Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem İnanç 'Şehitlere ölü denmez, onlar diridir!!

        Bedir’den başlayan, Mekke’nin fethinden Malazgirt Meydan Muharebesi’ne, oradan İstiklal Harbi ile Çanakkale’ye uzanan büyük mücadelelerin İslam tarihinde çok önemli yerleri vardır. Bu zaferleri kazananlar gazi, ölenler de şehittir.

        Günümüzde vatanımızı, namusumuzu, dinimizi korumak için canını feda edenler de şehittir. Yüce Allah şehitleri aşağıdaki ayetlerle değerlendirmektedir. Ayetler şöyledir: “Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın. Hayır, onlar diridir! Rabb’leri katında rızıklandırılıyorlar. Allah’ın kendi ihsanından verdiğiyle mutlu olarak arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar. Onlar Allah’tan gelen nimet ve keremin, Allah’ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.” (Âl-i İmran, 169-171) Bakara 154’te şehitlere ölü denemeyeceği, onların yaşadıkları ama bu hayatı bizim anlayamayacağımız ifade edilmiştir. Bakara 154’te, “Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin”, Âl-i İmran 169’da, “Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın” şeklinde yer almaktadır. Her iki ayette de şehitlerin diri olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu iki ayetten şu neticeyi çıkarabiliriz: Şehitlerin diri olmaları metafizik (fizik ötesi) bir konu olduğu için tabiat kanunlarıyla bunu açıklamak mümkün olmadığından, şehitlerin ölü değil, diri olduğuna iman etmek gerekir. Rabb’leri katında rızıklandırılmaları, onların hayatta olduklarını gösterir. Bedenlerini kaybetmiş olmaları, rızıklanmalarına engel değildir.

        Daha sonraki ayetlerde yüce Allah, şehitlerin nasıl ödüllendirildiklerini açıklamaktadır: 1. Kendi katında rızıklandırarak. “Allah yolunda öldürülen kimse”, yani şehit, Rabb’inin misafiri olup Rabb’i tarafından özel nimetlerle ağırlanmaktadır. Allah yolunda verilen can, kişiyi Rabb’inin katına taşımakta ve özel bir muameleye tabi tutulmasına sebep olmaktadır. 2. “Allah’ın ihsanından kendilerine verdikleriyle mutluluk duymaktadırlar.” Şehitler Allah katında sevinçlidirler. Bu sevinç veya mutluluk, Yüce Allah’ın onlara bahşettiği nimetler sebebiyledir. 3. Şehit olmayan kardeşlerinin durumu onları sevindirir. Yüce Allah ayetin devamında şöyle buyurmaktadır: “O şehitler, arkalarından kendilerine henüz katılmamış olanlara da, hiçbir korku ve üzüntü bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.” Şehitler, hayatta kalan kardeşlerinin korku ve keder duymayacakları müjdesiyle de sevinmektedirler. Demek ki şehitler, geride kalanların düzenli bir şekilde yaşadıkları haberini almakta ve bundan dolayı mutluluk duymaktadırlar. Bizim burada düzenli, korkusuz, kedersiz bir hayat yaşamamız şehitleri mutlu etmektedir; çünkü onlar bizim haberlerimizi almaktadır. Korkusuz ve üzüntüsüz hayatımız, onlar için bir ödül olmaktadır. Dünyada iyi hayat yaşayan insanlar mutluluğu şehitleriyle beraber paylaşmaktadır. Mutluluğun bir ucunda şehitler, diğer ucunda da dünyada yaşayanlar yer almaktadır. Bu ayet, şöyle de anlaşılabilir: Henüz şehit olup kendilerine katılmayanlara da, bir korku ve hüzün olmadığı müjdesini vermek isterler. 4. Allah’ın, müminlerin ödüllerini zayi etmeyeceği müjdesini vermek isterler. Âl-i İmran 171’de şehitler, şehit olmayan kardeşlerine şu müjdeyi vermek isterler: “Şehitler, Allah katından ulaşan bir lütfu, bir nimeti ve Allah’ın müminlerin hak ettiği ödülü zayi etmeyeceği müjdesini vermek isterler.” Şehitler, ilahi lütfa, nimete ve ödüle kavuştuklarından, yüce Allah’ın verdiği sözü yerine getirdiğini fiilen gördüklerinden, bu tecrübeyi dünyadaki kardeşlerine de müjdelemek isterler. Yani şehitler, başkalarını düşünerek Allah yolunda canlarını feda ettikleri gibi, şehit olduktan sonra da yine başkalarını düşünmektedirler. Müminlerin ödülünü zayi etmemek Allah’ın sünnetidir. Şehidin Allah katında nimetlere nail olacağına inanarak Allah yolunda canını feda eden kimsenin ödülü asla zayi olmayacaktır. Bu ilahi uygulama, insanlar tarafından da tatbik edilmelidir. Bu itibarla şöyle bir değerlendirme yapabiliriz: Başarılı olan insanların ödülü asla zayi edilmemeli ve kesinlikle ödenmelidir. Allahu Teala, nasıl dini bakımdan başarı gösterenlere mükâfat veriyorsa, biz de dünyevi bakımdan başarılı olanlara ödül vermeliyiz. Ödül verilmemesi, başarının engellenmesi anlamına gelir ki bu da insanlığa bir ihanetir. Başarıyı ödüllendirmeyen toplumlar, hem Allah’ın sünnetine ters düşmüş, hem de gelişmeyi engellemiş olurlar. Onun için şehitler, Allah’ın ödülleri zayi etmediği müjdesini haber vermek isterler.

        Profesör Dr. Bayraktar Bayraklı / Gazete HaberTürk

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ