Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından halkı bilgilendirmek ve din üzerinden yapılabilecek istismarlara karşı bilinç oluşturmak amacıyla FETÖ'nün din anlayışını bizzat kendi kaynaklarından tespit etmek amacıyla Kendi Dilinden FETÖ - Örgütlü Bir Din İstismarı Raporu hazırlanmıştır.

5.Bölüm 

D. PARANOYA VE ŞİZOFRENİ

Gülen, Sohbet-i Canan adlı eserinde dinî konularda insanlara önderlik yapan kişilerle ilgili şöyle bir genelleme yapmaktadır:

“Bana öyle geliyor ki, tasavvuf başta olmak üzere, dinin diğer alanlarında az dahi olsa insanlara bir şeyler anlatan, onlara önderlik yapan kişiler paranoya ve şizofreni tehlikesine açık tiplerdir. Bu insanlar nazari bilgilerle değil entüisyonist bir mülahaza ile doğrudan Allah ile münasebet içinde olabilirler…” (Gülen, Sohbet-i Canan, s. 154).

Gülen’in bu iddiaları, insanlara dini tebliğ etmekle görevli peygamberlere yöneltilen “mecnun”, “büyülenmiş”, “kâhin”, “sihirbaz” gibi ithamlarla (İsrâ, 17/47; Şuarâ 26/153, 185; Sâd 38/4-5; Müddessir 74/21-25) paralellik arz etmekte ve peygamberler dışındaki âlimlere de ağır bir hakaret içermektedir. Aslında bu iddialar, elinizdeki kitapta alıntılanan birçok ifadesinden de anlaşılacağı üzere Gülen’in kendisinin bu tür illetlere sahip olduğunun bir itirafı mahiyetinde görülebilir. Öyle anlaşılıyor ki böyle bir ifadeyle o, aslında kendi saçmalıklarına ve aykırılıklarına cemaati nezdinde bir gerekçe hazırlamak peşindedir. Kendisindeki bu durumu başkalarına yansıtması ise psikoloji ve psikiyatri uzmanları tarafından değerlendirilmelidir. “Entüisyonist (sezgicilik) bir mülahaza ile doğrudan Allah ile münasebet içinde olabilmekten” bahsediyor olması da dinî açıdan kabulü imkânsız bir başka itikadi sapkınlık örneğidir. Zira birçok defa dile getirildiği üzere ancak peygamberler Yüce Allah ile doğrudan bir iletişim hâlinde, daha doğru ifadesiyle vahiy irtibatı hâlinde olabilirler.