için tarihin gördüğü en önemli sivil toplum örgütü ahilere sıkı sıkı sahip çıkan Kırşehirlilere şükranlarımı sunuyorum. 

TERÖRLE MÜCADELE

Terörle mücadelede ülkemizin her şehri gibi Kırşehir de şehitler verdi. Biz bugüne kadar hiçbir faninin önünde eğilmedik. Biz sadece rükuda Rabbimizin önünde eğildik. Bundan sonra da hiçbir faninin önünde eğilmeyeceğiz. Bize de yakışan budur, olması gereken budur. Biz ecdadımız nasıl mücadele verdiyse öyle mücadele vereceğiz. Terörle mücadele operasyonların şehit olanları rahmetle yad ediyor, yakınlarına sabır diliyorum. Şehitlik makamı ulaşılması kolay bir makam değil. Şehitlerimiz bu toprakları bir vatan yapmak için mücadelesini sürdürüyor. Bu ülke 1000 yıldır şehitlerinin, gazilerinin hürmetine ayaktadır. Bu topraklar uğrunda ölmeyi göze alanlar olduğu için vatanımız olmayı sürdüyor. Milletimizin birliği, beraberliği, kararlı duruşu sayesinde hepsinin de üstesinden gelmeyi başardık. 

"HAYAL DAHİ EDİLMESİ ZOR BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ"

Bugün Türkiye'nin önüne engel çıkarmaya, bizi boğmaya kalkanlara kalsa 100 yıl önce tarihe gömülmüş bir millet olacaktı. Sene 2016 ve biz dimdik ayaktayız. Küresel krizlere karşı daha dirençli hale gelen ekonomimizle, büyük projelerimizle, yatırımlarımızla, demokrasimizle, mazlum ve mağdurlara yönelik yardımlarımızla ayaktayız. Birlğimizle, beraberliğimizle 2023 hedeflerine doğru ilerliyoruz. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız dedik. Bundan taviz yok.

Türkiye'nin 2023 hedefleri bir asır öncesinin şartları düşünüldüğünde hayal dahi edilmesi zor bir başarı hikayesidir. Osmanlı'ya hasta adam muamelesi yapanlar defalarca hayak kırıklığına uğradı. Karşımızdaki güçler bir ordunun sonuna kadar dayanabileceğini düşünmemişti. Mütareke şartları gereği Osmanlı ordusunu dağıtanlar, bu milletin en zor şartlarda dahi silkinip ayağa kalkabileceğini düşünmüyordu. Batıdan ve güneyden Anadolu'ya yönelen işgalciler, o direnişle karşılaştılar. Kısa sürede Kurtuluş Savaşı'na dönüşen bu mücadeleyi neticelendirdik. Cumhuriyet kurulduğunda sınırlarımız içindeki 3 kişiden 1'i muacirlerden oluşuyordu. Anadolu yüreği sevgi dolu bir anne gibi herkese kucak açtı. Dört bir yanımız hala yüreğimizde kanayan bir yara olmayı sürdüren hasretlikle çevrili. Türkiye mevcut sınırlarından ibaret bir ülke değildir. Kendisini, bu tarihe, bu kültüre ait hissedenlerin umudunun adıdır. Biz umudunu bize bağlayan kardeşlerimizin sadece geçmişi değil, geleceğiz de. 

TÜRKİYE'YE YAPILAN YATIRIMLAR

15 yıl önce bir Kırşehir'i düşünelim, nasıldı? Hamd olsun bugün farklı bir Kırşehir var. Büyük düşüneceğiz, büyük. Bize küçük düşünmek yakışmaz. Büyük projeler, büyük düşünenlerindir. 

İstanbul'da Marmaray'ın temelini attığımızda bizimle dalga geçiyorlardı. Bizim dedemiz Fatih karadan kadırgaları yürüterek İstanbul'u fethetti, biz de denizin altından metroyu yürüterek dünyaya mesajımızı vereceğiz. Oldu mu, oldu. 3 yıl içinde o metrodan 130 milyon insan geçti. Nereden, nereye... Şimdi yıl sonunda Avrasya Tüneli'nin açılışını yapıyoruz, oradan da otomobiller geçecek. Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü açıyoruz. Sayın Başbakan bana diyor ki, Biz Osman Gazi Köprüsü'yle ilgili bir tarih açıkladık ama yüklenici firmalar tarihi öne çekti. Ramazan öncesi açabiliriz dedi. Nerelerden, nerelere geldik. Şimdi uçuyoruz. Bunları hayal dahi edemezlerdi. 

CHP'YE TEPKİ: HAYSİYET KATİLLERİ

Bunlar TBMM'de Cumhurbaşkanı'na ve milletvekillerine küfredecek kadar alçaldılar. Bunlarda ahlak diye bir şey yok. Bunlarda haysiyet diye bir şey yok. Bunlar kan emicidir, haysiyet katilidir. Cumhurbaşkanı'na ve iktidar partisi mensuplarına küfredecek kadar alçalanlara ben diyecek bir şey bulamıyorum. En büyük bedeli, en kısa zamanda milletim ödetecektir. Bunların bölücü terör örgütüyle ne farkı var. Bunlar parlamento içinde siyasi terör estiriyorlar. 

"ER YA DA GEÇ YARGILANACAKLARDI"

Dokunulmazlıklarla ilgili teklif geldi, 376'yla dokunulmazlıkların kaldırılması, fezlekelerin dokunulmazlığının kaldırılmasıdır. Yargı bunları yargılayacak ve nihai kararını verecek. Niye korkuyorsun? Suçu olan gocunur. Zaten toplamda kaç milletvekili var 168, diğerlerinin böyle bir sorunu yok. Biz dürüstlüğün sorumlusuyuz. 168 kişininki de suç teşkil ediyor diye bir şey yok. Ancak bunlar içinde aracında silah taşıyan da, banka soyguncusu da, görevi kötüye kullanan da var. Yargı fezlekeleri parlamentoya gönderdi. Zaten er veya geç bunlar yargılanacaktı, yıllar yılı beklemeye gerek yok. Biz eğer bu adımları atmazsak, millet bunun hesabını sorar. Onun için de bu adımı atacağız.

EKONOMİK GELİŞMELER

Milli gelirimiz 230 milyar dolardı. Nereye çıkardık 780 milyar dolara çıkardık. Kişibaşına gelirimiz 3 bin 500 dolardı, 11 bin dolara çıkardık. Şu anda krizler sebebiyle biraz düştü. İhracatımızı 158 milyar dolara çıkardık. Faiz, enflasyon, işsizliği tek haneye indirdik. Emniyet, adalet, haberleşme, enerji, toklu konutta tarihi yatırımları gerçekleştiremezdik. Biz laf üretmedik, iş ürettik iş. Bu olaylarda özellikle, ulaştırma, haberleşmede başarılı bir performans ortaya koymuş olan bakanımız, şimdi de başbakan olarak çok daha başarılı bir süreci başaracak.

Türkiye'nin yaşadığı bu dönüşüm çok önemlidir ama yeterli değildir. Bunun için 2023 hedefleri için çalışıyor. Biz 2053'ü, 2071'i biz göremeyeceğiz ama sizler göreceksiniz. Biz temelleri atıyoruz, gençler, bu temeller üzerinde yeni Türkiye'yi yükseltemenizi bekliyorum. Biz sizi ebedi alemden izleyeceğiz. Sizlerden dualarınızı bekliyoruz. Hem hedeflerimize ulaşabilmemiz, hem de yeni hedeflere ulaşabilmek için rabiamıza sıkı sıkıya bağlı olmamız gerek. 

PARALEL YAPI İLE MÜCADELE

Dün yeni bir karar daha aldık, legal görünümlü terör örgütü dedik, Fetullahçı Terör Örgütü tavsiye kararı aldık ve Bakanlar Kurulu'na gönderdik. Bunlar PYD neyse, YPG neyse, PKK neyse bunlar da aynı kategoriden yargılanma sürecine girecekler. Bu millete çok çektirdiler, ümmeti parçaladılar. Biz kısmı kaçıp gidiyor, bir kısmı cezaevinde. 

Birliğimize, beraberliğimize, devletimize dört elle sarılmalıyız. Başka Türkiye yok. Kendileri için başka devletler, başka bayraklar hayal eden varsa başka yere gidebilirler. Bizler buradayız. Çok önemli hadiseleri 3 yıldır yaşadık; Gezi olayları, darbe girişimi... Bütün terör örgütünün eylemleri, bölgemizdeki gelişmelerin hepsi birbiriyle ilişkili. Bu bir projedir. Bizler kaderin üstünde bir kader olduğuna inanıyoruz. Bizi tökezletmek isteyenler, Allah'ın yardımıyla 3 yıldır hep boşa çıktı. Ülke olarak kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz. Bölücü terör örgütünün yaptıkları geçici, hepsi kontrol altında. Güvenlik güçlerimiz saklandıkları deliklerde birer birer yakalayarak akıbetlerine uğurladılar. Türkiye, kendisine silah çekene, teslim olana ne kadar müşfik davrandığını göstermiştir. Terör örgütü yeniden kırsalda eylem arayışına girdi. Şehirlerimizden sonra kırsalı da teröristlerden temizleyeceğiz. Bu operasyonlar sonuna kadar devam edecektir. 

AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ'NDE KONUŞTU

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ahi Evran Üniversitesi'nde fahri doktora tevdi töreninde konuştu. Konuşmasından satırbaşları şöyle:

"TABELA ÜNİVERSİTE OLACAĞINI İDDİA ETTİLER"

"Şu anda öğretim üyesi konularında sıkıntılarımız var ancak bunları da aşacağız. Üniversitemiz gerçekten göz dolduruyor. Başarı grafiğinin daha da yükseleceğine inanıyorum. Biz her ilimize bir üniversite kazandırmak istediğimizde çok garip şeylerle karşı karşıya kalmıştık. 15 yıl önce Muş'ta, Ağrı'da, Hakkari'de havaalanı yoktu. Oradaki öğrenciler veya akademisyenler buraya nasıl gidip gelecekti? Biz öğrencinin ayağına üniversiteyi, akademisyeni götürelim dedik. Halaalanı sayısını da 55-56-57'ye çıkarmış olduk. Bunu yakaladık.

Milletle hiçbir bağı olmayan, bu çevreler yeni üniversitelerin bir tabela üniversitesi olarak kalacağını iddia ettiler. Geçen süre ile bizler bunun öyle olmadığını ispatlamış olduk. Bunun bir de ekonomik hayattaki gelişmeleri çok çok farklı şekilde oldu. Eskiden 10 tanesinden 1 tanesini üniversiteye alabilyorduk, şimdi 10'da 10'u olmaya başladı. Bu oradaki esnafı da hareketlendiriyor. Burada 20 bin istihdam olacak bir fabrika kuramazsın ama ticareti hareketlendiren bir üniversite var. Burası bir de çekim alanı haline geldi. 

İmkanı olmayan ailelerimiz için bu çok daha önemli oldu. Eğitim, öğretimde maliyeti de düşüren bir adımdı, altyapıydı. Biz bunu da düşürdük. Önümüzdeki süreçte bunu sürdürmemiz gerekiyor. Şehrin kalkınması için görev üstlenmeyen üniversite görevini yerine getirmiyor demektir. 

Bir üniversite için teknik imkanlar önemlidir. Bunların hiçbiri başarı için yeterli değildir. Esas mesele ya yol bularak ya da yol açarak çalışmaktır. Bahane üretmeden yolumuza devam ediyoruz. İnanç, kararlılık olduğu sürece aşamayacağımız engel olmadığına inanıyorum. 

Her yıl ülke genelinde idrak ettiğimiz Ahilik Haftası bizim için hayat damarlarımızı yenilemenin fırsatıdır. Çok önemli bir geleneğimizi hatırlayıp ihya ediyoruz. Bu değerleri günümüze taşımak, genç nesille buluşturmak durumundayız. Geleneğini unutan hiçbir millet ayakta kalamaz. Bizim için tarih hem bugünümüze, hem geleceğimize yön veren ilham kaynağıdır. 

27 MAYIS DARBESİ

Bugün Ahilik Haftası yanında acı bir yıldönümünü de yad ediyoruz. 27 Mayıs 1960 darbesinin 56. yıldönümü. Yaslıada'da kurulan düzmece mahkemelerde idam edilen Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'a rahmet diliyorum. 

Bu iki adayı muhteşem bir projeyle demokrasi ve özgürlükler adası olarak inşa ediyoruz. Burada fikir, düşünce, sanat tartışılacak, konuşulacak. 1960'lı yıllarda kimler ne yapmış, bizler ne yapıyoruz onu göstereceğiz. Hem ibret vesikası olarak hatırlatacağız, hem de bunu tekrarlamak isteyenlere bunu göstereceğiz. Onlar darbeciler tarafından darağacına gönderilmiş olsalar da milletimizin gönlünde herkese nasip olmayacak müstesna yer edinmiştir. Bu 3 demokrasi kahramanını yad etmeyi sürdürüyoruz. 

Verilen ve infaz edilen idam cezaları bir gözdağıydı. 27 Mayısçılar bugün de var. Ama artık onlar mazi oldu. Biz o beyaz kefenimizi giyerek yola çıktık, devam edeceğiz, özgürlük mücadelesi vereceğiz. 

"DARBENİN HAZIRLANDIĞI YER..."

27 Mayısçılar Menderes'in akıbetini, demoklasin kılıcı gibi sallanmasını hedeflemiştir. Darbe ortamının hazırlanmasının merkezinin CHP Genel Merkezi olduğu biliniyor. CHP, 1958'den itibaren sokakları karıştırarak, toplumun belli kesimlerini harekete geçirmiştir. Bazı akademisyenler de öğrencileri galyana getirerek destek olmuştur. İlk Hedefler beyannamesi darbecilerin programı haline dönmüştür.

27 Mayıs darbesiyle kurulan vesayet sistemi bugün hale etkisini devam ettiriyor. CHP hala çıkar ve güç odaklarıyla iktidar devşirme çabası içinde. İçinde kan geçen cümleler bunun en büyük delilidir. Eskiler can çıkar, huy çıkmaz derlerdi. CHP'nin genlerine sirayet etmiş bu huyun silinmediğini görüyoruz. Kendileri değişmese de milletimiz ve ülkemiz çok büyük değişim yaşadı. Türkiye 1960'ların Türkiyesi değil. Kan üzerinden, sokak üzerinden, sermaye ve hatta terör üzerinden milletin tebiye etme üzerinden netice alınamayacağını öğrenmeli gerekiyor. 

"SİYASİ TERÖR ESTİRİLİYOR"

Cumhurbaşkanı'na açık ve net küfrettiriyor. Bir partinin genel başkanı olarak küfürler devam ederken, 'lütfen, napıyorsunuz' demiyor. Çünkü senaryo kendisi tarafından hazırlanmış. Kendisi de başrol oyuncusu. Hepimiz davamızı açtık ve bunu sürdüreceğiz. Bu çatı altında küfretmeye hiçbir milletvekilinin ve partilinin hakkı yoktur. Şu anda malesef parlamentomuzun havasında siyasi terör estiriliyor. Buna müsaade edemeyiz. Bir yere kadar. Yeni düzenlemelerin çok daha farklı olması gerekiyor. 

Demokrasi ve hukuk dışı yollara tevessül etmek, karanlık yapılarla işbirliği yapmak kimseyi iktidara getirmez, Türkiye'yi felakete sürükler. CHP'nin her şeye rağmen huyu değiştirmesini ümit ediyorum. 

Bu darbe neredeyse her 10 yılda bir tekrarlanacak başka müdahalelerin kapısını aralamıştır. 1960 darbesi sonrası atılan adımların gayesi iktidarı bürokratik oligarşinin elinde tutmaktır. 1924 Anayasası'nın 4. Maddesi'ndeki ifade çıkarılmıştır. 1961 Anayasası'nda millet iradesi parçalanmıştır. Yasama ve yargı hem görev hem de yetki olarak kabul edilirken, yürütme görev olarak tanımlanmıştır. Meclis'in aldığı kararlar Anayasa Mahkemesi tarafından kontrol edilmiştir. Bunun yanında 1960 darbesinin en kötü yanı partili cumhurbaşkanlığı sistemine son vermesidir. 1960 yılından sonra birkaç istisna hariç cumhurbaşkanlığı görevine bu anlayışın isimleri getirilmiştir. Burada muhafaza edilmeye çalışılan demokrasi ve hukuk olmamıştır. Sadece millet iradesini referans alan 1924 Anayasası'nı ortadan kaldıran 27 Mayıs rejimi korunmaya çalışmıştır. 

Düğmeye basılmışçasına birileri rejim elde gidiyor diye ortalığı ayağa kaldırıyor. O birileri de belli. Adres belli. Bu kesimler yönetim sistemi değişikliyle tehlikeye girenin 27 Mayıs rejimi olduğunu çok iyi biliyorlar. 23 Nisan'da Meclis'te yapılan konuşmalarda da gördük. Bir taraftan millet 'Al ülkeyi sen yönet' diyor, bu zat 'Hayır' diyor. Verdiği yetkiyi sonuna kadar yasalar çerçevesinde koruyacaksın.

Milletimizin yeni 27 Mayıslar, yeni acılar yaşamasına razı olmayız. Gençlerimizin piyon olarak kullanılmasına müsaade etmeyeceğiz. Tek bir evladımızın bile kan tutkunu siyasetçiler elinde yok olmasına göz yummayacağız.

Seçme yaşı 18, seçilme 30. Bu olmaz. Zor olan seçilmek değildir, seçmektir. Bzi 30'u 25'e indirdik. Şimdi bu yeni hükümet programına seçme-seçilme yaşını 18 olarak koydu. Bu bana göre, gençliğin geleceği noktasında çok önemli bir fırsat. Kabiliyeti olan bu şansı yakalar. Olmaz diye bir şey yok, Türkiye de bunu ispat edecek. 

Demokrasimiz başkanlık sistemi dahil her türlü tartışmayı yapacak olgunluğa erişmiştir. Önümüdeki dönemin bir dönüm noktası olacağına inanıyorum.